Kişi Adı ve Soyadının Marka Olarak Tescili: Şartlar ve İtirazlar

Kişi adı ve soyadının marka olarak tescili, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.4 uyarınca mümkündür; ancak kişinin adını taşıması, başvurunun kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez. Ad veya soyadının ilgili mal ve hizmetlerde ayırt edici olması, önceki markalarla karıştırılma ihtimali yaratmaması ve başkalarının ad üzerindeki kişilik haklarını ihlal etmemesi gerekir. Özellikle SMK m.6/6, başkasına ait kişi ismini içeren başvurulara hak sahibinin itirazını; m.7/5-a ise gerçek kişinin kendi adını dürüstçe belirtmesini düzenler. Bunlar farklı hukuki korumalardır.

Kişi Adı Markasının Hukuki Temeli

Bir ad, yalnızca kişiyi tanıtan kimlik bilgisi değildir; ticari hayatta mal veya hizmetin hangi işletmeden kaynaklandığını da gösterebilir. Örneğin bir tasarımcının adı, belirli ürünlerde tüketicinin ticari köken algısını oluşturabilir. Bu sebeple SMK m.4, kişi adlarını marka olabilecek işaretler arasında açıkça saymıştır. Bu hüküm adın tamamını, yalnızca soyadını veya belirli bir ad-soyadı birleşimini soyut olarak tescile elverişli kılar; her somut başvurunun kabulünü garanti etmez.

SMK m.4: Bir teşebbüsün mallarını veya hizmetlerini diğerlerinden ayırt etmeye ve korumanın konusunu sicilde açık ve kesin biçimde göstermeye elverişli işaretler arasında kişi adları da bulunmaktadır.

Kişinin adı üzerinde Türk Medeni Kanunu (TMK) m.26’dan kaynaklanan kişilik hakkı ile marka tescilinden doğan sınai mülkiyet hakkı aynı şey değildir. İlki adın haksız kullanımına karşı kişinin korunmasını, ikincisi belirli bir işaretin tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerde kaynak gösterme işlevini korur. Marka olabilecek işaretlerin genel şartları bu ayrımın başlangıç noktasıdır.

Ad ve Soyadında Tescil Koşulları

Kişinin kendi adını tescil ettirmek istemesi, SMK m.5’teki mutlak ret nedenlerinden ve m.6’daki önceki haklara ilişkin nispi ret nedenlerinden muafiyet sağlamaz. Tescil değerlendirmesi başvuruya konu somut işaret ve mal veya hizmet listesi üzerinden yapılır.

  • Ayırt edicilik: Ad veya soyadı, ilgili tüketici tarafından yalnızca kişisel bir bilgi olarak değil, malın veya hizmetin ticari kaynağını gösterebilecek bir işaret olarak algılanmaya elverişli olmalıdır. Çok yaygın bir soyadı da bağlama göre ayırt edici olabilir; yaygınlık tek başına ret nedeni değildir.
  • Sicilde gösterilebilirlik: Kelime markası olarak tescil talep edilen adın harf dizisi, şekilli bir başvuruda ise yazı ve görsel unsurların tamamı belirli olmalıdır. Tescilden sonra markanın esaslı unsurları başvuru üzerinde serbestçe değiştirilemez.
  • Önceki haklar: Aynı veya benzer marka, önceye dayalı ticari kullanım, başkasının ad hakkı ya da tanınmış markanın korunması gibi engeller ayrı ayrı incelenmelidir.
  • Dürüst başvuru: Başvuru, başka bir kişinin tanınmışlığını kullanmak veya onun ticari faaliyetini engellemek amacıyla yapılmışsa SMK m.6/9 kapsamında kötü niyet itirazı gündeme gelebilir.

Bir soyadının belirli mal veya hizmetler yönünden tanımlayıcı, ticaret alanında yaygın kullanılan ya da ayırt edici olmayan bir ifade niteliği kazanıp kazanmadığı da somut olarak değerlendirilir. Bu konuda mutlak ret nedenleri ve başlangıçta yetersiz olan işaretlerin kullanım sonucu ayırt edicilik kazanması ayrı sorunlardır. Adın nüfus kayıtlarında bulunması, markasal ayırt ediciliğin veya ticari tanınmışlığın ispatı yerine geçmez.

Önceki Marka ve Aynı Soyadı Sorunu

Bir soyadının daha önce başkası adına tescilli bulunması, aynı soyadına sahip her kişinin sonraki başvurusunu otomatik olarak engellemez. Bunun tersi de doğrudur: sonraki başvurunun gerçek bir ad-soyadı içermesi, önceki markanın sağladığı korumayı ortadan kaldırmaz. SMK m.6/1 bakımından işaretlerin genel izlenimi, ayırt edici ve baskın unsurları, ilgili mal ve hizmetler ile tüketicinin işletmesel bağlantı kurup kurmayacağı birlikte değerlendirilir.

Örneğin “Deniz Erdem” adına yapılan bir danışmanlık hizmeti başvurusu ile daha önce tescilli “ERDEM” ibareli bir marka arasında, yalnızca ortak soyadına bakılarak kesin bir sonuç verilemez. Önceki markanın ayırt edici gücü, başvuru kapsamındaki hizmetler, başka sözcük ve şekillerin katkısı ve hedef tüketici çevresi incelenmelidir. Adın eklenmesi bazen bütünsel izlenimi değiştirebilir; kimi durumlarda ise ortak baskın unsuru farklılaştırmaya yetmeyebilir.

Önceki işaretin Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız yarar, itibar zararı veya ayırt edici karakterin zedelenmesi olasılığı bulunuyorsa SMK m.6/5 ayrıca önem kazanır. İsim benzerliğinin genel ölçütleri marka benzerliği ve karıştırılma ihtimali konusunda; özel ret sebepleri ise nispi ret nedenleri kapsamında incelenir.

Başkasının Adının Marka Olarak Tescil Edilmesi

SMK m.6/6, başkasına ait kişi ismini içeren marka başvurusunun, hak sahibinin itirazı üzerine reddedilmesini öngörür. Korunan menfaat, adın kişiye bağlanan kimlik ve kişilik değeri ile markanın yaratabileceği aidiyet veya ilişki izlenimidir. Bu nedenle bir kişinin izni dışında adının başka bir işletme tarafından marka olarak sahiplenilmesi, somut koşullarda kişilik hakkını ihlal edebilir.

SMK m.6/6: Başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikrî mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. TMK m.26: Adı haksız kullanılan kişi bu kullanıma son verilmesini, şartları varsa tazminat da isteyebilir.

Her ortak hece veya yaygın soyadı, başvurunun belirli bir kişinin adına el koyduğu anlamına gelmez. İncelemede adın tam veya ayırt edici biçimde kullanılıp kullanılmadığı, başvurunun kimle özdeşleştiği, başvuru sahibinin ad üzerindeki hukuki dayanağı ve tüketici nezdindeki bağlantı önem taşır. Örneğin kamuoyunda yalnızca belirli bir sanatçıyla özdeşleşmiş tam adın ilgisiz bir şirket tarafından eğlence hizmetleri için tescili ile çok sayıda kişinin taşıdığı sıradan bir soyadının farklı unsurlarla birlikte tescili aynı biçimde değerlendirilmez.

İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 15.06.2023 tarihli, E.2021/129, K.2023/109 sayılı kararında; davacıyla ortak olan ibarenin yaygın kullanılan, ayırt ediciliği zayıf bir soyadı olması ve başvuru işaretinin davacının adıyla özdeşleşmemesi, kişi ismine dayalı hükümsüzlük talebinin reddinde etkili olmuştur. Dolayısıyla ad üzerindeki hakkın varlığı ile sonraki markanın o hakkı ihlal etmesi ayrı ispat konularıdır.

Aynı Adı Taşıyan Kişiler Arasında Hak Dengesi

İki kişinin aynı ad ve soyadını taşıması mümkün olduğu gibi ikisinin de ayrı ekonomik faaliyet yürütmesi mümkündür. Kimlik kaydından doğan ad hakkı her ikisine de aittir; ancak marka hukukunda başvuru tarihleri, önceki tesciller, markasal kullanım ve somut karıştırılma ihtimali ayrıca sonuç doğurur. Bir kişinin adının tescilli marka olması, bütün adaşların isim üzerindeki kişilik haklarını ortadan kaldırmaz; diğer adaşın kimlik hakkı da piyasada karıştırılmaya yol açan bağımsız marka tesciline koşulsuz üstünlük sağlamaz.

DurumBelirleyici inceleme
İki kişi aynı ad ve soyadını taşıyorKimlik hakkı her ikisinde bulunabilir; markasal tescil ve kullanım çatışması ayrıca incelenir.
Sonraki başvuru önceki markaya yalnız soyadı yönünden benziyorİşaretin bütünsel izlenimi, ortak unsurun gücü, mal/hizmet ilişkisi ve iltibas araştırılır.
Önceki marka güçlü ve sonraki ad-soyadı markanın serisi gibi algılanıyorSMK m.6/1 bakımından ret riski artar; gerçek soyadı olması tek başına yeterli savunma değildir.
Başvuru başkasının adı ve ününden yararlanıyorSMK m.6/6, duruma göre m.6/9 ve kişilik hakkı koruması gündeme gelir.

Aynı soyadına sahip aile bireylerinin birlikte çalışması, ayrılması veya farklı şirketler kurması hâlinde eski marka devirlerinin, varsa kullanım anlaşmalarının ve tüketicinin işletmeler arasındaki ilişkiye dair algısının belgelenmesi gerekir. Önceki aile şirketi adına kayıtlı bir tescil, kendiliğinden tüm aile bireylerinin ortak malı sayılamaz.

Ad Sahibinin İzni ve Muvafakat Belgesi

Başkasının adı marka olarak kullanılacaksa o kişinin hangi işaretin, hangi kişi veya şirket adına, hangi mal ve hizmetlerde tescil ve kullanımına izin verdiği açıkça belirlenmelidir. Bir menajerlik, istihdam, ortaklık veya reklam sözleşmesinin varlığı tek başına kişinin adının sözleşme karşı tarafı adına marka olarak tesciline izin verildiği anlamına gelmez. İzin iddiasının içeriği, kapsamı ve başvuru ile bağlantısı belgelerle ortaya konulmalıdır.

Ad sahibinin rızası ile SMK m.5/3 kapsamındaki noter onaylı marka muvafakatnamesi birbirine karıştırılmamalıdır. İkinci kurum, önceki marka sahibinin belirli bir başvurunun tesciline muvafakatiyle SMK m.5/1-ç engelinin aşılmasına ilişkin özel mekanizmadır. Başka bir kişinin adını kullanmaya yönelik kişisel izin ise somut kişilik hakkı çatışmasının değerlendirilmesiyle ilgilidir; başvurunun diğer ret nedenlerini kendiliğinden kaldırmaz.

Tarafların farklı alanlarda aynı veya benzer işaretleri kullanma konusunda yapacağı düzenleme de somut sınırlarını aşamaz. Bu noktada birlikte var olma sözleşmesi ile adın tesciline verilmiş kişisel iznin hukuki işlevleri ayrı değerlendirilmelidir.

Sanatçı Adları, Müstear Adlar ve Aile Soyadları

Sanatçıların sahnede kullandıkları gerçek adları veya tanındıkları müstear adlar, marka başvurularında özel uyuşmazlıklara yol açabilir. Burada yalnızca nüfus kaydı değil, işaretin belirli kişiyle özdeşleşmesi, uzun süreli kullanım, temsil ilişkileri ve adın ticari değerinden kimin yararlanacağı önemlidir. Müstear adın korunması bakımından her vakada doğrudan nüfus kaydına dayanılması mümkün olmayabilir; adın kullanımı ve kişiyi işaret etme niteliği ayrıca ispatlanmalıdır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 25.12.2025 tarihli, E.2024/1040, K.2025/1689 sayılı kararında, bir sanatçının gerçek ad ve soyadının menajer şirket tarafından kendi adına tescil ettirilmesi incelenmiştir. Mahkeme, sanatçı adına yönelik önceki hakları, somut izin delilinin bulunmamasını ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliğini değerlendirerek markanın hükümsüzlüğüne ilişkin ilk derece kararına karşı istinaf başvurusunu reddetmiştir. Bu karar, menajerlik ilişkisinin tek başına marka sahipliği yaratmadığını gösteren somut bir örnektir.

Aile soyadıyla kurulan işletmelerde de benzer bir ayrım vardır: aile üyelerinin soyadını taşıması, şirket adına tescilli markanın mülkiyetini her bir aile üyesine dağıtmaz. Şirketten ayrılan kişinin adını kullanması, yeniden marka başvurusu yapması veya başka mal ve hizmetlerde faaliyet göstermesi farklı hukuki sorular doğurur. Önceden yapılmış devir, izin ve ortaklık düzenlemeleri, marka sicili ve fiilî kullanım birlikte okunmalıdır.

Kendi Adını Dürüstçe Kullanmak, Onu Tescil Ettirmek Değildir

SMK m.7/5-a, marka sahibinin gerçek kişilerin kendi ad veya adresini dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde belirtmesini engelleyemeyeceğini düzenler. Bu hüküm, kimliğin doğru biçimde belirtilmesini koruyan bir kullanım istisnasıdır; önceki tescille çatışan ad veya soyadının yeni bir münhasır marka hakkı olarak kaydedilmesini sağlayan tescil hükmü değildir.

Örneğin bir meslek mensubunun adını kartvizitinde ve mesleki tanıtımında belirtmesi ile aynı adı büyük puntolu, önceki markanın görsel kimliğine yaklaşan bir ürün markası olarak piyasaya sürüp tescil ettirmeye çalışması ayrı değerlendirilir. Dürüst kullanımın ayrıntılı şartları marka hukukunda dürüst kullanım istisnası yazısının konusudur; burada belirleyici nokta, bu savunmanın marka tescilindeki nispi ret incelemesinin yerine geçmemesidir.

Yargı Kararlarında Belirleyici Ayrımlar

Ad-soyadı markalarında tek bir “soyadı eklenirse tescil edilir” veya “önceki soyadı markası varsa tescil edilemez” kuralı çıkarılamaz. Kararların hüküm sonuçları ve somut olaylar birlikte okunmalıdır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi: 21.11.2024

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E.2023/6928, K.2024/8207 sayılı kararında, sonraki başvuru ile önceki soyadı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığına ilişkin değerlendirme uygun görülmüştür. Bununla birlikte Yargıtay, kişinin soyadını dürüst kullanma hakkından doğrudan tescil hakkı çıkaran gerekçeyi hatalı bularak kararı gerekçesini düzelterek onamıştır. Dolayısıyla bu kararın sonucu, her aynı-soyadı başvurusuna izin verilmesi değil; tescilin somut marka benzerliği incelemesine bağlı olmasıdır. Kararın künyesi ve metni.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi: 23.06.2025

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E.2025/90, K.2025/4407 sayılı kararında ise ortak baskın unsurun ve mal-hizmet benzerliğinin sonraki ad-soyadı markasını önceki markanın serisi gibi algılatabileceği kabul edilmiştir. Gerçek bir ad-soyadı içermesi yeterli görülmemiş; karıştırılma ihtimalini reddeden karar bozulmuştur. Bu karar, adaşlık veya soyadı ortaklığının başlı başına tescil güvencesi oluşturmadığını somutlaştırır. Kararın metni.

Hukuk Genel Kurulu: Gerekçelerin Tutarlılığı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.07.2023 tarihli, E.2022/220, K.2023/723 sayılı kararında, önceki bir bozma kararındaki iltibas ve tanınmış marka incelemelerinin birbiriyle çelişkili kurulması maddi hata olarak değerlendirilmiş; bozma ve direnme kararları ortadan kaldırılarak dosya özel daireye gönderilmiştir. Bu hüküm, ad-soyadı başvurusunun kesin olarak kabulü veya reddi hakkında bir nihai esasa ilişkin karar değildir. Esas alınması gereken ders, aynı somut işaret için önceki markayla benzerlik, mal/hizmet ilişkisi ve tanınmışlık nedenlerinin tutarlı biçimde gerekçelendirilmesidir. Kararın tam metni.

Başvuru Öncesi Araştırma ve Deliller

Ad-soyadı başvurusunda yalnız nüfus kaydı veya yalnız marka sicili sorgusu yeterli bir hukuki risk analizi oluşturmaz. Başvuru sahibinin gerçekten o adı taşıması, önceki bir işarete karşı hak sahibi olması ve başvurusunun tüketici açısından ayırt edilebilir bulunması farklı deliller gerektirir.

  1. Kimlik ve yetki: Başvuru sahibinin nüfus kaydı; başka kişi adına işlem yapılacaksa adın tesciline ilişkin açık izin veya yetki belgesi.
  2. Sicil araştırması: Aynı ad, soyadı, birleşik ad-soyadı, yazım varyantları ve baskın unsurlar için ilgili sınıflarda önceki başvuru ve tescillerin incelenmesi.
  3. Piyasa araştırması: Aynı veya benzer işareti önceki tarihte kullanan işletmeler, meslek mensupları, sanatçılar ve dijital ticari kullanımların belirlenmesi.
  4. Kullanım geçmişi: Tarihli faturalar, kataloglar, duyurular, sözleşmeler, reklamlar, yayınlar, internet arşivleri ve gerekiyorsa tüketici algısı araştırmaları.
  5. İlişki belgeleri: Aile şirketi, menajer, lisans, işveren-çalışan veya eski ortaklık ilişkisinde marka sahibi, hak devri ve izin kapsamını gösteren belgeler.

İnternet ekran görüntülerinin tarih ve kaynak bilgileri korunmalı; adın yalnız ticaret unvanında geçmesiyle tüketiciye marka olarak sunulması eşit kabul edilmemelidir. Önceden yapılacak marka benzerliği ve hukuki risk taraması, uyuşmazlık ihtimalini görünür kılar; tescil veya ihlalsizlik garantisi vermez. Başvuru formu, marka örneği ve mal/hizmet listesinin hazırlanması ise marka başvuru sürecinin ayrı aşamasıdır.

Ad Hakkına Dayalı İtiraz ve Tescil Sonrası Hükümsüzlük

Bir kişinin adını izinsiz içeren başvuru yayımlanmışsa hak sahibi, SMK m.6/6 dayanağını ve kişilik hakkıyla bağlantıyı belirterek TÜRKPATENT nezdinde yayıma itirazda bulunabilir. SMK m.18 uyarınca süre, başvurunun Resmî Marka Bülteni’nde yayımından itibaren iki aydır. İtirazda adın hak sahibine ait oluşu, başvurudaki kullanımın neden o kişiye yöneldiği ve varsa rıza yokluğu somutlaştırılmalıdır.

İtirazın kabul veya reddi ve Kurumun sonraki nihai işlemlerine karşı başvuru yolları birbirinden ayrılır. Kurumun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı, kanuni koşullarla, bildirimden itibaren iki ay içinde yeniden inceleme ve değerlendirme itirazı gündeme gelebilir; YİDK’nın nihai kararına karşı ise bildirimden itibaren iki ay içinde Ankara’daki görevli fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesinde iptal davası açılabilir. Kurumsal açıklama için TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme bilgilendirmesi incelenebilir. Usul ayrıntıları marka başvurusuna itiraz, marka reddine itiraz ve YİDK kararının iptali davası konularında ayrıca açıklanmıştır.

Başvuru tescil edilmişse SMK m.25/1, m.6’daki nispi ret nedenlerine dayanılarak markanın hükümsüzlüğünün mahkemeden istenmesine imkân verir. Hükümsüzlük davaları Kuruma yapılacak idari iptal talebinden farklıdır; tescil anındaki hukuka aykırılık incelenir. Davacının hangi hakka dayandığı, marka sahibine karşı husumet, deliller ve kararın etkisi marka hükümsüzlüğü davası kapsamında değerlendirilir.

Önceki marka sahibinin sonraki markanın kullanımına uzun süre sessiz kalmasının doğurabileceği SMK m.25/6 sonuçları ile başkasının adının kötü niyetle sahiplenilmesi aynı varsayımlara indirgenemez. Özellikle kötü niyet iddiası varsa başvuru sahibinin bilgi düzeyi, tarafların ilişkisi ve ticari amaç ayrıca değerlendirilmelidir. Kötü niyetli marka tescili ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı bu ayrı hukuki sorunlara ilişkindir.

Sıkça Sorulan Sorular

Soyadımı tek başına marka olarak tescil ettirebilir miyim?

Evet, soyadı tek başına kelime markası olabilir. Ancak SMK m.4 ve m.5 koşullarını karşılaması, aynı veya benzer mal ve hizmetlerde önceki haklarla çatışmaması gerekir. Soyadınızın size ait olması başvuruyu otomatik olarak kabul ettirmez.

Aynı soyadını taşıyan iki kişi ayrı marka alabilir mi?

Somut duruma göre mümkündür. İşaretlerin bütünsel izlenimleri ve ilgili mal/hizmetleri farklıysa karıştırılma ihtimali bulunmayabilir. Aynı tüketici çevresinde önceki markanın serisi veya bağlantılı işletme izlenimi doğuyorsa sonraki başvuru reddedilebilir.

Bir şirket benim adımı izinsiz tescil ettirebilir mi?

Başvurunun kişilik hakkınızı ihlal edecek biçimde adınızı içermesi hâlinde SMK m.6/6 uyarınca yayıma itiraz edilebilir; tescil tamamlanmışsa şartlarına göre hükümsüzlük davası gündeme gelir. Adın ortak kullanılan bir ibare mi yoksa sizinle ilişkilendirilen bir ad mı olduğu önemlidir.

Ünlü olmayan kişilerin adları da korunur mu?

Evet. TMK m.26’daki ad hakkı, yalnızca tanınmış kişilere özgü değildir. Bununla birlikte belirli bir marka başvurusuna itirazda başarı için, başvurunun o kişinin ad hakkına gerçekten müdahale ettiğinin somut olayda gösterilmesi gerekir.

Markam reddedilirse kendi adımı işimde hiç kullanamaz mıyım?

Hayır. Marka tescilinin reddi ile gerçek kişinin adını dürüst biçimde belirtmesi farklıdır. SMK m.7/5-a, koşulları altında kimlik bilgisinin dürüst kullanımını korur; başkasının markasını taklit eden markasal kullanım için sınırsız izin vermez.

Adımı marka yapmak isteyen işletmeye izin vermem yeterli mi?

İzin, başkasına ait ad üzerindeki hak açısından önemli bir unsurdur; ancak işaretin ayırt ediciliği, önceki markalarla çatışması ve diğer ret nedenleri ayrıca değerlendirilir. İznin kime, hangi ad için ve hangi mal veya hizmetlerde verildiği açıkça belgelendirilmelidir.

Başkasının adımı içeren marka başvurusuna ne kadar sürede itiraz etmeliyim?

Yayıma itiraz süresi, Resmî Marka Bülteni’ndeki yayım tarihinden itibaren iki aydır. Bu sürenin geçirilmesi tescil sonrası bütün hukuki yolların mutlaka sona erdiği anlamına gelmez; ancak sonraki sürecin niteliği, dayanak haklar ve usul farklıdır.

Sonuç

Kişi adı ve soyadının marka olarak tescili mümkün olmakla birlikte üç ayrı soru cevaplanmadan güvenli bir sonuca ulaşılamaz: İşaret ilgili mal ve hizmetler için ayırt edici mi; önceki markalar karşısında karıştırılma veya tanınmışlık kaynaklı bir risk var mı; başkasının ad hakkına müdahale ediliyor mu? Adaşlık, aile ilişkisi veya kişinin kendi adını kullanma hakkı bu soruların yerine geçmez. Başvurudan veya itirazdan önce sicil, piyasa ve izin belgelerinin birlikte değerlendirilmesi; uyuşmazlığın niteliğine göre marka tescili ve isim hakkı uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki destek kapsamında izlenecek yolun belirlenmesi gerekir.

Yazar Avukat Fatih Sefer