Kripto Varlık Saklama Hizmeti: Ayrılık İlkesi ve Sorumluluk

Kripto varlık saklama hizmeti, müşterilerin kendi cüzdanlarında tutmayı tercih etmedikleri kripto varlıkların, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilmiş bir banka veya saklama kuruluşu nezdinde, bunlara erişimi sağlayan özel anahtarlarla birlikte güvenli şekilde muhafaza edilmesidir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) m.35/C/6, kripto platformlarının müşteri varlıklarını kendi kasalarında değil, yetkili bir saklama kuruluşunda tutmasını zorunlu kılar. m.35/C/7 ise müşteri nakit ve kripto varlıklarının platformun malvarlığından ayrı olduğunu, platformun borçları için haczedilemeyeceğini ve iflas masasına girmeyeceğini düzenler. Bu iki hüküm, 2024 öncesinde müşteri varlıklarını tek bir havuzda tutan platformların çöküşüyle yaşanan kayıpların tekrarlanmaması için getirilmiştir.

Bu yazıda saklama hizmetinin hukuki çerçevesini, müşterinin kendi cüzdanı ilkesini, saklama hizmeti sunabilecek kuruluşları ve 2026 yılı sermaye şartlarını, sıcak ve soğuk cüzdan oranları gibi teknik kuralları, müşteri nakitlerinin bankada tutulmasını, ayrılık ilkesini ve haciz yasağını, siber saldırı ve kayıplarda sorumluluğu, Yatırımcı Tazmin Merkezi ile mevduat sigortasının kapsam dışı kalmasını ve haciz ile el koyma işlemlerinin nasıl yürütüldüğünü ele alıyoruz.

Kripto Varlık Saklama Hizmetine İlişkin Kanun Metni

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.35/C/6–7

“(6) Platformların müşterilerine ait kripto varlıkların müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurulması esastır. Müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurmayı tercih etmedikleri kripto varlıklara ilişkin saklama hizmetinin, Kurul tarafından yapılacak düzenleme uyarınca yetkilendirilmiş ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından uygun görülen bankalarca veya Kurulca kripto varlık saklama hizmeti sunma konusunda yetkilendirilmiş diğer kuruluşlarca sunulması ve müşterilere ait nakitlerin bankalarda tutulması zorunludur. Bankalar nezdinde saklanan kripto varlıklar ile müşterilere ait bu kapsamdaki nakitler 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde düzenlenen mevduat ve katılım fonunun sigortalanması hükümlerine tabi değildir. Kurul, her bir kripto varlık için veya bunların dayandığı teknolojik özellikler ya da kripto varlıkların nitelik ve nicelikleri kapsamında saklama konusunda ayrı esaslar belirlemeye yetkilidir.
(7) Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklar, kripto varlık hizmet sağlayıcıların mal varlığından ayrı olup, kayıtlar da bu hükme uygun olarak tutulur. Müşterilerin her ne suretle olursa olsun kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan nakit ve kripto varlıkları, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının borçları nedeniyle, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının mal varlığı ise müşterilerin borçları nedeniyle kamu alacakları için olsa dahi haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dâhil edilemez ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaz. Kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından müşteri nakitlerinin bankalarda tutulmasına ilişkin olarak bu Kanunun 46 ncı maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları kripto varlık hizmet sağlayıcıları bakımından da uygulanır.”

m.99/B/4

“(4) Kripto varlık hizmet sağlayıcıları bilişim sistemlerinin işletilmesi, her türlü siber saldırı, bilgi güvenliği ihlalleri gibi fiillerden veya personelin her türlü davranışından kaynaklanan kripto varlık kayıplarından 6098 sayılı Kanunun 71 inci maddesi kapsamında sorumludur. Kayıpların kripto varlık hizmet sağlayıcılarından tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması hâlinde; kripto varlık hizmet sağlayıcı mensupları kusurlarına ve durumun gereklerine göre kayıplar kendilerine yükletilebildiği ölçüde sorumlu olup, şahsi sorumlulukla ilgili olarak bu Kanunun 110/B maddesi hükümleri uygulanır. Kripto varlık hizmet sağlayıcıların kusuru olmaksızın sunulan hizmetlerde yaşanan kesintilerden kaynaklanan, geçici bir süre emir iletilememesi ya da işlem/transfer yapılamaması hâlleri ve benzeri hâllerde ortaya çıkan zararlar bu fıkra kapsamında değerlendirilmez.”

m.99/B/7

“(7) Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklara ilişkin tedbir, haciz ve benzeri her türlü idari ve adli talepler münhasıran kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından yerine getirilir. Nakit ve kripto varlıkların bilişim sistemleri vasıtasıyla sorgulanması ve elektronik ortamda haczi hakkında 2004 sayılı Kanunun 78 inci maddesi uygulanır. 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilecek alacaklar için de bilişim sistemleri vasıtasıyla sorgulama yapılabilir ve elektronik ortamda haciz tatbik edilebilir. Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklara adli makamlarca el konulması hâlinde, el konulan varlıkların Kurulca yetkilendirilmiş saklama hizmeti sağlayan kuruluşlar nezdinde oluşturulan cüzdanlarda muhafazası için gerekli tüm işlemler adli makamlarca tesis edilir.”

Not: Kanun metni 6362 sayılı Kanun’un güncel konsolide metninden alınmıştır. m.35/C ve 99/B, 26.06.2024 tarihli ve 7518 sayılı Kanun’la eklenmiştir. m.35/C/7’nin atıf yaptığı m.46/7–8 ile m.35/C/4 aşağıda ilgili bölümlerde aktarılmıştır.

Bu hükümlerin özü şudur: Türkiye’de bir kripto platformu, müşterisinin bitcoinini veya Türk lirasını kendi parasıymış gibi kullanamaz. Kripto varlıklar yetkili bir saklama kuruluşunda, nakitler bankada, müşteri adına ayrı izlenen hesaplarda durur. Bu model, sermaye piyasasında aracı kurum nezdindeki yatırımcı varlıkları için uzun süredir uygulanan ayrılık ilkesinin kripto varlıklara uyarlanmış hâlidir. Konunun genel çerçevesi için sermaye piyasası hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

Kripto Varlık Saklama Hizmeti Nedir, Neden Zorunlu Hâle Getirildi?

Bir kripto varlığa sahip olmak, teknik olarak o varlığın kayıtlı olduğu blokzincir adresini kontrol eden özel anahtara sahip olmak demektir. SPKn m.3/1-aa cüzdanı, kripto varlıkların transfer edilebilmesini ve bu varlıkların ya da bunlara ilişkin özel ve açık anahtarların çevrim içi veya çevrim dışı olarak depolanmasını sağlayan yazılım, donanım, sistem ya da uygulama olarak tanımlar. Kim özel anahtarı tutuyorsa varlığı fiilen o kontrol eder. Saklama hizmeti de bu anahtarların müşteri adına bir kuruluş tarafından tutulmasıdır.

2024 öncesinde Türkiye’de kripto platformları bu anahtarları kendi bünyelerinde, çoğu zaman tüm müşterilerin varlıklarını aynı havuz cüzdanlarda toplayarak tutuyordu. Müşterinin ekranda gördüğü bakiye, platformun kendi defterindeki bir kayıttan ibaretti. Platform battığında, yöneticileri kaçtığında veya bir siber saldırıya uğradığında, müşteriler varlıklarının nerede olduğunu bile tespit edemedi. Bu dönemde açılan davalarda müşteriler, platforma karşı yalnızca genel hükümlere dayanan bir alacak hakkıyla baş başa kaldı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin E. 2023/2251, K. 2023/2057, T. 14.12.2023 sayılı kararına konu dosya bu dönemin tipik bir örneğidir. Yurt dışındaki ana şirketin iflas talebiyle faaliyetlerin askıya alındığı bir platformun Türk müşterisi, platformdaki kripto varlıkları için ihtiyati haciz istemiştir. Talep eden taraf, kripto varlıkların aynı havuzda tutulması nedeniyle yurt dışındaki siber saldırının Türkiye’deki varlıkları da etkilemiş olabileceğini ileri sürmüştür. Daire, ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin ilk derece kararını gerekçesiz olduğu için kaldırmıştır. Kararın esasa ilişkin bir tespiti yoktur, ancak müşteri varlıklarının ayrı tutulmadığı bir sistemde yatırımcının ne kadar savunmasız kaldığını açıkça gösterir.

7518 sayılı Kanun’la getirilen saklama rejimi bu tabloyu üç noktada değiştirmiştir. İlk olarak, varlıkların fiziken nerede tutulacağı belirlenmiştir: müşterinin kendi cüzdanında veya yetkili bir saklama kuruluşunda. İkinci olarak, müşteri varlıklarının platformun malvarlığından hukuken ayrı olduğu kabul edilmiştir. Üçüncü olarak, kayıplardan sorumluluk ağırlaştırılmış, yöneticilerin kişisel sorumluluğu ve ağır cezalı bir zimmet suçu öngörülmüştür. Platformun genel hukuki sorumluluğunu kripto platformunun sorumluluğu yazımızda, faaliyet iznine ilişkin şartları ise kripto varlık hizmet sağlayıcı faaliyet izni yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Müşterinin Kendi Cüzdanı İlkesi ve Saklama Hizmetinin Yeri

m.35/C/6’nın ilk cümlesi, platform müşterilerine ait kripto varlıkların müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurulmasını “esas” olarak kabul eder. Kanun koyucunun tercihi, varlığın kontrolünün mümkün olduğunca sahibinde kalmasıdır. Müşteri, platformdan aldığı bitcoini kendi donanım cüzdanına veya yazılım cüzdanına çekebilir; bu durumda varlık üzerinde platformun ya da saklama kuruluşunun hiçbir kontrolü kalmaz.

Ancak uygulamada müşterilerin büyük çoğunluğu varlıklarını platformda bırakır, çünkü alım satım için varlığın platformun erişebileceği bir yerde olması gerekir. Kanun bu tercihi yasaklamaz, ama bir şarta bağlar: müşteri kendi cüzdanını tercih etmiyorsa, saklama hizmetini platform değil, yetkili bir saklama kuruluşu verir. Böylece platformun işlevi alım satım ve emir iletimiyle sınırlanır; varlığın muhafazası ayrı bir kuruluşun sorumluluğuna geçer.

Bu ayrım, sermaye piyasasındaki yapıya benzer. Pay senetleri aracı kurum nezdinde değil, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) sisteminde yatırımcı adına kayıtlı tutulur; yatırım fonlarının varlıkları ise portföy saklayıcısında durur. Fonlardaki saklama modeli için portföy saklama hizmeti, kaydi sistemdeki sorumluluk için MKK sorumluluğu yazılarımıza bakılabilir. Kripto varlıklarda MKK’nın rolü farklıdır: varlıkları tutmaz, platformların ve saklama kuruluşlarının bildirdiği bakiyeleri toplayarak bir kontrol mekanizması işletir.

m.35/C/6’nın son cümlesi, SPK’ya her kripto varlık için veya teknolojik özelliklerine göre ayrı saklama esasları belirleme yetkisi verir. Bu yetki, farklı blokzincirlerin farklı güvenlik riskleri taşıdığını kabul eder. Bir akıllı sözleşme tabanlı jetonla bitcoinin saklanması aynı teknik önlemlerle sağlanamaz.

Kripto Varlık Saklama Hizmeti Kimler Tarafından Sunulabilir?

Kanun saklama hizmeti verebilecek iki grup kuruluş öngörür. Birincisi, SPK tarafından yetkilendirilmiş ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından uygun görülmüş bankalardır. İkincisi, SPK tarafından kripto varlık saklama hizmeti sunma konusunda yetkilendirilmiş diğer kuruluşlardır. Her iki grup da SPKn m.3/1-cc’deki “kripto varlık hizmet sağlayıcı” tanımına girer ve m.35/B uyarınca SPK’dan izin almak zorundadır. Banka olmayan saklama kuruluşları, platformlarla aynı kuruluş ve faaliyet izni sürecinden geçer.

Saklama kuruluşu için aranan sermaye, platformlar için aranandan belirgin şekilde yüksektir. SPK’nın 2025/68 sayılı Bülteni’nde ilan edilen 2026 yılı tutarlarına göre:

Kalem (III-35/B.1)2026 tutarı
Platform asgari ödenmiş sermayesi (m.34/1)250.000.000 TL
Saklama kuruluşu asgari ödenmiş sermayesi (m.34/2)630.000.000 TL
Ek yükümlülük eşiği (m.35/4)1.250.000.000 TL
Muafiyet için aranan özsermaye1.900.000.000 TL

Saklama kuruluşunun yönetici ve personel şartları, bilgi sistemlerinin TÜBİTAK kriterlerine uygunluğu ve pay devirlerinde Kurul izni gibi kurallar platformlar için geçerli olanlarla aynıdır. Platformun saklama hizmetini ayrı bir kuruluştan alması, varlığı tutan kuruluşla o varlığın alınıp satıldığı kuruluşu birbirinden ayırır ve aralarında karşılıklı bir denetim ilişkisi doğurur.

Platform, birden fazla saklama kuruluşuyla çalışabilir. Platform ile saklama kuruluşu arasındaki sözleşme, varlıkların hangi cüzdanlarda tutulacağını, transfer talimatlarının nasıl verileceğini ve mutabakatın nasıl yapılacağını düzenler. Müşteri bu sözleşmenin tarafı değildir; ancak varlığın hangi saklama kuruluşunda tutulduğunu bilme hakkına sahiptir ve m.35/C/1 uyarınca platformun müşteriye karşı sorumluluğunu ortadan kaldıran veya sınırlayan her türlü sözleşme şartı geçersizdir. Yatırım kuruluşlarıyla yapılan aracı kurum çerçeve sözleşmesi bakımından sorumsuzluk kayıtları TBK m.115’in genel sınırlarına tabiyken, kripto alanında Kanun sorumluluğu sınırlayan her kaydı doğrudan geçersiz saymıştır.

Yetkisiz bir kuruluşun saklama hizmeti vermesi, SPKn m.109/A kapsamında izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı suçunu oluşturur. Suçun unsurları ve cezası için izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı yazımıza, SPK’nın bu tür faaliyetlere karşı uyguladığı erişim engeli ve malvarlığı tedbirleri için SPK izinsiz faaliyet tedbirleri yazımıza bakılabilir.

Kripto Varlık Saklama Hizmetinde Teknik Kurallar: Sıcak ve Soğuk Cüzdan

Saklama rejiminin asıl ağırlığı, SPK’nın III-35/B.2 sayılı Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Çalışma Esasları ile Sermaye Yeterliliğine İlişkin Tebliğ’inde ve TÜBİTAK’ın belirlediği teknik kriterlerdedir. Tebliğ’de öne çıkan kurallar şunlardır:

  • %95 kuralı (m.41/1–2): Müşterilerin kendi cüzdanlarında tutmayı tercih etmediği kripto varlıkların en az yüzde doksan beşi yetkili saklama kuruluşunda tutulur. Platform, günlük çekim ve transfer işlemlerini karşılamak için en fazla yüzde beşini kendi cüzdanlarında bulundurabilir; gün içinde bu oran yüzde onu geçemez.
  • Likit rezerv (m.41/3, 42): Platform, müşteri varlıklarının yüzde üçü kadar likit rezerv bulundurur. Tek bir kripto varlığın rezerv içindeki ağırlığı kural olarak yüzde yirmiyi aşamaz.
  • Geçici saklama (m.17/2): Listelenen bir varlığı saklayabilecek yetkili bir saklama kuruluşu bulunmuyorsa, platform bu varlığı en fazla altı ay süreyle kendisi saklayabilir.
  • Sıcak cüzdan sınırı (m.26/6–7): Saklama kuruluşunda, internete bağlı sıcak cüzdanlarda tutulan varlıkların toplam müşteri varlığının yüzde beşine kadar olması esastır. Bir platformun tüm müşteri varlıklarını saklayan kuruluşta bu oran yüzde ona kadar çıkabilir. Geri kalan varlıklar, kritik işlemlerin internetten fiziki veya teknik hava boşluklarıyla yalıtılmış ortamlarda yapıldığı soğuk cüzdanlarda tutulur.
  • Anahtar yönetimi: Özel anahtarlar donanım güvenlik modülleri (HSM) ile üretilir ve anahtar parçaları Türkiye’de tutulur.
  • Soğuk cüzdan transferleri: Soğuk cüzdandan transfer yalnızca aynı saklama kuruluşunun kontrolündeki adreslere yapılabilir ve soğuk cüzdan işlemleri en az iki yetkilinin onayıyla gerçekleştirilir.
  • MKK raporlaması: Platformlar ve saklama kuruluşları müşteri bakiyelerini MKK’ya bildirir. MKK bu bildirimleri karşılaştırarak bir “merkezi kaydi rapor” oluşturur; platformun beyan ettiği bakiye ile saklama kuruluşunda fiilen bulunan varlıklar arasındaki farklar bu yolla tespit edilebilir.
  • Geçiş tarihi: Geçiş sürecindeki platformlar için saklama altyapısına uyumun son tarihi 30.06.2025 olarak belirlenmiştir.

Bu kurallara, platformların varlık tutarlılığını ispat etmesini amaçlayan rezerv kanıtı denetimi eşlik eder. Faaliyet izni başvurusuna, son iki aylık dönemde seçilen iki farklı gün için hazırlanmış rezerv kanıtı raporu eklenir; 2026’dan itibaren bu denetim üç ayda bir yapılır. Denetimi bağımsız denetim kuruluşları yürütür. SPKn m.99/B/2 uyarınca kripto varlık hizmet sağlayıcılarının mali denetimi ve bilgi sistemleri denetimi Kurulca ilan edilen listedeki bağımsız denetim kuruluşlarınca yapılır. Bağımsız denetçinin yetkilendirilmesi ve hukuki sorumluluğu için bağımsız denetim kuruluşlarının hukuki sorumluluğu yazımıza bakılabilir.

Teknik kuralların hukuki önemi, sorumluluk davalarında ortaya çıkar. Bir siber saldırı veya içeriden yapılan izinsiz transfer sonucunda varlık kaybedildiğinde, kuruluşun bu kurallara uyup uymadığı bilirkişi incelemesinin merkezinde yer alır. Sıcak cüzdan oranının aşılması, anahtarların tek bir kişinin kontrolünde olması veya MKK’ya yanlış bakiye bildirilmesi, hem tazminat sorumluluğu hem de m.99/B/5 uyarınca uygulanacak SPK idari para cezası bakımından belirleyici olur. SPK, m.99/B/1 uyarınca bu kuruluşları SPKn m.88–90 çerçevesinde denetler; denetimin kapsamı için SPK denetim yetkisi, denetim sonucunda düzenlenen raporların hukuki değeri için SPK denetim raporu yazılarımıza bakılabilir.

Müşteri Nakitlerinin Bankada Tutulması

m.35/C/6, kripto varlıklar için saklama kuruluşunu, nakitler için bankayı zorunlu kılar. Müşterinin platforma yatırdığı ama henüz kripto varlık almadığı Türk lirası veya bir satış sonucunda hesabına geçen tutar, platformun kendi kasasında ya da işletme hesabında tutulamaz. m.35/C/7, bu konuda yatırım kuruluşları için öngörülen m.46/7 ve 46/8’in kripto varlık hizmet sağlayıcılarına da uygulanacağını belirtir:

SPKn m.46/7–8

“(7) Bankalar nezdinde tutulmakta olan müşteri nakitlerinin ilgili yatırım kuruluşu müşterileri için açılacak olan münferit hesap veya hesaplarda, yatırım kuruluşunun kendi nakit varlığından ayrı olarak izlenmesi esastır. Müşteri hesaplarının bankalarda nemalandırılmasına ilişkin esaslar Kurulca belirlenir. Müşteri hesapları kredi teminatı olarak gösterilemez, bu hesaplar üzerinde yatırım kuruluşu lehine blokaj, rehin ve benzeri takyidat tesis edilemez. Bankaların bu kapsamdaki sorumluluğu yatırım kuruluşlarınca yapılan bildirimlerle sınırlıdır. Bu hesaplarda bakiyesi yer alan müşterilerle ilgili tedbir, haciz ve benzeri her türlü idari ve adli talepler münhasıran ilgili yatırım kuruluşuna bildirilir ve yatırım kuruluşu tarafından yerine getirilir.
(8) Yatırım kuruluşlarınca müşteri nakitleri için bankalar nezdinde açılan hesaplar banka muhasebesinde ayrı bir hesapta izlenir. Bankalar yatırım kuruluşu müşteri nakitlerinin kaydedildiği hesaplara ilişkin olarak Kurulca belirlenen şekilde ve sıklıkta Kurula bildirim yapmak zorundadır. Bu yükümlülük Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından Kurula tahsis edilen bir sistem yoluyla da yerine getirilebilir.”

Bu hükümlerden üç sonuç çıkar. Müşteri nakitleri platformun kendi parasından ayrı, müşteriler için açılmış hesaplarda izlenir. Bu hesaplar platformun kredi borçlarına teminat gösterilemez ve platform lehine rehin veya blokaj konulamaz. Bankalar da bu hesapların bakiyelerini SPK’ya düzenli olarak bildirir; böylece platformun müşteri parasını işletme giderlerinde kullanması teknik olarak zorlaşır.

Müşteri nakitleri üzerinde platform lehine rehin kurulamaması, sermaye piyasası araçları üzerindeki teminat rejiminden önemli bir farktır. Aracı kurum, yatırımcının yazılı izniyle kredili işlemlerde yatırımcı varlıklarını teminat olarak kullanabilir. Bu konuda sermaye piyasası araçları üzerinde teminat ve kredili menkul kıymet işlemleri yazılarımıza bakılabilir. Kripto platformlarında ise listelenen varlıklarda kaldıraçlı işlem, kredili alım ve açığa satış yasaktır; müşteri nakdinin teminat olarak kullanılmasını gerektiren bir işlem türü de bu nedenle yoktur.

Ayrılık İlkesi: Kripto Varlık Saklama Hizmetinde Haciz ve İflas Yasağı

m.35/C/7, saklama rejiminin hukuki çekirdeğidir. Hüküm iki yönlü bir koruma getirir. Bir yanda, müşterilerin platform nezdindeki nakit ve kripto varlıkları platformun borçları için haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına giremez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz. Öte yanda, platformun kendi malvarlığı da müşterilerin borçları için aynı işlemlere konu olamaz. Her iki koruma “kamu alacakları için olsa dahi” geçerlidir; yani vergi dairesi de platformun vergi borcu için müşteri varlıklarını haczedemez.

Hükmün “her ne suretle olursa olsun” ifadesi önemlidir. Müşteri varlığı yetkili saklama kuruluşunda değil de kurala aykırı olarak platformun kendi cüzdanında tutulmuş olsa bile, bu varlık müşteriye ait sayılır ve platformun alacaklıları tarafından haczedilemez. Platformun saklama kurallarına uymaması, müşterinin ayrılık korumasını ortadan kaldırmaz.

Ayrılık ilkesinin en önemli sonucu, platformun iflası hâlinde ortaya çıkar. Müşteri varlıkları iflas masasına girmediği için müşteri, iflas alacaklısı sıfatıyla sıra cetvelinde beklemek zorunda değildir. Saklama kuruluşundaki varlıklarının kendisine veya başka bir yetkili platforma transferini isteyebilir. 2024 öncesindeki çöküşlerde müşterilerin yıllarca sonuçlanmayan ceza ve iflas süreçlerine bağlı kalmasının başlıca nedeni, varlıkların platform malvarlığıyla karışmış olmasıydı.

Bununla birlikte, ayrılık ilkesinin işlemesi kayıtların doğru tutulmasına bağlıdır. m.35/C/7 “kayıtlar da bu hükme uygun olarak tutulur” diyerek bunu açıkça belirtir. Platform, hangi varlığın hangi müşteriye ait olduğunu gösteren kayıtları tutmamışsa veya saklama kuruluşundaki toplam bakiye müşteri bakiyelerinin toplamından azsa, ayrılık ilkesi tek başına müşteriyi korumaya yetmez. Bu durumda eksik kalan kısım için müşteri, platforma ve yöneticilerine karşı tazminat yoluna başvurmak zorunda kalır. MKK raporlaması ve rezerv kanıtı denetimi tam da bu açığı kapatmak için getirilmiştir.

Benzer bir yapı aracı kurumlar için de vardır. SPKn m.46/6, yatırımcıların aracı kurum nezdindeki nakit ve sermaye piyasası araçlarının aracı kurumun borçları için haczedilemeyeceğini ve iflas masasına girmeyeceğini düzenler. Faaliyeti durdurulan aracı kurumlarda bu hükmün uygulanması için faaliyeti durdurulan aracı kurum ve aracı kurum tedrici tasfiye yazılarımıza bakılabilir.

Kayıp ve Siber Saldırıda Kripto Varlık Saklama Hizmeti Sağlayıcısının Sorumluluğu

SPKn m.99/B/4, kripto varlık kayıplarında sorumluluğu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.71’e bağlar. TBK m.71, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden doğan zararlardan işletme sahibinin ve işletenin müteselsilen sorumlu olduğunu düzenleyen tehlike sorumluluğu hükmüdür. Bu bir kusursuz sorumluluk hâlidir; zarar gören, işletmenin kusurunu ispat etmek zorunda değildir. Kanun koyucu, kripto varlık hizmet sağlayıcılarını bilişim sistemleri ve siber saldırılar bakımından önemli ölçüde tehlike arz eden işletme olarak kabul etmiştir.

Hüküm, sorumluluğun kapsamını geniş tutar: bilişim sistemlerinin işletilmesi, her türlü siber saldırı, bilgi güvenliği ihlalleri ve personelin her türlü davranışından kaynaklanan kayıplar. Platforma veya saklama kuruluşuna yapılan bir saldırıda müşteri, kuruluşun gerekli önlemleri alıp almadığını tartışmadan kaybının tazminini isteyebilir. TBK m.71’in sağladığı kurtuluş imkânı, zararın mücbir sebep veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklandığının ispatıyla sınırlıdır.

m.99/B/4’ün son cümlesi bir istisna öngörür: kuruluşun kusuru olmaksızın yaşanan hizmet kesintileri, geçici olarak emir iletilememesi veya transfer yapılamaması gibi durumlardan doğan zararlar bu fıkra kapsamında değildir. Bu tür zararlar için genel hükümlere, yani sözleşmeye aykırılık ve kusur sorumluluğuna başvurulur.

Kusursuz sorumluluk, müşterinin kendi kusurunun önemini ortadan kaldırmaz. Uygulamada en sık görülen uyuşmazlık, müşterinin oltalama (phishing) yoluyla şifresini ve doğrulama kodlarını üçüncü kişilere kaptırmasıdır. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin E. 2025/680, K. 2026/115, T. 10.02.2026 sayılı kararında, müşteri sosyal medyada gördüğü bir bağlantıya tıklayarak sahte bir siteye yönlendirilmiş ve kullanıcı adı, şifre ve onay kodlarını bu siteye girmiştir. Mahkeme, platformun aynı gün bu sahte siteyi Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezine ihbar ettiğini de dikkate alarak, zararın müşterinin bilgilerini üçüncü kişilerle paylaşmasından kaynaklandığını ve platform yönünden illiyet bağının kurulamadığını belirterek davayı reddetmiştir. Karar ilk derece kararıdır ve istinaf yolu açıktır. Olay 2021 yılında, yani m.99/B/4 yürürlüğe girmeden önce yaşanmıştır.

Bu karar, m.99/B/4 sonrasında da yol gösterici olmaya devam edecektir. Tehlike sorumluluğunda da zarar görenin ağır kusuru illiyet bağını kesebilir. Ancak yeni rejimde ispat yükü değişmiştir: müşterinin kusurlu olduğunu ve bu kusurun illiyet bağını kesecek ağırlıkta olduğunu artık platform ispat etmek zorundadır. Platformun olağandışı IP adresinden giriş, kısa sürede yüksek tutarlı çekim veya yeni bir adrese ilk transfer gibi şüpheli işaretlere rağmen işlemi durdurmaması, müşterinin kusurunun illiyet bağını kesip kesmediği değerlendirmesinde belirleyici olabilir. Bankaların internet bankacılığı dolandırıcılıklarındaki sorumluluğunda benzer bir kusur paylaştırması yapılmaktadır. Aracı kurumların yetkisiz işlemlerdeki sorumluluğu için aracı kurumun yetkisiz işlem sorumluluğu yazımız da kıyas bakımından yararlıdır.

Zararın zinciri bazen platformun dışında başlar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2025/5307, K. 2026/2209, T. 15.04.2026 sayılı kararında, müşterinin telefon hattı bir GSM operatörü bayisinde izni olmadan kopyalanmış, kopya SIM karta gelen tek kullanımlık şifrelerle kripto hesabına girilerek yaklaşık 7.990 USDT çekilmiştir. Yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi, SIM kopyalamaya karşı gerekli önlemleri almayan operatörü kusurlu bularak zararın ve manevi tazminatın ödenmesine hükmetmiştir. Operatör, asıl sorumlunun SPKn m.35/B/2 ve bilgi sistemleri tebliği uyarınca SIM değişikliklerini izlemesi gereken kripto platformu olduğunu savunmuş; Yargıtay bu hükümlerin olay tarihinde (Haziran 2023) yürürlükte olmadığını belirterek itirazı reddetmiş ve kararı vekâlet ücretine ilişkin düzeltmeyle onamıştır. Kripto varlıkların sonradan artan değerine ilişkin talep ise soyut bulunarak reddedilmiştir. Karar, 7518 sonrasında meydana gelen olaylarda platformun ve operatörün sorumluluğunun birlikte tartışılacağını göstermektedir.

Yöneticilerin kişisel sorumluluğu

Kayıp platformdan veya saklama kuruluşundan tazmin edilemiyorsa ya da edilemeyeceği açıkça belli ise, m.99/B/3 ve 99/B/4 uyarınca kuruluşun mensupları, kusurlarına ve durumun gereklerine göre zararın kendilerine yükletilebildiği ölçüde kişisel olarak sorumludur. Bu sorumluluk için SPKn m.110/B’deki şahsi sorumluluk hükümleri uygulanır. Yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler, kuruluş iflas etse veya malvarlığı yetersiz kalsa bile kendi malvarlıklarıyla takip edilebilir.

Zimmet suçu

Saklanan varlıkların yöneticiler veya personel tarafından kendi ya da başkasının zimmetine geçirilmesi, SPKn m.110/A’da düzenlenen kripto varlık zimmeti suçunu oluşturur. Temel hâlin cezası sekiz yıldan on dört yıla kadar hapistir; zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde ceza on dört yıldan yirmi yıla kadar hapse çıkar. Faaliyet izni kaldırılan bir kuruluşu kontrol eden gerçek kişi ortakların müşteri kaynaklarını kendi menfaatlerine kullanması da zimmet sayılır. Suçun unsurları ve etkin pişmanlık indirimleri için kripto varlık zimmeti suçu yazımıza bakılabilir. Zimmete geçirilen varlıkların aklanması hâlinde sermaye piyasası suçlarında aklama hükümleri de gündeme gelir.

Kamu Güvencesi Yok: Yatırımcı Tazmin Merkezi ve Mevduat Sigortası

Saklama rejiminin güçlü korumalarına rağmen, Kanun iki önemli güvencenin kripto varlıklara uygulanmayacağını açıkça belirtir. Birincisi, m.35/C/6 uyarınca bankalar nezdinde saklanan kripto varlıklar ve müşteri nakitleri, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.63’teki mevduat sigortasının kapsamında değildir. Bir banka saklama kuruluşu olarak çalışsa bile, müşterinin kripto varlığı veya platform müşterisi sıfatıyla bankada tutulan nakdi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu güvencesinden yararlanmaz.

İkincisi, m.35/C/4 şöyledir:

SPKn m.35/C/4

“(4) Platformlar ile bunların müşterileri arasındaki ilişkiler ve platformlarda gerçekleştirilen işlemler nedeniyle taraflar arasında oluşan uyuşmazlıklar genel hükümlere tabidir. Platformlara Kurul tarafından faaliyet izni verilmiş olması, işlemlerin kamunun güvencesi altında olduğu anlamına gelmez. Kripto varlıklar bu Kanunun 82 nci maddesinde düzenlenen yatırımcı tazmin hükümlerine tabi değildir.”

Bu nedenle bir platform veya saklama kuruluşu nakit ya da kripto varlık teslim yükümlülüğünü yerine getiremezse, müşteri Yatırımcı Tazmin Merkezi‘ne başvuramaz. Aracı kurum müşterileri için öngörülen bu kamu güvencesi kripto yatırımcısı için yoktur. Müşterinin başvurabileceği kaynaklar; ayrılık ilkesi gereği saklama kuruluşunda duran kendi varlıkları, platform ve saklama kuruluşunun malvarlığı, yöneticilerin kişisel sorumluluğu ve suç gelirlerine ilişkin ceza yargılamasındaki tedbirlerdir.

Aynı mantıkla, SPK’nın faaliyet izni vermiş olması da devletin platformun borçlarını üstlendiği anlamına gelmez. SPK’nın denetim görevini aksatması hâlinde idareye karşı hizmet kusuru iddiasıyla tam yargı davası açılması teorik olarak mümkündür, ancak bu yol oldukça dar yorumlanmaktadır. Konunun ayrıntıları için SPK hizmet kusuru yazımıza bakılabilir.

Haciz, Tedbir ve El Koymada Kripto Varlık Saklama Hizmeti

Ayrılık ilkesi, müşterinin kendi borçları için varlıklarının haczedilmesini engellemez; yalnızca platformun borçları için haczi yasaklar. Müşterinin alacaklıları, müşterinin platform nezdindeki varlıklarına haciz koydurabilir. m.99/B/7 bu işlemlerin nasıl yürütüleceğini belirler.

İlk olarak, müşteri varlıklarına ilişkin tedbir, haciz ve benzeri her türlü idari ve adli talep münhasıran kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından yerine getirilir. Yani icra dairesi veya vergi dairesi, saklama kuruluşuna değil, müşterinin hesap sahibi olduğu platforma başvurur. Saklama kuruluşu müşteriyle doğrudan bir ilişki içinde olmadığı için bu düzenleme kayıt bütünlüğünü korur. İkinci olarak, nakit ve kripto varlıkların bilişim sistemleri üzerinden sorgulanması ve elektronik ortamda haczi için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.78 uygulanır; 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacakları için de elektronik haciz mümkündür.

Üçüncü olarak, ceza soruşturmasında müşteri varlıklarına el konulduğunda, el konulan varlıkların Kurulca yetkilendirilmiş saklama kuruluşları nezdinde açılan cüzdanlarda muhafazası için gerekli işlemler adli makamlarca yapılır. Bu hüküm, el konulan kripto varlıkların bir kolluk görevlisinin bilgisayarındaki cüzdanda veya bir USB bellekte tutulması gibi güvensiz uygulamaları önlemeyi amaçlar. El koyma kararlarına itiraz ve tedbirin kaldırılması süreçleri için sermaye piyasası soruşturmasında el koyma yazımıza bakılabilir.

Kaydi pay senetleri için MKK üzerinden yürütülen haciz süreciyle bu rejim arasında benzerlik vardır; ancak kripto varlıklarda merkezi bir kayıt kuruluşu varlığı tutmadığı için haciz platform üzerinden işler. Kaydi paylardaki süreç için MKK kayıtlı payların haczi yazımıza bakılabilir. Haczedilen kripto varlığın paraya çevrilmesi, değerlemesi ve müşterinin yurt dışı platformlarda tuttuğu varlıklar ise ayrı sorunlar doğurur.

Platformla müşteri arasındaki uyuşmazlıklarda görevli mahkeme konusunda da bir not düşmek gerekir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin E. 2025/2342, K. 2025/2062 sayılı kararında, somut olaydaki platform uyuşmazlığının asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Müşterinin tüketici sıfatı taşıyıp taşımadığı, işlem hacmi ve amacı dikkate alınarak her olayda ayrıca değerlendirilir. İdari işlemlere karşı yargı yolu için SPK kararlarına karşı yargı yolu yazımıza bakılabilir.

Kripto Varlık Saklama Hizmeti Hakkında Sık Sorulan Sorular

Kripto varlık saklama hizmeti nedir?

Müşterinin kendi cüzdanında tutmadığı kripto varlıkların, SPK tarafından yetkilendirilmiş bir banka veya saklama kuruluşu nezdinde, özel anahtarlarıyla birlikte güvenli şekilde muhafaza edilmesidir. Dayanağı SPKn m.35/C/6’dır.

Kripto platformu müşteri varlıklarını kendisi saklayabilir mi?

Kural olarak hayır. Varlıkların en az yüzde doksan beşi yetkili saklama kuruluşunda tutulmalıdır. Platform, günlük işlemleri karşılamak için en fazla yüzde beşini kendi cüzdanlarında bulundurabilir.

Hangi kuruluşlar saklama hizmeti verebilir?

SPK tarafından yetkilendirilmiş ve BDDK tarafından uygun görülmüş bankalar ile SPK’dan saklama hizmeti izni almış diğer kuruluşlar. Banka olmayan saklama kuruluşu için 2026 yılı asgari ödenmiş sermayesi 630.000.000 TL’dir.

Platform iflas ederse kripto varlıklarım ne olur?

Müşteri varlıkları platformun malvarlığından ayrıdır ve iflas masasına girmez. Saklama kuruluşundaki varlıklarınızın size veya başka bir yetkili platforma transferini isteyebilirsiniz. Kayıtlarda eksiklik varsa, eksik kısım için tazminat yoluna gidilir.

Platformun vergi borcu için hesabımdaki varlıklar haczedilebilir mi?

Hayır. m.35/C/7 uyarınca müşteri varlıkları, kamu alacakları için olsa dahi platformun borçları nedeniyle haczedilemez, rehnedilemez ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaz.

Kendi borcum için platformdaki kripto varlıklarım haczedilebilir mi?

Evet. Alacaklınız, platforma başvurarak varlıklarınıza haciz koydurabilir. Haciz talebi münhasıran platform tarafından yerine getirilir ve İİK m.78 uyarınca elektronik ortamda yapılabilir.

Siber saldırıda kaybolan varlıklarımdan kim sorumlu?

Platform veya saklama kuruluşu, TBK m.71’deki tehlike sorumluluğu kapsamında kusursuz olarak sorumludur. Kuruluştan tazmin edilemezse yöneticiler kusurları oranında kişisel olarak sorumlu tutulabilir.

Şifremi sahte bir siteye girdim, platform zararımı öder mi?

Mahkemeler, müşterinin bilgilerini oltalama yoluyla kendisinin paylaştığı durumlarda illiyet bağının kesildiğine karar verebilmektedir. Ancak platformun şüpheli işlemleri fark edip durdurma imkânı olup olmadığı ayrıca incelenir.

Kripto varlıklarım Yatırımcı Tazmin Merkezi güvencesinde mi?

Hayır. m.35/C/4 uyarınca kripto varlıklar SPKn m.82’deki yatırımcı tazmin hükümlerine tabi değildir. Bankada tutulan müşteri nakitleri de mevduat sigortası kapsamında değildir.

Platformdaki Türk lirası bakiyem nerede tutulur?

Müşteri nakitleri bankalarda, platformun kendi hesaplarından ayrı olarak müşteriler için açılan hesaplarda izlenir. Bu hesaplar platformun kredilerine teminat gösterilemez ve üzerlerine platform lehine rehin konulamaz.

El konulan kripto varlıklar nerede saklanır?

m.99/B/7 uyarınca adli makamlarca el konulan varlıklar, SPK tarafından yetkilendirilmiş saklama kuruluşlarında açılan cüzdanlarda muhafaza edilir. Gerekli işlemleri adli makamlar yapar.

Saklama kuruluşu varlıklarımı zimmetine geçirirse ne olur?

Bu fiil SPKn m.110/A’daki kripto varlık zimmeti suçunu oluşturur ve sekiz yıldan on dört yıla kadar hapis cezası gerektirir. Hileli davranışlarla işlenirse ceza ağırlaşır; failler ayrıca zararı tazmine mahkûm edilir.

Sonuç: Kripto Varlık Saklama Hizmeti Yatırımcı Korumasının Merkezindedir

Kripto varlık saklama hizmeti, Türkiye’deki yeni kripto rejiminin yatırımcıyı en doğrudan koruyan unsurudur. Müşterinin kendi cüzdanı ilkesi, yetkili saklama kuruluşu zorunluluğu, nakitlerin bankada ayrı hesaplarda tutulması ve haciz ile iflas yasağı birlikte, platform çöktüğünde müşterinin varlığını geri alabilmesini amaçlar. Siber saldırılarda kusursuz sorumluluk, yöneticilerin kişisel sorumluluğu ve ağır cezalı zimmet suçu da bu korumayı tamamlar. Buna karşılık Yatırımcı Tazmin Merkezi ve mevduat sigortası güvencesinin bulunmaması, kayıtlar eksik tutulduğunda yatırımcının yine uzun bir hukuki mücadeleyle karşılaşabileceğini gösterir.

Platformu çöken veya hesabından izinsiz transfer yapılan yatırımcılar için varlıkların hangi saklama kuruluşunda durduğunun tespiti, iade talebi, tazminat davası ve ceza şikâyeti birlikte planlanmalıdır. Şikâyet sürecinin işleyişi için SPK’ya şikâyet yazımıza bakılabilir. Saklama kuruluşu kurmak veya platformla saklama sözleşmesi yapmak isteyen şirketler için ise teknik ve hukuki uyum bir bütündür. Bu konularda destek almak için sermaye piyasası avukatı sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Yazar Avukat Fatih SEFER