Patent Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller: Üretim, Satış ve Usul İhlali

patent hakkına tecavüz sayılan fiiller, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 85, 86 ve 141. maddeleri çerçevesinde belirlenir. Patent sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki ürünün üretilmesi veya taklit edilmesi, belirli şartlarla satılması, dağıtılması, ithal edilmesi ya da ticari amaçla kullanılması; patentli usulün izinsiz uygulanması, patent hakkının gasp edilmesi ve lisansla verilen yetkilerin aşılması patent hakkına tecavüz oluşturabilir. Ancak her benzer ürün veya ticari faaliyet kendiliğinden ihlal sayılmaz. Fiilin patent istemleri kapsamına girip girmediği, patentin hukuki durumu, izin ilişkisi ve kanuni istisnalar birlikte değerlendirilmelidir.

Patent Hakkına Tecavüz Nedir?

Patent hakkına tecavüz, patent sahibine kanunla tanınan münhasır yetkilerin, hukuken geçerli bir izin veya istisna bulunmaksızın üçüncü kişiler tarafından ihlal edilmesidir. Patent sahibinin koruma alanı, yalnız buluşun adından, ürünün ticari görünümünden veya patent belgesinin varlığından hareketle belirlenemez.

SMK m. 85/1 uyarınca patent sahibi; buluşun gerçekleştirildiği yer, teknoloji alanı ve ürünün ithal veya yerli üretim olması bakımından ayrım yapılmaksızın patent hakkından yararlanır. Bununla birlikte patentin Türkiye’de sağladığı koruma ülkeseldir. Yabancı bir ülkede alınan patentin Türkiye’de doğrudan koruma sağladığı varsayılamaz.

Patent ihlalinin değerlendirilmesinde üç temel soru önem taşır:

  1. Korunan hak nedir? Türkiye’de etkili patentin veya ilgili başvurunun koruma kapsamı ve hukuki durumu belirlenmelidir.
  2. Hangi fiil gerçekleştirilmiştir? Üretim, satış, ithalat, usul kullanımı, lisans yetkisinin aşılması veya kanunda belirtilen başka bir davranış bulunmalıdır.
  3. Fiil hukuken yasaklanabilir mi? İstem kapsamı, hak sahibinin izni ve kanuni istisnalar birlikte incelenmelidir.

Bu ayrım önemlidir: Bir ürünün patentli ürüne benzemesi tek başına tecavüzün ispatı değildir. Buna karşılık ürünün dış görünümünün farklı olması da korunan teknik özelliklerin kullanılması hâlinde ihlali kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

SMK Madde 141’e Göre Patent Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller

SMK m. 141/1, patent veya faydalı model hakkına tecavüz sayılan davranışları beş bent altında düzenler. Ürün patentleri, usul patentleri, hak sahipliği ve lisans ilişkileri bakımından bu bentlerin uygulanma şartları birbirinden farklıdır.

Kanuni dayanakTecavüz sayılan fiilBelirleyici husus
SMK m. 141/1-aPatent konusu ürünü izinsiz olarak kısmen veya tamamen üretme sonucu taklit etmekKorunan teknik özelliklerin izinsiz üretimle gerçekleştirilmesi
SMK m. 141/1-bTecavüz yoluyla üretilmiş ürünü satmak, dağıtmak, ithal etmek veya belirtilen diğer ticari fiilleri gerçekleştirmekÜrünün taklit olduğunu bilme veya bilmesi gerekme
SMK m. 141/1-cPatentli usulü izinsiz kullanmak veya bu usulle doğrudan elde edilen ürünler üzerinde kanunda belirtilen fiilleri gerçekleştirmekUsulün kullanılması ve ilgili ürün işlemlerinde kanunda aranan bilgi şartı
SMK m. 141/1-çPatent veya faydalı model hakkını gasp etmekHak sahipliğinin hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesi
SMK m. 141/1-dLisansla verilen hakları izinsiz genişletmek veya üçüncü kişilere devretmekVerilen kullanım yetkisinin sınırlarının aşılması

1. Patentli Ürünün İzinsiz Üretilmesi veya Taklit Edilmesi

SMK m. 141/1-a uyarınca, patent veya faydalı model sahibinin izni olmadan buluş konusu ürünün kısmen veya tamamen üretme sonucu taklit edilmesi tecavüz sayılır.

Burada belirleyici unsur, ürünün ticari adının veya dış görünümünün aynı olması değil, koruma kapsamına giren teknik çözümün izinsiz biçimde gerçekleştirilmesidir. Ürünün bazı parçalarının değiştirilmiş olması, tek başına ihlalin bulunmadığı anlamına gelmez.

Örneğin belirli bir mekanik bağlantı sistemini koruyan patentte, rakip üreticinin farklı renk ve gövde tasarımına sahip ürünü aynı korunan bağlantı düzenini gerçekleştiriyorsa patent ihlali gündeme gelebilir. Buna karşılık yalnız aynı kullanım amacına hizmet eden ancak patent istemlerinin kapsamına girmeyen farklı teknik çözüm, sırf benzer sonuç elde ettiği için ihlal sayılamaz.

Üreticinin patent sahibinin ürününü doğrudan görmüş veya kopyalamış olması her olayda zorunlu bir unsur değildir. İhlal değerlendirmesi, koruma kapsamındaki teknik çözümün izinsiz gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine yönelir.

2. Taklit Ürünün Satılması, Dağıtılması, İthal Edilmesi veya Ticari Amaçla Bulundurulması

SMK m. 141/1-b, patent ihlalini yalnız üreticiyle sınırlandırmaz. Patent hakkını ihlal ederek üretilmiş ürünleri ticari dolaşıma sokan başka kişiler de kanunda belirtilen şartlarla sorumlu olabilir.

Bu kapsamda aşağıdaki davranışlar tecavüz oluşturabilir:

  • Tecavüz yoluyla üretilen patent konusu ürünleri satmak.
  • Bu ürünleri dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak.
  • Söz konusu amaçlarla ürünleri ithal etmek.
  • Ürünleri ticari amaçla elde bulundurmak.
  • Ürünleri uygulamaya koymak suretiyle kullanmak.
  • Bu ürünlerle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmak.

Bu bent bakımından önemli şart, kişinin ürünün kısmen veya tamamen taklit suretiyle üretildiğini bilmesi ya da bilmesi gerekmesidir. Bilgi şartının gerçekleşip gerçekleşmediği, ticari ilişkinin niteliği ve somut olayın delilleri üzerinden değerlendirilir.

Satıcının üretici olmaması tek başına sorumluluğu dışlamaz. Bununla birlikte satış zincirinde bulunmak da patent ihlalinin bütün unsurlarının araştırılmasına engel değildir. Ürünün gerçekten koruma kapsamına girdiği, ilgili ticari fiilin gerçekleştirildiği ve kanunun aradığı bilgi şartının mevcut olduğu ortaya konulmalıdır.

Örneğin bir ithalatçının, patent sahibinin izni olmadan üretilmiş ve korunan teknik çözümü içeren makineleri Türkiye’de satışa sunması bu bent bakımından değerlendirilebilir. Ürünlerin ithal edilmiş olması, patent korumasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

3. Patentli Üretim Usulünün İzinsiz Kullanılması

SMK m. 141/1-c, usul patentlerine ilişkin tecavüz fiillerini düzenler. Patent sahibinin izni olmadan buluş konusu usulün kullanılması, bu bent kapsamında tecavüz oluşturur.

Usul patenti belirli bir ürünün kendisinden ziyade, bir işlemin veya üretim yönteminin teknik aşamalarını koruyabilir. Bu nedenle aynı ürünün üretilmiş olması, her durumda patentli usulün kullanıldığını göstermez.

Örneğin belirli sıcaklık, basınç ve işlem sıralamasına dayanan koruma kapsamındaki bir üretim yöntemi, hak sahibinin izni olmadan uygulanırsa usul patentinin ihlali gündeme gelir. Farklı bir teknik yöntemle aynı sonucun elde edilmesi ise kullanılan yöntemin istem kapsamına girip girmediğinin ayrıca değerlendirilmesini gerektirir.

Aynı bent, patentli usulle doğrudan doğruya elde edilen ürünlerin satılması, dağıtılması, ticaret alanına çıkarılması, bu amaçlarla ithal edilmesi, ticari amaçla elde bulundurulması, uygulamaya koyularak kullanılması veya ilgili sözleşme önerilerinde bulunulmasını da düzenler.

Bu ikinci gruptaki fiiller yönünden, patentli usulün izinsiz kullanıldığının bilinmesi veya bilinmesi gerekmesi şartı önemlidir. Doğrudan usul kullanımı ile o usulden elde edilen ürünlerin ticareti aynı bilgi koşuluna indirgenmemelidir.

Usul patentlerinde üretimin nasıl yapıldığının belirlenmesi özel ispat sorunları doğurabilir. SMK m. 141/2’deki karine ve ispat düzeni, usul patentinde ispat yükü konusunda ayrıca incelenmelidir.

4. Patent veya Faydalı Model Hakkının Gasp Edilmesi

SMK m. 141/1-ç, patent veya faydalı model hakkının gasp edilmesini de tecavüz fiilleri arasında sayar.

Gasp, ürünün izinsiz üretilmesinden farklı olarak buluş üzerindeki hak sahipliğine ilişkin bir müdahaledir. Örneğin buluş üzerinde hak sahibi olmadığı hâlde bir kişinin hakkı kendi adına elde etmesi veya hak sahipliğini hukuka aykırı biçimde üstlenmesi, olayın özelliklerine göre gasp hükümlerinin değerlendirilmesini gerektirebilir.

Bununla birlikte patent başvurusunda ismi geçen kişinin mutlaka buluşu gerçekleştiren kişi olduğu ya da her çalışan buluşunun doğrudan işverene ait bulunduğu varsayılamaz. Buluşçu, başvuru sahibi ve patent sahibi sıfatları ayrı değerlendirilmelidir.

Hak sahipliğinin kime ait olduğunun belirlenmesi, gasp iddiasına bağlı başvuru veya patent üzerinde hak talebi ve bunların hukuki sonuçları, izinsiz üretim ve satış fiillerinden ayrı bir uyuşmazlık alanıdır.

5. Patent Lisansıyla Verilen Yetkilerin Aşılması

SMK m. 141/1-d uyarınca, patent veya faydalı model sahibi tarafından sözleşmeye dayalı lisans ya da zorunlu lisans yoluyla verilmiş hakların izinsiz genişletilmesi veya bu hakların üçüncü kişilere devredilmesi tecavüz sayılır.

Lisans sözleşmesi bulunması, lisans alanın patentten sınırsız biçimde yararlanabileceği anlamına gelmez. Kullanım yetkisinin hangi patentleri, ürünleri, faaliyetleri, süreleri ve varsa bölgesel sınırları kapsadığı, sözleşme ve uygulanabilir mevzuat birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Örneğin yalnız belirli bir ürün grubunun üretimi için yetkilendirilen lisans alanın, yetki kapsamı dışında kalan başka ürünler bakımından patentli buluşu kullanması tecavüz iddiasına yol açabilir. Aynı şekilde alt lisans veya üçüncü kişiye hak devri konusunda gerekli yetki bulunmadan işlem yapılması da kanuni bent kapsamında incelenir.

Ancak her sözleşmeye aykırılık kendiliğinden patent hakkına tecavüz değildir. Sözleşmesel bir yükümlülüğün ihlali ile patentten doğan kullanım yetkisinin izinsiz genişletilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Patentin Dolaylı Kullanımı Tecavüz Oluşturabilir mi?

SMK m. 86, patentli buluşun uygulanmasına hizmet eden belirli unsur veya araçların üçüncü kişilerce sağlanmasını özel olarak düzenler. Bu koruma, yalnız tamamlanmış patentli ürünün üretildiği veya satıldığı durumlarla sınırlı değildir.

Patent sahibinin, buluşun uygulanmasını mümkün kılan ve buluşun esasını teşkil eden bir kısmıyla ilgili unsurların veya araçların, buluşu kullanmaya yetkili olmayan kişilere verilmesini önleme hakkı bulunabilir. Bunun için kanunda belirtilen bilgi ve kullanım amacı koşulları gerçekleşmelidir.

Piyasada her zaman bulunabilen ürünler bakımından ayrıca özel bir sınır vardır. Üçüncü kişi, yetkisiz kullanıcıyı ilgili fiillere teşvik etmiyorsa SMK m. 86/1 hükmü uygulanmaz.

Bu nedenle sıradan bir parçanın satılması ile patentli buluşun uygulanmasına yönelik ve kanunun şartlarını karşılayan özel tedarik faaliyeti aynı değerlendirmeye tabi tutulamaz. Ayrıntılı koşullar patentin dolaylı kullanımı ve parça tedarikçisinin sorumluluğu başlıklı incelemenin konusudur.

Bir Fiilin Patent İhlali Sayılması İçin İstem Kapsamı Neden Önemlidir?

SMK m. 89/1 uyarınca patentin sağladığı korumanın kapsamı istemlerle belirlenir. İstemlerin yorumunda tarifname ve resimler kullanılır. Bu nedenle SMK m. 141’de sayılan fiillerden birinin gerçekleştirilmiş olması tek başına yeterli değildir; fiilin korunan buluşla bağlantısı da ortaya konulmalıdır.

Örneğin bir işletmenin benzer işlevli bir cihaz üretmesi, patent belgesinin istemlerinde yer alan teknik unsurların söz konusu cihazda karşılanıp karşılanmadığı araştırılmadan ihlal olarak nitelendirilemez.

SMK m. 89/5 uyarınca eşdeğer unsurlar da belirli şartlarla koruma kapsamına dâhil edilebilir. Ancak bu yaklaşım, patent sahibinin istemlerde talep etmediği bütün teknik çözümleri koruma altına almaz.

İlgili hukuki ayrımların ayrıntıları patent istemlerinin yorumu ve koruma kapsamı ile patent tecavüzünde eşdeğer unsurlar başlıklı makalelerde açıklanmaktadır.

Somut ürün veya üretim yönteminin patent istemleriyle teknik açıdan eşleştirilmesi ise patent tecavüzünde bilirkişi incelemesi kapsamında ele alınır.

Hangi Fiiller Patent Hakkına Tecavüz Sayılmaz?

Patent hakkının münhasır niteliği, patentle bağlantılı bütün davranışların yasaklanabileceği anlamına gelmez. SMK m. 85/3 ve ilgili diğer hükümler, patent hakkının kapsamı dışında kalan faaliyetleri düzenler.

Özel Amaçlı Kullanım ve Deneme Faaliyetleri

SMK m. 85/3 uyarınca sınai veya ticari amaç taşımayan ve özel maksatla sınırlı kalan fiiller patent hakkının kapsamı dışındadır. Patent konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiiller de kanuni istisnalar arasında sayılmıştır.

İlaçların ruhsatlandırılması için gerekli test ve deneyler dâhil olmak üzere belirli deneme faaliyetleri ayrıca düzenlenmiştir. Sadece reçetenin oluşturulması için eczanelerde, seri üretim olmaksızın ilaç hazırlanması ve bu şekilde hazırlanan ilaçlarla ilgili fiiller de kanunda belirtilen kapsamda istisnadır.

Ancak ticari üretimin yalnızca deneme olarak adlandırılması veya rutin ticari faaliyetin araştırma gerekçesiyle yürütülmesi, istisnanın şartlarının gerçekleştiğini kendiliğinden göstermez. Bu ayrımın sınırları patentte deneme amaçlı kullanım konusunda incelenmektedir.

Önceki Kullanımdan Doğan Hak

SMK m. 87, patent başvuru tarihinde veya öncesinde buluşu Türkiye’de iyiniyetle kullanmakta olan ya da kullanmak için ciddi ve gerçek tedbirler almış kişilere, kanunda öngörülen sınırlar içinde koruma tanır.

Önceki kullanım hakkı sınırsız bir üretim ve pazarlama yetkisi değildir. İşletmenin makul ihtiyaçlarıyla sınırlı olması, lisans yoluyla genişletilememesi ve ancak işletmeyle birlikte devredilebilmesi gibi koşullar taşır.

Bu hakkın doğumu ve delilleri, patentte önceki kullanım hakkı başlıklı makalede ayrıca değerlendirilir.

Patent Hakkının Tükenmesi

SMK m. 152/1 uyarınca patent korumasına konu ürünlerin, hak sahibi veya onun izniyle üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiiller hakkın kapsamı dışında kalır.

Bu düzenleme özellikle orijinal ürünlerin sonraki satışları bakımından önem taşır. Ancak izinsiz üretilmiş bir ürünün herhangi bir kişi tarafından piyasaya sürülmesi, yalnız satış yapılmış olduğu için patent hakkını tüketmez.

İlk piyasaya sunulmanın hukuki niteliği ve sonraki ticari işlemler bakımından patentte hakkın tükenmesi ve paralel ithalat incelemesi esas alınmalıdır.

Tecavüz Yoluyla Üretilen Ürünlerin Kişisel Amaçla Kullanılması

SMK m. 153/1, patent hakkı ihlali yoluyla piyasaya sürülen ürünleri kişisel ihtiyaçları ölçüsünde elinde bulunduran veya kullanan kişiler bakımından özel bir dava yasağı öngörür.

Bu kişilere karşı Kanun’da düzenlenen hukuk davaları açılamaz veya ceza davası açılması için şikâyette bulunulamaz. Hüküm, ihlal yoluyla ürünleri piyasaya süren ticari aktörlerin durumuyla kişisel ihtiyaçları için ürünü elinde bulunduran kişilerin durumunun ayrı değerlendirilmesini gerektirir.

Kişinin Kendi Patentinin Bulunması İhlal İddiasını Ortadan Kaldırır mı?

Bir ürün veya yöntem için sonradan patent alınmış olması, daha önceki tarihli bir patentin ihlal edilmeyeceğini garanti etmez.

SMK m. 155/1 uyarınca patent sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahibinin açtığı tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.

Dolayısıyla bir teknik çözümün patentlenebilir bulunması ile o çözümün başkalarına ait önceki patentleri ihlal etmeden kullanılabilmesi farklı hukuki sorulardır. Sonraki patentin varlığı, önceki hakkın koruma kapsamına ilişkin incelemeyi gereksiz kılmaz.

Patent Başvurusu Henüz Sonuçlanmadan Tecavüz İddiası İleri Sürülebilir mi?

Patent hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda, başvuru aşamasındaki koruma ile verilmiş patentten doğan koruma birbirinden ayrılmalıdır.

SMK m. 141/3 uyarınca patent başvurusunun 97. maddeye göre yayımlandığı tarihten itibaren başvuru sahibi, buluşa yönelik tecavüzler nedeniyle dava açmaya yetkilidir.

Tecavüz ettiği ileri sürülen kişi başvurudan veya kapsamından haberdar edilmişse, başvurunun yayımlanmamış olması tek başına dava açılmasına engel değildir. Ayrıca mahkemece kötüniyetli olduğuna hükmedilen kişi bakımından yayımdan önce de tecavüzün varlığı kabul edilebilir.

Bununla birlikte SMK m. 141/4 uyarınca mahkeme, ilgili patentin verilmesine veya faydalı modelin tesciline ilişkin kanunda belirtilen yayımlar gerçekleşmeden, ileri sürülen iddiaların geçerliliği hakkında karar veremez.

Korumanın hangi istemlere göre belirleneceği bakımından SMK m. 89/4 de dikkate alınmalıdır. Başvurunun yayımlanması, buluş için patentin mutlaka verileceği anlamına gelmez.

Patent Hakkına Tecavüz Fiilleri Nasıl Ortaya Konulur?

Tecavüz iddiasında hem hukuken yasaklanabilecek bir fiilin varlığı hem de bu fiilin ilgili patent hakkıyla bağlantısı değerlendirilir. Sadece patent belgesi ibraz edilmesi, karşı tarafın üretim, satış veya kullanım fiilini gerçekleştirdiğini kendiliğinden ispatlamaz.

Somut uyuşmazlığın niteliğine göre şu deliller önem kazanabilir:

  • Patent sicil bilgileri, koruma konusu istemler ve patentin hukuki durumu.
  • İhlal ettiği ileri sürülen ürünün belirlenebilir numunesi ve teknik özellikleri.
  • Ürünle ilişkilendirilebilen satış faturaları, siparişler ve teslim belgeleri.
  • Ticari teklif, katalog, internet ilanı ve ürün tanıtım kayıtları.
  • İthalat, sevkiyat, stok ve dağıtım belgeleri.
  • Üretim sürecine ilişkin mevcut teknik kayıtlar ve inceleme sonuçları.
  • Taraflar arasındaki lisans, izin ve ilgili sözleşmeler.

Bu belgelerin her biri, ispatlanmak istenen fiille ilişkilendirilmelidir. Bir işletmeye ait herhangi bir faturanın bulunması, faturada tanımlanmayan ürünün patent ihlali oluşturduğu iddiasını tek başına doğrulamayabilir.

Yargıtay Kararlarında Somut Fiilin İspatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.06.2026 tarihli, E. 2025/6318, K. 2026/3233 sayılı kararında, patent hakkına tecavüz ettiği ileri sürülen gözlük ürününün davalı tarafından satıldığının ispatı değerlendirilmiştir. Dosyadaki satış fişinin dava konusu ürünle bağlantısı belirlenememiş; yapılan keşifte de ilgili ürünün satıldığı tespit edilememiştir. Patent tecavüzünün ispatlanamadığı gerekçesiyle verilen ret kararını uygun bulan bölge adliye mahkemesi kararı Yargıtay tarafından onanmıştır.

Bu karar, ürün satışı iddiasında ticari belgenin doğrudan uyuşmazlık konusu ürünle ilişkilendirilmesinin önemini göstermektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.09.2025 tarihli, E. 2025/290, K. 2025/5466 sayılı kararında ise fren balatasına ilişkin uyuşmazlıkta, patent istemleri ile davalı ürününün usulüne uygun karşılaştırılmasına dayanan bilirkişi raporu kapsamında ürünün patent korumasına girdiği kabul edilmiştir. Patente tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi yönündeki ilk derece hükmüne karşı istinaf başvurusunun reddi Yargıtayca onanmıştır.

İki karar birlikte değerlendirildiğinde, tecavüz iddiasının hem ilgili fiilin somut olarak gerçekleştiğinin hem de ürün veya usulün patent koruması kapsamında bulunduğunun ortaya konulmasını gerektirdiği görülür. Kararlar kendi olay ve delil koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Patent Hakkına Tecavüz Tespit Edilirse Ne Olur?

Patent hakkına tecavüz oluşturan bir fiilin tespit edilmesi, hak sahibine somut olayda uygun hukuki talepleri ileri sürme imkânı verir. SMK m. 149 kapsamında tecavüzün tespiti, muhtemel tecavüzün önlenmesi, devam eden fiillerin durdurulması, tecavüzün kaldırılması ve gerekli şartlarla tazminat dâhil çeşitli talepler söz konusu olabilir.

Ancak patent ihlalinin mevcut olması, bütün taleplerin aynı şartlarla kabul edileceği anlamına gelmez. Talep türüne göre ayrı şartların ve delillerin değerlendirilmesi gerekir.

Hangi taleplerin nasıl ileri sürüleceği, dava açma süreci ve yargılama aşamaları patent hakkına tecavüz davası başlıklı makalede incelenmektedir.

Patent Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

1. Ürün Birebir Kopyalanmadan Patent Hakkı İhlal Edilebilir mi?

Evet. Ürünün birebir aynı olması her durumda zorunlu değildir. Korunan teknik özelliklerin istemler kapsamında gerçekleştirilmesi veya SMK m. 89/5 koşullarını taşıyan eşdeğer unsurların kullanılması, ihlal sonucunu doğurabilir. Bununla birlikte yalnız aynı işlevi yerine getiren iki farklı teknik çözümün bulunması, kendiliğinden tecavüz anlamına gelmez.

2. Patentli Ürünün Taklidini Satışa Sunmak Tecavüz Sayılır mı?

SMK m. 141/1-b, tecavüz yoluyla üretilen ürünlerle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmayı da kapsar. Bu nedenle satışın tamamlanmış olması her olayda zorunlu değildir. Ancak ürünün ihlal niteliği, ticari teklifin içeriği ve kanunda aranan bilme veya bilmesi gerekme şartı değerlendirilmelidir.

3. Ürünü Üretmeyen Satıcı Patent İhlalinden Sorumlu Olabilir mi?

Evet. Kanunun koşullarına göre ürünü üreten kişi dışında satıcı, dağıtıcı veya ithalatçı da sorumlu olabilir. Özellikle SMK m. 141/1-b bakımından, ürünün taklit suretiyle üretildiğinin bilinmesi veya bilinmesi gerekmesi şartı somut olayda araştırılır. Üretici olmamak tek başına bütün sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

4. Patentli Bir Ürünün Yurt Dışından İthal Edilmesi Tecavüz Oluşturur mu?

Türkiye’de korunan patentin kapsamına giren ürünün izinsiz ithali, SMK m. 85 ve 141 hükümleri çerçevesinde tecavüz oluşturabilir. Ancak ürünün hak sahibi veya onun izniyle piyasaya sunulup sunulmadığı ve hakkın tükenmesi hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı ayrıca incelenmelidir. Yurt dışında hukuka uygun biçimde üretilmiş olması tek başına bütün patent sorunlarını çözmez.

5. Patent Henüz Verilmemişse Tecavüz Nedeniyle Dava Açılabilir mi?

SMK m. 141/3’te belirtilen şartlarla patent başvurusu sahibi de tecavüz nedeniyle dava açabilir. Başvurunun yayımı, karşı tarafın başvurudan haberdar edilmesi veya kötüniyetin mahkemece kabul edilmesi bakımından farklı ihtimaller düzenlenmiştir. Bununla birlikte ilgili patentin verilmesine ilişkin yayım öncesinde mahkemenin esasa ilişkin karar vermesini sınırlayan SMK m. 141/4 hükmü gözetilmelidir.

6. Aynı Tecavüz Fiilleri Faydalı Model İçin de Geçerli midir?

SMK m. 141’in başlığı patent ve faydalı model hakkına tecavüz sayılan fiilleri birlikte düzenler. Bununla birlikte faydalı model korumasının konusu ve kapsamı patentten farklıdır. Özellikle usuller ve usuller sonucunda elde edilen ürünler bakımından SMK m. 142/3’teki faydalı model istisnaları dikkate alınmalıdır. Faydalı model hakkına özgü ihlal ve yargılama sorunları faydalı model hakkına tecavüz davası kapsamında ayrıca incelenir.

Sonuç

Patent hakkına tecavüzün belirlenmesinde temel düzenleme, SMK m. 141’de sayılan yasak fiillerdir. İzinsiz ürün üretimi, taklit ürünün belirli koşullarla ticari dolaşıma sokulması, patentli usulün kullanılması, hak gaspı ve lisans yetkisinin aşılması birbirinden farklı hukuki değerlendirmeler gerektirir. Patentli buluşun dolaylı kullanımı bakımından SMK m. 86, koruma kapsamı bakımından ise SMK m. 89 ayrıca önem taşır.

Somut uyuşmazlıkta yalnız ürün benzerliğinden veya patent belgesinin varlığından hareketle ihlal sonucuna ulaşılamaz. Öncelikle patentin hukuki durumu, koruma kapsamı, karşı tarafın gerçekleştirdiği fiil, gerekli bilgi şartları, izin ilişkisi ve kanuni istisnalar belirlenmelidir. Bu değerlendirme, hak sahibinin taleplerinin sınırlandırılması kadar ihlal iddiasına muhatap kişinin savunmasının oluşturulması bakımından da önemlidir.

Patent hakkının korunması, ihlal iddialarının değerlendirilmesi ve uyuşmazlığın hukuki yönleri hakkında patent avukatı ve patent hukuku danışmanlığı sayfasından bilgi alınabilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer