Tescilli Marka Sahibi Olmak Tecavüz Sorumluluğunu Ortadan Kaldırır Mı?

Tescilli Marka Sahibi Olmak Tecavüz Sorumluluğunu Ortadan Kaldırır Mı? Hayır. Tescilli marka sahibi olmak, önceki tarihli bir marka hakkına tecavüzden doğabilecek sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.155 uyarınca, sonraki tarihli marka sahibi, kendisinden önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahibinin açtığı tecavüz davasında kendi tescilini hukuka uygunluk savunması olarak ileri süremez. Bununla birlikte, sonraki tarihli bir tescilin bulunması tek başına tecavüzün gerçekleştiğini de kanıtlamaz. Önceki hakkın kapsamı, kullanılan işaret, ilgili mal veya hizmetler ve somut kullanım birlikte incelenir.

SMK m.155: Sonraki Tarihli Marka Tescili Mutlak Savunma Değildir

Marka hukukunda tescil, sahibine belirli mal ve hizmetler bakımından münhasır hak sağlar. Ancak marka hakkının kapsamı, daha önce doğmuş hakları ortadan kaldıran sınırsız bir yetki değildir. SMK m.155, aynı veya birbiriyle çatışan sınai mülkiyet haklarının farklı tarihlerde kazanılması durumunda, sonraki hak sahibinin tescil belgesini önceki hak sahibine karşı bir koruma kalkanı olarak kullanmasını engeller.

SMK m.155/1 – Önceki tarihli hakların etkisi: “Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.”

Bu hükmün doğrudan sonucu şudur: Davalı, yalnızca “TÜRKPATENT benim markamı da tescil etti; o hâlde kullanımım hukuka uygundur.” diyerek davanın reddini sağlayamaz. Tescilin varlığı ve tecavüz oluşturabilecek kullanımın hukuka uygunluğu ayrı meselelerdir. Özellikle markanın başvurusuna itiraz edilmemiş veya sonraki tescil henüz sicilden kaldırılmamış olması, SMK m.155’in uygulanmasını tek başına önlemez.

Hüküm yalnız markalar için değil, kendi kapsamındaki patent ve tasarım hakları için de öngörülmüştür. Bu makalede ise münhasıran önceki tarihli marka karşısında sonraki tarihli marka tesciline dayanılarak yapılan savunma incelenmektedir. SMK m.155, tek başına yeni bir tecavüz fiili veya bağımsız bir hükümsüzlük nedeni yaratmaz; mevcut hak çatışmasında hangi savunmanın dinlenemeyeceğini belirler.

Önceki Hakkın ve Tarih Sırasının Belirlenmesi

SMK m.155 bakımından öncelik, yalnız tescil belgelerinin verildiği gün karşılaştırılarak belirlenmez. Kanun özellikle rüçhan veya başvuru tarihine işaret eder. Davacının ileri sürdüğü önceki hakkın geçerliliği, dayandığı mal veya hizmetler, varsa rüçhan kaydı ve davalının markasının başvuru tarihi birlikte araştırılmalıdır. Daha önce başvurulmuş ve ilgili uyuşmazlık bakımından hak sağlamayan bir işarete dayanılarak m.155’in koşulları kendiliğinden gerçekleşmiş sayılmaz.

DurumHukuki değerlendirme
Davacının geçerli marka hakkının başvuru/rüçhan tarihi daha eskiSonraki tescil tek başına tecavüz savunması olamaz; SMK m.7 ve m.29 yönünden inceleme yapılır.
Davalı kendi hakkının daha önceki tarihe dayandığını ileri sürüyorHakların başlangıcı ve kapsamı doğrulanır; m.155’in davalı aleyhine uygulanacağı varsayılamaz.
Markalar farklı ticari kaynakları gösterecek kadar ayrışıyorSonraki tescil bulunmasına rağmen, tecavüzün maddi şartları gerçekleşmeyebilir.

Örnek: A işletmesinin belirli ürünler bakımından 2019 başvuru tarihli bir markası, B işletmesinin ise benzer ürünler için 2022 başvuru tarihli bir markası bulunsun. B’nin işareti piyasada A’nın markasıyla karıştırılmaya neden olacak biçimde kullanılıyorsa B, kendi tescil belgesini ibraz ederek kullanımının sırf bu sebeple hukuka uygun olduğunu savunamaz. Buna karşılık işaretlerin genel izlenimi farklıysa veya kullanımlar A’nın koruma alanıyla çatışmıyorsa sırf tarih sırası tecavüz kararı verilmesine yetmez.

Önceki hak, tescilli bir marka yerine yalnız ticaret unvanının veya tescilsiz bir işaretin geçmiş kullanımına dayanıyorsa koruma dayanağı ayrıca belirlenmelidir. Her önceye dayalı ticari kullanım otomatik olarak SMK m.155’te sözü edilen, önceki rüçhan veya başvuru tarihli sınai mülkiyet hakkıyla aynı hukuki rejime tabi değildir. Tescil başvurusu öncesindeki hak çatışmalarının araştırılması, benzerlik ve önceki hak taramasının da temel işlevidir.

Sonraki Tescil Varken Marka Hakkına Tecavüz Nasıl İncelenir?

SMK m.155’in uygulanması, davacı lehine otomatik bir tecavüz kararı verilmesi demek değildir. Mahkeme, SMK m.29’daki tecavüz fiillerini ve bu hükmün gönderme yaptığı SMK m.7’deki koruma koşullarını somut olay üzerinde incelemeye devam eder. Davalının sicilde kayıtlı markası değil, fiilen kullandığı işaret ve kullanım biçimi değerlendirmede merkezî önemdedir.

Kullanılan işaret gerçekten marka işlevi görüyor mu?

Ambalaj, tabela, internet sitesi, ticari evrak ve reklam üzerindeki işaretin mal veya hizmetlerin ticari kaynağını gösterip göstermediği araştırılır. Bir kelimenin ürünün özelliğini açıklamak için kullanılmasıyla aynı kelimenin marka olarak öne çıkarılması farklı sonuçlar doğurabilir. Dürüst ve tanımlayıcı kullanımın sınırları, dürüst kullanım istisnası kapsamında ayrıca ele alınır.

İşaretler ve mal veya hizmetler arasında çatışma var mı?

SMK m.7/2-a bakımından işaret ve mal veya hizmet ayniyeti; m.7/2-b bakımından ise işaretlerin ve ilgili mal veya hizmetlerin aynı veya benzer olması sonucunda tüketicinin ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırma tehlikesine düşmesi değerlendirilir. Türkiye’de ulaşılan tanınmışlık düzeyinin kanuni koşulları gerçekleştiğinde m.7/2-c’nin ayrı koruması da gündeme gelebilir. Bu incelemede markaların görsel, işitsel ve anlamsal genel izlenimi, ayırt edici unsurlar, ilgili tüketici çevresi ve somut kullanım önemlidir. Nispi ret nedenleri tescil engelleri bakımından ilgili olmakla birlikte, tecavüz davasındaki somut kullanım incelemesinin yerine geçmez.

Örneğin davalının tescili kelime ve şekil unsurlarından oluşurken fiilî satışta yalnız önceki markaya çok yaklaşan kelime unsurunun büyütülerek kullanılması, sicildeki bütünsel örnekten farklı bir risk ortaya çıkarabilir. Tersine, önceki markayla ortak bir kelime bulunmasına rağmen farklı ayırt edici unsurlar nedeniyle piyasada bağlantı algısı doğmuyorsa tecavüz iddiası reddedilebilir. Aynı Nice sınıf numarası tek başına benzerlik karinesi oluşturmadığı gibi farklı sınıf numaraları da tüm ihtimalleri ortadan kaldırmaz.

Sonraki Marka Hükümsüz Kılınmadan Tecavüz Davası Açılabilir mi?

SMK m.155’in uygulandığı uyuşmazlıkta, sonraki tescilin hükümsüzlüğüne önceden karar verilmiş olması tecavüz iddiasının dinlenebilmesi için genel bir ön koşul değildir. Önceki hak sahibi, çatışan sonraki tescil sicilde dururken de kullanımın tecavüz oluşturduğunu ileri sürebilir. Mahkeme, sonraki tescili bir hukuka uygunluk savunması saymadan somut tecavüz koşullarını değerlendirir.

Bununla birlikte iki talebin sonuçları farklıdır. SMK m.149 kapsamında açılan tecavüz davası, ihlalin tespiti ve durdurulması gibi sonuçlara yönelir. Marka hükümsüzlüğü davası ise SMK m.25’te düzenlenen sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek sicildeki tescilin hukuki varlığı hakkında karar verilmesini sağlar. SMK m.27/1 uyarınca hükümsüzlük, kanuni istisnalar saklı kalmak üzere, marka başvuru tarihinden itibaren sonuç doğurur. Tecavüz tespiti kendiliğinden hükümsüzlük ve sicilden terkin kararı yerine geçmez.

Önceki hak sahibi, koşulları varsa hükümsüzlük ve tecavüz taleplerini aynı dava içinde ya da usul kurallarının izin verdiği ayrı davalarda ileri sürebilir. Davaların birleştirilmesi veya birinin diğerinde bekletici mesele sayılması somut talep yapısı ve uygulanacak zaman bakımından ayrıca değerlendirilir; SMK dönemindeki her tecavüz davasında önce hükümsüzlük hükmünün kesinleşmesini zorunlu saymak, m.155’in işlevini ortadan kaldırır.

Tescile Güven ve İyi Niyet Tazminat Sorumluluğunu Kaldırır mı?

Marka tescilinin TÜRKPATENT tarafından yapılmış olması, önceki hakka tecavüz oluşturan fiilî kullanımı kendiliğinden meşrulaştırmaz. Davalının markayı iyi niyetle seçtiği, başvuru yaparken önceki hakkı bilmediği veya tescile güvenerek yatırım yaptığı yönündeki açıklamaları da SMK m.155’teki savunma yasağını tek başına bertaraf etmez. Hükmün uygulanması için davalının kötü niyetli tescil yaptırdığının ayrıca ispatlanması kanun metnindeki bir koşul değildir.

Ancak tecavüzün objektif olarak tespiti ile parasal sorumluluğun kapsamı birbirinden ayrılmalıdır. Tecavüzün önlenmesi veya durdurulması taleplerinin değerlendirilmesi ile maddi ve manevi tazminatın koşulları aynı değildir. Tazminat bakımından fiilin işlendiği dönem, kusur, zarar, illiyet bağı, kullanımın yoğunluğu ve markanın ekonomik değeri gibi unsurlar ayrıca tartışılır. Sonraki tarihli tescil, bir hukuka uygunluk sebebi oluşturmasa da tazminatın özellikle yoksun kalınan kazanç miktarının belirlenmesinde somut olaya göre dikkate alınabilir.

Bu nedenle “Tescilim var, hiçbir sorumluluğum yok.” iddiası kadar “Tescil geçersiz savunma olduğuna göre talep edilen tazminatın tamamı ödenir.” sonucuna varmak da hatalıdır. Maddi tazminat hesaplama yöntemleri ve marka itibarındaki zararın tazmini kendi koşullarına göre incelenir.

Yargıtay Kararlarında Tescilli Marka Savunmasının Sınırı

Yargıtay 11. HD, 18.10.2022: Eski tescilli kullanım yaklaşımı sürdürülemez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.10.2022 tarihli, E. 2021/2797, K. 2022/7133 sayılı kararında eğitim hizmetlerindeki önceki “ARI” esas unsurlu markalar ile sonraki “AEK Isparta Arı Eğitim Kurumları” markası arasındaki çatışma ele alınmıştır. Daire, SMK m.155 karşısında, geçmişte benimsenen ve kötü niyetle tescil edilmemiş bir markanın tescilli kaldığı sürece kullanılmasının tecavüz teşkil etmeyeceğini kabul eden yaklaşımın sürdürülemeyeceğini açıkça belirtmiştir. Tecavüz ve sonraki markanın hükümsüzlüğü yönündeki değerlendirmeyi isabetli bulmuştur.

Aynı kararın önemli ikinci boyutu tazminattır. Yargıtay, davalının kendi adına marka tescilinin bulunmasının ihlali ortadan kaldırmadığını; fakat SMK m.151 çerçevesinde yoksun kalınan kazanç miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilecek olgulardan biri olduğunu açıklamıştır. Mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesi eksik bulunduğundan karar tazminat hesabı bakımından bozulmuştur. Böylece sonraki tescilin tecavüze engel olmaması ile tazminat miktarının somut koşullara göre belirlenmesi birbirinden ayrılmıştır.

Yargıtay 11. HD, 26.02.2025: Sonraki tescile rağmen iltibas incelenmelidir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.02.2025 tarihli, E. 2024/2460, K. 2025/1301 sayılı kararında tarım makineleri ve otomotiv alanında kullanılan iki markanın benzerliği değerlendirilmiştir. Daire çoğunluğu, davalının sonraki tescilli marka ve ticaret unvanı bulunmasının SMK m.155 uyarınca tecavüz davasında savunma olarak ileri sürülemeyeceğini belirtmiş; işaretlerin genel izlenimi ve karıştırılma ihtimali yönünden yapılması gereken incelemeye işaret ederek ret hükmünü bozmuştur.

Kararda karşı oy da bulunmaktadır: Karşı oy, işaretler arasındaki farklılıklar nedeniyle karıştırılma ihtimalinin doğmadığı kanaatindedir. Bu ayrılık, m.155’in tescil savunmasını etkisiz kılmasının, işaretlerin benzerliği ve tecavüz koşulları hakkındaki delil değerlendirmesini gereksiz hâle getirmediğini göstermesi bakımından önemlidir. Bozma kararı, davacı lehine kesinleşmiş bir tazminat hükmü olarak okunmamalıdır.

İstanbul BAM, 17.10.2024: Tescil, ihtiyati tedbiri tek başına önlemez

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 17.10.2024 tarihli, E. 2024/1258, K. 2024/1702 sayılı kararında davalının kendi tescilli markasına dayanması, önceki hak sahibinin ihtiyati tedbir talebini tek başına bertaraf eden bir savunma olarak görülmemiştir. Kararda, önceki marka hakkı ve ayakkabı ürünlerindeki kullanıma ilişkin delil tespiti raporu birlikte değerlendirilerek yaklaşık ispatın sağlandığı kabul edilmiş, tedbire itirazın reddi yönündeki ara karar uygun bulunmuştur. Karar nihai tecavüz hükmü değil, tedbir koşullarına ilişkin bir istinaf incelemesidir.

Sonraki Tescil Savunması Dinlenmiyorsa Davalı Neleri İleri Sürebilir?

SMK m.155, davalının bütün savunmalarını ortadan kaldırmaz; yalnız önceki tarihli hakka karşı sonraki tescili tek başına hukuka uygunluk gerekçesi yapmasını önler. Uyuşmazlığın niteliğine göre aşağıdaki hususlar ayrıca incelenebilir:

  • Öncelik ve hak sahipliği: Davacının ileri sürdüğü hakkın gerçekten önceki tarihli, geçerli ve dava konusu kullanım yönünden etkili olup olmadığı; rüçhan ve başvuru kayıtlarının doğruluğu.
  • Tecavüz koşullarının gerçekleşmemesi: İşaretler arasında karıştırılma ihtimali bulunmaması, ilgili mal veya hizmetlerin koruma alanıyla çatışmaması ya da kullanımın markasal nitelik taşımaması.
  • Hukuka uygun kullanım nedenleri: Somut fiilin dürüst kullanım sınırları içinde kalması veya diğer kanuni sınırlamaların gerçekleşmesi.
  • Davacı markasının kullanımına ilişkin def’i: SMK m.29/2 kapsamında şartları gerçekleşen kullanmama def’inin ileri sürülmesi. Bu savunma, sonraki tescile dayanma savunmasından hukuken farklıdır.
  • Rıza, hak kaybı ve talep sınırları: Geçerli bir iznin kapsamı; koşulları varsa sessiz kalmanın hakka etkisi; ileri sürülen talepler bakımından süre, kusur, zarar ve ispat itirazları.

Özellikle sessiz kalma yoluyla hak kaybı, SMK m.25/6’nın hükümsüzlüğe özgü düzenlemesiyle birlikte, hangi talebin ileri sürüldüğü dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Beş yıllık bir sürenin geçmiş olması, her olayda ve her talep türünde otomatik dava engeli doğurduğu anlamına gelmez. Benzer şekilde eski bir tescile dayanarak yeni bir marka için müktesep hak veya seri marka ileri sürülmesi de bu makalede incelenen m.155 savunma yasağının yerine geçebilecek genel bir muafiyet değildir.

Önceki Marka ile Sonraki Tescil Arasındaki Çatışma Nasıl İspatlanır?

Uyuşmazlıkta iki farklı ispat düzeyi bulunur: sicilden doğan tarihler ve hak kapsamı ile piyasadaki fiilî kullanım. Birinci grupta marka sicil kayıtları, başvuru belgeleri, rüçhan bilgileri, mal ve hizmet listeleri, devir veya lisans kayıtları incelenir. İkinci grupta ise davalının işareti tüketiciye hangi biçimde sunduğunu gösteren deliller önem kazanır.

  • Sicil ve başvuru belgeleri: Taraf markalarının örnekleri, başvuru ve rüçhan tarihleri, koruma kapsamı, tescil durumu ve varsa ilgili sicil değişiklikleri.
  • Fiilî kullanım belgeleri: Ürün ve ambalaj örnekleri, tarihli fotoğraflar, tabela görselleri, kataloglar, satış kayıtları, reklamlar ve ticari yazışmalar.
  • Dijital kullanım belgeleri: Web sayfası içerikleri, alan adı ve arama reklamı kullanımları, tarih ve kaynak bilgisi korunmuş ekran görüntüleri.
  • Karıştırılma göstergeleri: Yanlış adrese giden siparişler, tüketici başvuruları, satış kanallarının ortaklığı, hedef kitle ve gerektiğinde teknik bilirkişi incelemesi.

Davalının “yalnız tescilli markamı kullanıyorum” beyanı ile fiilî olarak kullandığı işaretin sicildeki örneğe uygunluğu karşılaştırılmalıdır. Davacı da önceki tarihli sicil belgesini göstermekle yetinmeyip tecavüz iddiasını destekleyen somut kullanımı ortaya koymalıdır. Özellikle değiştirilebilen dijital içeriklerde delil tespiti ve delillerin zaman bağlamıyla korunması önemlidir.

Taraflar Açısından Dava, Tedbir ve Tescilin Geleceği

Önceki hak sahibi, SMK m.149 uyarınca koşulları varsa tecavüzün tespitini, muhtemel tecavüzün önlenmesini, devam eden fiillerin durdurulmasını, sonuçların kaldırılmasını ve zararının tazminini talep edebilir. Bu taleplerin hangisinin hangi koşullarla ileri sürüleceği marka hakkına tecavüz davasının ayrı konusudur. Sonraki tescil davalıya otomatik dokunulmazlık sağlamadığı gibi, davacının her talebi de ayrıca değerlendirme yapılmaksızın kabul edilmez.

SMK m.159 uyarınca fiilî tecavüz veya tecavüzün gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar bulunduğu kanunda aranan ölçüde ortaya konulabiliyorsa ihtiyati tedbir gündeme gelebilir. Davalının marka belgesi, tek başına tedbir talebinin reddi nedeni değildir; yaklaşık ispat, tedbirin kapsamı ve karşı tarafın menfaatleri somut olay bakımından incelenir.

Marka hakkına ilişkin hukuk davalarında görevli mahkeme, SMK m.156 uyarınca fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde kanunda öngörülen görev ve yargı çevresi kuralları uygulanır. Yetki bakımından m.156/3, hak sahibinin üçüncü kişiler aleyhine açacağı davalarda davacının yerleşim yerini veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği ya da etkilerinin görüldüğü yeri esas alır. Parasal taleplerle birlikte ileri sürülen istemlerin dava şartı arabuluculuk yönünden niteliği ayrıca incelenmelidir. Zamanaşımı incelemesi de talep türü ve ihlal dönemi dikkate alınarak yapılır.

Sonraki marka sahibi bakımından tecavüz davasındaki savunma başarısız olsa bile tescilin sicilden çıkarılması ayrı bir sonuçtur. Sicildeki kaydın hükümsüzlük yoluyla kaldırılması isteniyorsa bunun kanuni koşulları ve taraf teşkili ayrıca sağlanmalıdır. Buna karşılık davalı, kendi tescilinin varlığını önceki hak sahibinin fiilî kullanımı durdurma talebini sürekli ertelemek amacıyla ileri süremez.

2017 Öncesi Davalarda Aynı Kural Her Zaman Uygulanır mı?

Hayır; uyuşmazlığın zaman bakımından tabi olduğu hukuk belirlenmelidir. SMK m.155, 10 Ocak 2017’de yürürlüğe giren 6769 sayılı Kanun’la getirilen bir düzenlemedir. Mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname döneminde, iyi niyetle tescil edilmiş sonraki markanın hükümsüz kılınmadığı sürece kullanılmasının tecavüz oluşturmayacağı yönünde farklı bir yargısal yaklaşım bulunmaktaydı. Bu nedenle eski dönem olaylarında başvuru, fiil, dava ve karar tarihleri birbirine karıştırılmamalıdır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.12.2025 tarihli, E. 2025/2571, K. 2025/7814 sayılı kararında davanın 30.06.2016 tarihinde açılmış olması belirleyici görülmüştür. Daire, bu somut uyuşmazlığa mülga 556 sayılı KHK döneminin yaklaşımının uygulanması gerektiğini belirtmiş; sonraki markalar hakkında açılmış ve henüz sonuçlanmamış hükümsüzlük davalarının beklenmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı vermiştir. Bu karar, 2025 yılında verilmiş olmasının tek başına SMK m.155’in her eski dosyaya uygulanacağı anlamına gelmediğini ortaya koyar.

Dolayısıyla güncel bir marka çatışmasında m.155 temel hareket noktası olsa da, eski tarihli uyuşmazlıklarda uygulanacak hukuk rejimi ayrıca gerekçelendirilmelidir. Aynı kuralın mekanik biçimde geçmişe yürütülmesi veya mülga dönem kararlarının bugünkü davalara aynen taşınması isabetli değildir.

Sıkça Sorulan Sorular

TÜRKPATENT markamı tescil ettiyse neden yine de tecavüz davası açılabilir?

Çünkü tescil, önceki tarihli marka haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. SMK m.155, sonraki tescilin önceki hak sahibine karşı tecavüz davasında hukuka uygunluk savunması olarak kullanılmasını engeller. Tecavüzün diğer şartları ayrıca incelenir.

Davalının markası hükümsüz kılınmadan kullanımı durdurulabilir mi?

SMK m.155’in uygulandığı olaylarda evet, koşulları gerçekleşirse tecavüzün durdurulması ve tedbir istenebilir. Ancak bu karar, sonraki tescilin sicilden kendiliğinden silindiği anlamına gelmez. Hükümsüzlük ayrıca hukuki değerlendirme gerektirir.

İyi niyetle tescil yaptırmış olmak tazminatı tamamen kaldırır mı?

Tek başına kaldırmaz. İyi niyet veya tescile güven savunması, sonraki tescili tecavüz bakımından mutlak izin hâline getirmez. Bununla birlikte tazminatın koşulları ve miktarı belirlenirken kusur, ihlal süresi ve tescilin somut etkisi değerlendirilebilir.

İki marka aynı sınıfta tescilliyse sonraki marka mutlaka tecavüz oluşturur mu?

Hayır. İlgili işaretler, mal veya hizmetler ve tüketicinin karıştırılma ihtimali birlikte değerlendirilir. Aynı sınıf numarası otomatik tecavüz sonucunu doğurmaz.

Önceki marka sahibi başvuruya itiraz etmemişse hakkını kaybeder mi?

Yayıma itiraz edilmemesi, sonraki tescile karşı bütün hukuki yolların kendiliğinden kapandığı anlamına gelmez. Sonraki kullanım, önceki hakkı ihlal ediyorsa m.155 ve ilgili hükümler gündeme gelebilir. Ancak sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve diğer savunmalar ayrı koşullarla değerlendirilir.

Önceki marka sahibinden ihtar alan tescil sahibi ilk olarak neyi kontrol etmelidir?

Her iki markanın başvuru ve rüçhan tarihlerini, tescil kapsamlarını, kendi fiilî kullanımını ve iddia edilen benzerliği karşılaştırmalıdır. İhtara verilecek cevabın yalnız tescil belgesine dayandırılmaması, mevcut delillerin korunması ve uygulanabilecek bağımsız savunmaların değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç

Tescilli marka sahibi olmak, önceki tarihli hak sahibine karşı marka hakkına tecavüz sorumluluğunu otomatik olarak kaldırmaz. SMK m.155 sonraki tescile dayanarak tecavüzden bağışıklık kazanılmasını önler; buna karşılık öncelik, tecavüzün maddi koşulları, uygulanacak hukuk dönemi ve tazminatın kapsamı somut delillerle belirlenir. Önceki marka sahibi açısından yalnız sicil belgesini değil fiilî kullanımı da belgelemek; sonraki tescil sahibi açısından ise tescil savunması yerine hukuken geçerli diğer itirazları ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Uyuşmazlığın niteliğine uygun hak ve talep analizi için marka uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve temsil kapsamında somut dosya incelemesi yapılabilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer