Marka ve Ticaret Unvanı Çatışması: Tescil, Kullanım Ve Terkin

Marka ve ticaret unvanı çatışması, bir işletmenin mal veya hizmetlerini ayırt eden marka ile bir taciri tanıtan ticaret unvanının aynı ya da benzer ibareyi taşıması ve bu durumun önceki hakla çatışması hâlinde ortaya çıkar. Uyuşmazlığın çözümünde yalnızca hangi işaretin önce tescil edildiğine değil, hakkın türüne, unvanın ayırt edici unsuruna, tarafların faaliyet alanlarına ve işaretin ticarette nasıl kullanıldığına bakılır. Önceki marka sahibinin sonraki unvana karşı ileri süreceği tecavüz iddiasında markasal kullanım önemliyken, önceki ticaret unvanı sahibinin sonraki marka tesciline karşı 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.6/6’ya dayanması için unvanını ayrıca marka gibi kullandığını kanıtlaması gerekmez. Buna karşılık her iki durumda da hakların kapsamı ve somut çatışmanın niteliği incelenir.

Marka ile Ticaret Unvanı Arasındaki Hukuki Fark

Marka, belirli mal veya hizmetlerin ticari kaynağını ayırt eden işarettir. Ticaret unvanı ise tacirin ticari işlemlerinde kendisini tanıtmak için kullandığı addır. Aynı sözcük iki işlevi birden yerine getirebilir; ancak bir sözcüğün ticaret unvanında bulunması, onun kendiliğinden tescilli marka olduğu anlamına gelmez.

ÖlçütMarkaTicaret unvanı
Temel işlevMal veya hizmeti diğer işletmelerinkinden ayırt eder.Taciri ve onun ticari faaliyetini tanıtır.
Başlıca düzenleme6769 sayılı SMK, özellikle m.4, 6, 7.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), özellikle m.39-52.
Kayıt yeriTÜRKPATENT marka sicili.Ticaret sicili.
Korumanın odağıTescilli işaret ve tescil kapsamındaki mal/hizmetler; kanuni genişletilmiş koruma hâlleri saklıdır.Tacirin unvanı ve özellikle ayırt edici çekirdek unsuru; dürüst ticari kullanım.

TTK m.39/1 uyarınca her tacir ticari işletmesine ilişkin işlemleri ticaret unvanıyla yapmak ve ilgili belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır. TTK m.40/1 ticaret unvanının tescil ve ilanını düzenler; m.50 ise usulünce tescil ve ilan edilmiş unvanı kullanma hakkının yalnız sahibine ait olduğunu belirtir. Markada tescilden doğan münhasır yetki SMK m.7/1-2’de düzenlenmiştir. Dolayısıyla iki sicilin verdiği koruma aynı değildir.

Tescil ve Öncelik: İki Ayrı Sicil

Markanın TÜRKPATENT nezdinde tescili, ticaret unvanının ticaret siciline kaydından farklı bir hukuki işlemdir. Ticaret siciline tescil, aynı ibareyi markaya dönüştürmez; marka tescili de tacirin ticaret unvanını kendiliğinden değiştirmez. Koruma türleri birbirinden bağımsız doğmakla birlikte, sonradan seçilen işaret önceki hakkı ihlal edebilir.

Uyuşmazlıkta önce şu tarihler ayrıştırılmalıdır: önceki markanın başvuru veya rüçhan tarihi ve tescili, önceki ticaret unvanının tescil ve ilan tarihi, iddia edilen fiilî kullanımın başlangıcı ve çatışan sonraki işaretin başvuru veya tescil tarihi. Tarih sıralaması, hangi kanun hükmünün ve hangi hukuki yolun uygulanacağını belirleyen başlangıç verisidir; salt daha eski tarihli kayıt, her durumda bütün faaliyet alanlarını kapsayan mutlak bir üstünlük sağlamaz.

TTK m.45, daha önce Türkiye’nin herhangi bir sicilinde tescilli bulunan unvandan ayrılmak için gerekli olduğunda yeni unvana ek yapılmasını öngörür. Buna rağmen unvanlar arasındaki sicil ayrışması, daha önce tescilli markayla doğabilecek çatışmanın ayrıca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmaz. İşaret seçimi aşamasında marka ve ticaret sicillerinin birlikte araştırılması, tescil öncesi hukuki risk analizinin bir parçasıdır.

Çatışmanın Başlıca Görünümleri

Marka ve ticaret unvanı arasında tek bir çatışma biçimi yoktur. Hukuki sonucu belirleyen başlıca ihtimaller şunlardır:

  • Önceki marka – sonraki unvan: Önceki marka sahibinin, sonradan ticaret siciline kaydedilen ibarenin kullanımına veya gerektiğinde unvanın değiştirilmesine ilişkin talepleri gündeme gelir.
  • Önceki unvan – sonraki marka: Önceki ticaret unvanı sahibinin, unvanını içeren sonraki marka başvurusuna itiraz etmesi veya tescilin hükümsüzlüğünü istemesi mümkündür.
  • İki unvanın çatışması: Bir tacirin daha önce koruma kazanan ticaret unvanını başkasının dürüstlüğe aykırı şekilde kullanması, TTK m.52 kapsamında ayrıca incelenir.
  • Unvanın aynı zamanda ürün veya hizmet işareti olarak kullanılması: Fatura başlığındaki unvan ile ürün ambalajındaki veya hizmet reklamındaki markasal sunumun aynı olup olmadığı araştırılır.

Bu görünümler birbirine bağlanabilir; ancak her talebin hukuki dayanağı, ispat konusu ve muhatabı farklıdır. Örneğin sonraki marka tescilinin hükümsüzlüğü ile sonraki şirket unvanının ticaret sicilinden terkini farklı sicillere yönelen, farklı koşullara tabi sonuçlardır.

Önceki Marka, Sonraki Ticaret Unvanı

Önceki marka sahibi, sonraki ticaret unvanının markasal nitelikteki kullanımını SMK m.7/2 ve m.7/3-e çerçevesinde yasaklatabilir. SMK m.7/3-e, bir işaretin ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılmasını, ikinci fıkradaki şartlar sağlandığında yasaklanabilecek kullanım biçimleri arasında açıkça sayar. SMK m.29/1-a ise bu kapsamda izinsiz kullanımı marka hakkına tecavüz fiilleri arasına alır.

Temel ayrım: Sonraki unvanın ticaret siciline kaydedilmesi, tek başına her olayda marka hakkına tecavüzün gerçekleştiğini göstermez. Buna karşılık unvanda yer alan işaret, tescilli markayla karıştırılabilecek biçimde mal veya hizmetlerin ticari kaynağını gösterecek şekilde kullanılıyorsa, salt ticaret unvanı tesciline dayanılması bu kullanımı otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez.

Örneğin tescilli markanın esas unsurunun bir şirketin tam unvanında yer alması ile aynı unsurun ambalaj üzerinde büyük puntolarla, tek başına ve logo gibi sunulması aynı şekilde değerlendirilmez. İkinci ihtimalde tüketici, ürünün önceki marka sahibiyle bağlantılı bir işletmeden geldiğini düşünebilir. Görsel, işitsel ve kavramsal yakınlık; mal veya hizmet benzerliği; hedef kitlenin dikkat düzeyi; kullanımın tüketicide uyandırdığı işletmesel bağlantı algısı birlikte ele alınır. Bu değerlendirmelerin genel esasları karıştırılma ihtimali ve marka hakkının kapsamı bakımından da önem taşır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.01.2018 tarihli, E.2016/5901, K.2018/118 sayılı kararında, ticaret unvanı görünümündeki kullanımın somut olayda unvansal sınırı aşıp markasal niteliğe ulaştığı belirtilerek bu yönün gözetilmemesi bozma nedeni yapılmıştır. Karar, sicil kaydının yanında fiilî sunumun incelenmesi gerektiğini ortaya koyar. Bununla birlikte olayın mülga mevzuat dönemine ilişkin olduğu, güncel uyuşmazlıklarda SMK m.7/3-e’nin ayrıca uygulanacağı unutulmamalıdır.

Unvansal Kullanım ile Markasal Kullanım Nasıl Ayrılır?

Unvansal kullanım, tacirin kendisini hukuken tanıtmasıdır: şirketin tam unvanının sözleşmede, faturada veya zorunlu kurumsal bilgiler arasında yer alması bunun olağan örnekleridir. Markasal kullanım ise işaretin mal veya hizmetin hangi işletmeden kaynaklandığını gösterecek biçimde öne çıkarılmasıdır. Kullanımın niteliği, yalnız metindeki sözcüğe göre değil, bağlamı ve tüketici algısı üzerinden belirlenir.

Markasal kullanım değerlendirmesinde şu göstergeler önemlidir:

  • Çekirdek ibarenin şirket türü ve diğer unvan unsurlarından ayrılarak tek başına veya baskın biçimde gösterilmesi;
  • İbarenin ürün etiketi, ambalaj, katalog, mağaza vitrini veya hizmet tanıtımında kaynak gösteren işaret olarak kullanılması;
  • Önceki markanın karakteristik logo, renk veya sunum tarzına yaklaşılması;
  • Reklam, tabela ve dijital tanıtımın hedef tüketicide aynı işletme, bağlı şirket veya lisans ilişkisi izlenimi doğurması.

Buna karşılık faturanın yasal unvan alanında tam şirket adının yer alması, sırf benzer sözcük içeriyor diye otomatik tecavüz sonucunu doğurmaz. TTK m.39’da öngörülen zorunlu unvan kullanımı ile bunun ötesine geçen tanıtım faaliyetleri ayrı incelenmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.11.2020 tarihli, E.2020/1670, K.2020/4793 sayılı kararında da ticaret unvanı ile markanın farklı işlevleri vurgulanmış, unvanın yalnızca tescilli bulunmasının marka ihlali oluşturmayacağı; markasal kullanım varsa unvan tescilinin tek başına hukuka uygunluk sebebi sayılamayacağı açıklanmıştır. Bu kararın unvan terkini yönündeki değerlendirmesi ise mülga 556 sayılı KHK hükümleri bağlamında yapılmıştır; SMK dönemindeki taleplerle birebir özdeşleştirilmemelidir.

Alan adı, arama reklamı veya internet satış sayfası gibi kullanımlarda da aynı işlevsel ayrım başlangıç noktasıdır. Ancak bu araçların özel koşulları, marka ve alan adı uyuşmazlıkları ile anahtar kelime reklamında marka ihlali konularında ayrıca değerlendirilir.

Önceki Ticaret Unvanı, Sonraki Marka

Önceki ticaret unvanının sonraki bir marka başvurusuna karşı korunmasında özel dayanak SMK m.6/6’dır. Bu hükme göre tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait ticaret unvanını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. Uygulamada unvanın ayırt edici çekirdek unsurunun sonraki markada kullanılıp kullanılmadığı ve koruma talep edilen mal veya hizmetlerle unvanın faaliyet alanı arasındaki bağ araştırılır. Sıradan, tanımlayıcı veya herkesin kullanımına açık unsurların tek başına aynı olması, her durumda sonraki markanın reddedilmesini gerektirmez.

Burada önceki marka sahibinin sonraki unvana yönelttiği tecavüz iddiasından farklı bir ispat rejimi vardır: SMK m.6/6’ya dayanan ticaret unvanı sahibinin unvanını ürün üzerinde ayrıca marka olarak kullandığını ispat etmesi zorunlu değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.06.2025 tarihli, E.2024/6823, K.2025/4338 sayılı kararı bu ayrımın açık örneğidir. Daire, önceki ticaret unvanının ayırt edici çekirdek unsuruyla karıştırılabilecek ibarenin ilgili mal veya hizmetlerde marka olarak tescilini SMK m.6/6 bakımından incelemiş; unvanın markasal kullanımının ve sicilde belirtilen faaliyet konusunda fiilen faaliyet yürütülmesinin ayrıca aranamayacağını belirterek aksi yöndeki bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur.

Bu karar, unvan sahibini her sınıfta sınırsız marka tekeli sahibi yapmaz. Somut olayda önceki unvanın tescil ve koruma alanı, sonraki marka işaretinin esas unsuru ve marka kapsamındaki mallarla unvanın faaliyet sahasının yakınlığı belirleyici olmuştur. Ticaret unvanına dayalı nispi ret gerekçeleri ile başka haklara dayalı itirazlar arasındaki sistematik ayrım için marka tescilinde nispi ret nedenleri ayrıca incelenebilir.

Önceki Ticari Kullanımdan Doğan Haklar: SMK m.6/3 ile m.6/6 Aynı Değildir

SMK m.6/3, başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret üzerinde hak elde edilmesini ayrıca nispi ret sebebi sayar. Bu hükümde, hak doğuracak nitelikteki önceki ticari kullanımın ve işaret üzerindeki önceki hakkın ispatı öne çıkar. Buna karşılık SMK m.6/6, başkasına ait ticaret unvanının sonraki markada yer almasına ilişkin özel koruma düzenlemesidir.

Bu iki bent aynı olayda alternatif olarak ileri sürülebilse de ispat konuları karıştırılmamalıdır. Önceki tescilli ticaret unvanına dayanıldığında Yargıtayın 19.06.2025 tarihli kararındaki m.6/6 yaklaşımı göz ardı edilerek her durumda ürün etiketi veya reklam üzerinde markasal kullanım aranması doğru değildir. Bunun tersine, yalnız bir işletme adının fiilen kullanıldığı ve tescilli bir unvana dayanılmadığı durumlarda, önceki ticari kullanımdan doğan hakkın dayanakları ayrıca belgelenmelidir. Bu son ihtimalin genel çerçevesi tescilsiz markanın korunması konusundadır.

Tarih, Faaliyet Alanı ve Karıştırılma Değerlendirmesi

Öncelik incelemesinde tek bir tarih veya sınıf numarası yeterli değildir. Tescilli markanın hangi mal ve hizmetleri kapsadığı ile unvan sahibinin ticaret sicilindeki faaliyet alanı ve uyuşmazlık konusu ticari ilişki birlikte değerlendirilir. Örneğin aynı ibare biri medikal cihaz ticaretinde, diğeri tamamen farklı mal veya hizmetlerde kullanılıyorsa bağlantı ve karıştırılma değerlendirmesi, doğrudan rakip olan iki işletmeye göre farklılaşabilir. Tanınmış markalara ilişkin özel koruma şartları saklıdır.

Aşağıdaki sorular somut incelemeyi sistematikleştirir:

  1. Koruma talep eden kişinin dayandığı hak marka mı, ticaret unvanı mı, yoksa fiilî kullanımla kazanılmış başka bir işaret hakkı mı?
  2. Önceki hakkın doğumu ile sonraki başvuru, tescil ve kullanım tarihleri nelerdir?
  3. Ortak unsur ayırt edici bir çekirdek ibare mi, yoksa ilgili sektörde yaygın veya tanımlayıcı bir ifade mi?
  4. Markanın tescilli mal/hizmetleri ile unvanın faaliyet konusu arasında ekonomik veya ticari bağlantı bulunuyor mu?
  5. Uyuşmazlık marka başvurusunun engellenmesiyle mi, fiilî kullanıma son verilmesiyle mi, yoksa unvanın sicilden değiştirilmesiyle mi çözülebilir?

Unvan ile marka arasındaki benzerliğin derecesi, tüketicinin iki işletme arasında ortaklık, grup şirketi veya lisans ilişkisi bulunduğunu sanmasına yol açabilir. Ancak salt benzer sözcüğün aynı iki kayıtta yer alması her somut uyuşmazlıkta aynı hukukî sonucu vermez. Özellikle SMK m.6/6 bağlamında karıştırılma potansiyeli ve mal/hizmet-faaliyet alanı bağı, tescilli unvanın önceki hakkını koruyan özel hüküm çerçevesinde değerlendirilir.

Deliller ve İspat Yükü

Deliller, hangi hakka ve hangi talebe dayanıldığına göre seçilmelidir. Önceki unvana dayanılarak sonraki marka tesciline itirazda ticaret sicili kayıtları, unvanın tescil ve ilan tarihi, faaliyet konusu ve sonraki markanın örneği ile mal/hizmet listesi önemlidir. Önceki markaya dayanılarak sonraki unvanın fiilî kullanımının durdurulması isteniyorsa, markasal sunumun ve ilgili ticari kullanımın somut olarak ortaya konulması özellikle önem taşır.

Delilİspat etmeye elverişli olduğu husus
Ticaret sicili ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlarıTicaret unvanının ilk kaydı, değişiklikleri, çekirdek ibaresi ve faaliyet konusu.
TÜRKPATENT sicil ve bülten kayıtlarıMarka örneği, başvuru/rüçhan tarihi, tescil kapsamı ve ilgili yayım.
Fatura, sözleşme, sevk belgesi ve antetli evrakTicari ilişkinin tarihi, unvansal kullanım ve kimi hâllerde işaretin sunum biçimi.
Ambalaj, katalog, tabela, reklam ve internet sayfası kayıtlarıİşaretin markasal biçimde öne çıkarılıp çıkarılmadığı, hedef kitle ve ticari etki.
Yazışmalar, müşteri başvuruları ve gerektiğinde pazar araştırmasıKarıştırılma, bağlantı algısı ve tarafların olgulara ilişkin bilgisi.

Her delilin ilgili tarihe ait olması ve hangi kullanım iddiasını desteklediğinin gösterilmesi gerekir. Bir ekran görüntüsünün içeriği kadar elde ediliş zamanı ve güvenilirliği de önemlidir. Çevrim içi sayfaların değiştirilebilmesi sebebiyle uyuşmazlık derinleşmeden delil tespiti ihtiyacı değerlendirilebilir. Faturada tam ticaret unvanının görülmesi, her olayda mal üzerinde markasal kullanımın kanıtlandığı anlamına gelmez; buna karşılık önceki ticaret unvanının SMK m.6/6 kapsamında ileri sürülmesinde bu tür markasal kullanım ispatı ayrıca şart değildir.

Başlıca Savunmalar ve Sınırlar

“Ticaret unvanım tescilli” savunması

Unvanın tescili, TTK m.50 çerçevesinde unvan sahibine koruma sağlar; fakat unvanın her türlü tanıtım kullanımını önceki markaya karşı dokunulmaz kılmaz. Tescilli biçimiyle zorunlu unvansal kullanım ile ayırt edici ibarenin markasal kullanımı birbirinden ayrılır. Bu nedenle savunma, somut kullanımın hangi işlevi gördüğü gösterilmeden kabul veya reddedilmemelidir.

“Faaliyet alanlarımız farklı” savunması

Farklı sektörlerde faaliyet göstermek karıştırılma ihtimalini azaltabilir; ancak tek başına kesin bir savunma değildir. Markanın ayırt edici gücü ve varsa tanınmışlığı, işaretlerin benzerliği, ticari bağlantı ihtimali ve sonraki markanın kapsadığı mal veya hizmetler ayrı incelenir. Önceki ticaret unvanına dayanan SMK m.6/6 uyuşmazlığında da faaliyet alanı ile sonraki marka kapsamı arasındaki ilişki önemlidir.

“Bu benim adım veya şirket ortaklarının baş harfleri” savunması

Bir ibarenin kişi adından veya ortakların baş harflerinden oluşturulması, önceki hak sahibinin bütün iddialarını kendiliğinden bertaraf etmez. SMK m.7/5-a, gerçek kişilerin kendi ad veya adresini dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde belirtmesi bakımından bir sınır öngörür; şirketin unvanındaki her kelime için sınırsız bir istisna getirmez. Uygulamanın esasları dürüst kullanım istisnası kapsamında incelenmelidir.

“Ben de aynı ibareyi marka olarak tescil ettirdim” savunması

Sonraki tarihli bir marka tescili, önceki ticaret unvanına ilişkin SMK m.6/6 iddiasını veya önceki marka sahibinin haklarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Hangi sicil hakkının hangi tarihte doğduğu ve hangi talebin ileri sürüldüğü önemlidir. Sonraki tarihli markaya dayanılarak yapılan savunmanın özel koşulları, tescilli marka sahibi olmanın tecavüz sorumluluğuna etkisi konusunda ele alınır.

Çatışmadan önce verilmiş izin, ticari ilişkinin geçmişi, uzun süreli sessizlik veya karşılıklı anlaşma da somut uyuşmazlıkta etkili olabilir. Ancak bunların hiçbiri yalnızca varsayılarak kabul edilmez; izin ve kapsamı belgelendirilmeli, sessiz kalmanın hangi hak ve talep bakımından hukuki sonuç doğurduğu ayrıca incelenmelidir. Kötü niyet iddiaları bakımından da soyut benzerlik yerine somut olgular gereklidir.

İtiraz, Hükümsüzlük, Tecavüz ve Unvanın Terkini

Uyuşmazlığın çözüm yolu, değiştirilmesi istenen sicile veya durdurulması istenen fiile göre belirlenir. Marka sicili ile ticaret siciline yönelik işlemlerin birbiri yerine geçirilmesi doğru değildir.

1. Sonraki Marka Başvurusuna İtiraz

Önceki ticaret unvanı sahibi, başvuru henüz tescil edilmemiş ve Resmî Marka Bülteni’nde yayımlanmışsa SMK m.6/6’ya dayanarak yayım tarihinden itibaren iki ay içinde SMK m.18 uyarınca gerekçeli itirazda bulunabilir. Bu aşamada unvan kaydı, öncelik tarihi ve sonraki marka ile faaliyet alanı ilişkisinin gösterilmesi önemlidir. Usulün ayrıntıları marka başvurusuna itiraz konusundadır.

İtiraza ilişkin Kurum kararına karşı zarar gören tarafın, kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde SMK m.20 çerçevesinde Kuruma itiraz etmesi mümkündür; SMK m.21 kapsamında Kurul nihai kararı verir. Nihai Kurum kararının yargısal denetimi ayrı bir aşamadır. Bu aşama YİDK kararının iptali davası kapsamında ele alınır.

2. Sonraki Tescilli Markanın Hükümsüzlüğü

Sonraki işaret marka olarak tescil edilmişse, önceki ticaret unvanı sahibinin SMK m.6/6 ile m.25/1 hükümlerine dayalı marka hükümsüzlüğü davası açması gündeme gelebilir. Hükümsüzlük talebi, tescil anındaki hukuki engelin saptanmasına yönelir ve SMK m.25/3 uyarınca sicilde kayıtlı marka sahibine veya hukuki halefine karşı ileri sürülür; TÜRKPATENT bu davada davalı olarak gösterilmez. Tescil kapsamının yalnız bir bölümünde şartlar varsa kısmi hükümsüzlük değerlendirilir. Hükümsüzlüğün şartları ve sonuçları ayrıca incelenmelidir.

3. Markasal Kullanımın Durdurulması ve Tecavüz Talepleri

Önceki marka sahibi bakımından sonraki unvanın işaret olarak kullanılması SMK m.7 ve m.29 kapsamında tecavüz oluşturuyorsa, SMK m.149 çerçevesinde tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve şartlarına göre diğer hukuki talepler gündeme gelir. Tek başına sicil kaydının varlığına değil, yasaklanmak istenen somut kullanıma odaklanmak gerekir. Tecavüz fiillerinin unsurları ve tecavüz davasında ileri sürülebilecek talepler bu değerlendirmenin devamıdır.

4. Ticaret Unvanının Değiştirilmesi veya Sicilden Silinmesi

Unvanın sicilden terkini, markasal kullanımın men’inden farklı bir sonuçtur. TTK m.52/1, ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı biçimde başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibine, şartları varsa tespit, yasaklama, tescilli unvanın değiştirilmesi veya silinmesi ve diğer taleplerde bulunma imkânı verir. Bu hüküm doğrudan ticaret unvanına ilişkin korumayı düzenler. Önceki marka ile sonraki unvan çatışmasında ise unvanın değiştirilmesi talebinin hukuki dayanağı ve koşulları, ticaret unvanına dayalı haklar, marka hakkının ihlali ve somut iltibas olguları ayrıştırılarak kurulmalıdır. Her markasal ihlal otomatik olarak bütün şirket unvanının silinmesini gerektirmez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.06.2025 tarihli, E.2024/6764, K.2025/4584 sayılı kararında, sonraki ticaret unvanının ayırt edici ibaresinin tabela, bayrak, antetli kâğıt ve faturalarda öne çıkarıldığı, bunun markasal kullanım oluşturduğu ve önceki markayla karıştırılma riski doğurduğu yönündeki somut tespitler incelenmiştir. Daire, markaya tecavüzün tespitine ve unvanın ilgili ibaresinin terkinine ilişkin sonucun korunmasına karşılık, aynı fiil nedeniyle ayrıca haksız rekabet hükmü kurulmasını oy çokluğuyla uygun görmemiştir. Bu karar, unvanın terkini, marka tecavüzü ve haksız rekabet taleplerinin tek başlık altında otomatik kabul edilemeyeceğini göstermesi bakımından önemlidir.

5. Görev, Yetki ve Sürelerin Ayrılması

SMK kapsamındaki marka hükümsüzlüğü ve tecavüz davalarında görevli mahkeme, SMK m.156 çerçevesinde fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesidir; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde kanunda ve yargı çevresi düzenlemelerinde belirlenen asliye hukuk mahkemeleri görev yapar. Kurumun kararlarına karşı açılan davalarda SMK m.156/2 uyarınca Ankara Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi görevli ve yetkilidir. Ticaret unvanı korumasından doğan salt TTK taleplerinin görev ve yetkisi ise talebin niteliğine ve bağlantılı istemlere göre ayrıca belirlenmelidir; bütün uyuşmazlıkları otomatik olarak aynı mahkemeye bağlamak doğru değildir.

Markaya itirazın iki aylık süresi ile Kurum kararına itirazın iki aylık süresi, başlangıç olayları farklı iki ayrı süredir. Ticaret unvanının terkini veya marka tecavüzü talepleri için bu idari süreler doğrudan uygulanmaz. Tazminatın zamanaşımı, şartlarına göre geçici koruma ve arabuluculuk meseleleri de ileri sürülen talepler açısından ayrıca incelenmelidir; ilgili ayrıntılar zamanaşımı, ihtiyati tedbir ve arabuluculuk başlıklarında yer alır.

Birden Fazla Hukuki Korumanın İlişkisi

Bir ibare aynı anda marka ve ticaret unvanı olarak korunabilir. Bu anlamda hakların birlikte varlığı mümkündür; ancak bundan, tek bir fiil için SMK ile TTK’nın haksız rekabet hükümlerinin daima birlikte uygulanacağı sonucu çıkmaz. İki ayrı tescil türünün bir arada bulunması ile aynı ihlalin birden çok hukuki rejim altında eş zamanlı yaptırıma bağlanması farklı meselelerdir. Özellikle marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin kesiştiği alanda özel hüküm-genel hüküm ilişkisi tartışmalıdır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.06.2025 tarihli, E.2024/6764, K.2025/4584 sayılı kararında çoğunluk; tescilli marka hakkının koruma alanıyla haksız rekabet korumasının aynı fiil bakımından örtüştüğü olayda, özel SMK hükümlerinin uygulanacağını ve aynı fiile ilişkin ayrıca haksız rekabet hükmü kurulamayacağını kabul etmiştir. Kararda karşı oy ise korunan menfaatlerin farklılığı nedeniyle iki rejimin birlikte uygulanabileceğini savunmuştur. Bu görüş ayrılığı, taleplerin ve hukuki sebeplerin ayrı kurulmasını gerektirir. Tartışmanın ayrıntısı marka tecavüzü ile haksız rekabetin birlikte ileri sürülmesi ve daha genel düzeyde fikrî mülkiyette kümülatif koruma incelemelerinin konusudur.

Buradaki ayrım, ticaret unvanının TTK m.50-52’den kaynaklanan bağımsız korumasını yok saymak anlamına gelmez. Önceki unvanın haksız kullanılmasına dayalı özel unvan talebi, önceki markanın markasal kullanım nedeniyle ihlal edildiği iddiasından ayrı değerlendirilebilir. Aynı zararın birden çok hukuki nitelemeyle mükerrer tahsiline de izin verilmemelidir.

Somut Örneklerle Değerlendirme

Örnek 1: Önceki Marka ile Sonradan Kurulan Şirket

Varsayalım ki “VELORA” ibaresi belirli kozmetik ürünleri için daha önce marka olarak tescil edilmiştir. Sonradan kurulan “Velora Kozmetik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” unvanını ticaret siciline kaydettirmiştir. Şirketin unvanını sözleşme ve yasal fatura başlığında tam biçimiyle göstermesi ile kozmetik ambalajlarında yalnız “VELORA” ibaresini ürün markası gibi öne çıkarması farklı hukuki sorular doğurur. İkinci kullanım, mal ve işaret benzerliği ile tüketici algısı koşulları varsa SMK m.7 ve m.29 bakımından tecavüz oluşturabilir. Unvan kaydının ayrıca değiştirilip değiştirilemeyeceği ise ayrı bir talep ve gerekçe gerektirir.

Örnek 2: Önceki Ticaret Unvanı ile Sonraki Marka

“NARVİA Gıda Sanayi Anonim Şirketi” daha önce ticaret siciline tescil edilmiş olsun. Üçüncü bir kişi aynı ayırt edici “NARVİA” ibaresini, unvan sahibinin faaliyet alanıyla bağlantılı gıda ürünlerinde marka olarak tescil ettirmek istesin. Önceki unvan sahibi, unvanın ayırt edici çekirdek unsuruna ve faaliyet alanı bağlantısına dayanarak SMK m.6/6 kapsamında başvuruya itiraz edebilir. Bunun için “NARVİA”yı ürün ambalajında ayrıca marka gibi kullanmış olması tek başına zorunlu koşul değildir. Marka tescili tamamlanmışsa aynı çatışma, şartlarına göre hükümsüzlük davasına konu olabilir. Örnekler varsayımsaldır; gerçek bir uyuşmazlıkta sicil kayıtları ve işaretlerin ayırt ediciliği ayrıca incelenir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ticaret unvanı tescili marka hakkı verir mi?

Hayır. Ticaret unvanının sicile kaydı, tacire TTK kapsamında unvan koruması sağlar; bu işlem TÜRKPATENT nezdinde marka tescili yerine geçmez. Bununla birlikte önceki unvan, şartları varsa sonraki marka başvurusuna SMK m.6/6 uyarınca engel olabilir.

Daha önce tescilli markam varsa aynı ibareyi içeren şirket unvanı otomatik silinir mi?

Hayır. Öncelik, faaliyet alanı, ayırt edici unsur, fiilî kullanımın niteliği ve ileri sürülen talebin hukuki dayanağı incelenir. Markasal kullanımın önlenmesi ile ticaret unvanının sicilden değiştirilmesi aynı sonuç değildir.

Önceki ticaret unvanımı marka gibi kullanmadıysam sonraki marka başvurusuna itiraz edebilir miyim?

Evet, diğer koşullar varsa SMK m.6/6 kapsamında mümkündür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.06.2025 tarihli, E.2024/6823, K.2025/4338 sayılı kararı, bu özel hükümde ayrıca markasal kullanım şartı aranmadığını açıklamaktadır.

İki şirket farklı sektörlerdeyse aynı ibareyi kullanabilir mi?

Her zaman değil. İşaretlerin ayırt edici niteliği, marka kapsamı, ticaret unvanının faaliyet alanı, tüketici bağlantı algısı ve varsa tanınmışlık dikkate alınır. Sektör farklılığı değerlendirmede önemli olabilir ama otomatik bir serbest kullanım belgesi değildir.

Tescilli şirket unvanını faturada kullanmak marka ihlali midir?

Tam unvanın kanunen gerekli kurumsal bilgi olarak gösterilmesi ile ibarenin markasal biçimde öne çıkarılması ayrıdır. İhlal iddiası, fatura ve diğer evrakın görünümü ile kullanımın tüketici üzerindeki ticari işlevi dikkate alınarak incelenir.

Ticaret unvanına dayalı marka itirazı kaç gün içinde yapılır?

SMK m.18 uyarınca yayımlanan marka başvurusuna itiraz süresi, yayım tarihinden itibaren iki aydır. Kurum kararına itiraz için SMK m.20’deki iki aylık süre ise kararın bildiriminden itibaren başlar. Bu süreler ve başvuru yolları karıştırılmamalıdır.

Marka ve ticaret unvanı aynı şirkete aitse iki ayrı koruma birlikte kullanılabilir mi?

Evet, aynı işaretin her iki rejimde ayrı haklar doğurması mümkündür. Ancak somut fiil bakımından marka, ticaret unvanı ve haksız rekabet hükümlerinin hangi sınırlarla uygulanacağı ayrı belirlenir; aynı zarar için mükerrer tazminat istenemez.

Sonuç

Marka ve ticaret unvanı çatışmasında doğru çözüm, işaretin hangi sicilde önce yer aldığını ve hangi hukuki işlevle kullanıldığını birlikte değerlendirmekten geçer. Önceki markaya dayanılarak sonraki unvanın markasal kullanımı sınırlandırılabilir; önceki ticaret unvanı ise SMK m.6/6 kapsamında, ayrıca markasal kullanım şartı aranmaksızın sonraki marka başvurusuna veya tesciline karşı korunabilir. Unvanın değiştirilmesi, marka hükümsüzlüğü ve tecavüzün durdurulması farklı hukuki sonuçlar olduğu için taleplerin dayanağı ve delilleri ayrı kurulmalıdır. Bu ayrımlara ilişkin hukuki inceleme ve başvuru yolları bakımından marka uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve temsil hizmetleri değerlendirilebilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer