Marka İhlali ve Haksız Rekabet

Marka ihlali ve haksız rekabet aynı uyuşmazlıkta ileri sürülebilir; ancak tescilli markaya yönelik aynı kullanımın yalnızca iki farklı kanun adı altında tekrarlanması, her iki korumanın birlikte uygulanması için yeterli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2026 tarihli kararı, tescilli marka hakkının ihlalini oluşturan ve Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile karşılanan fiil bakımından Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleriyle ayrıca kümülatif koruma sağlanamayacağını kabul etmiştir. Buna karşılık markaya tecavüz iddiasından ayrılabilen yanıltıcı ticari açıklama, müşteri yönlendirme veya başka bir dürüstlük kuralına aykırı davranış varsa bu olgu, kendi koşulları içinde ayrıca haksız rekabet incelemesini gerektirebilir. Belirleyici olan, her talebin dayandığı somut fiilin ve ihlal edilen menfaatin ayrı ayrı ortaya konulmasıdır.

Marka Tecavüzü ile Haksız Rekabetin Temel Ayrımı

Marka hakkına tecavüz, esas olarak tescilli marka sahibinin işaret üzerindeki münhasır yetkisine yönelik müdahaleyi konu alır. SMK m.7/2; işaret ve mal veya hizmetin aynılığını, karıştırılma ihtimalini ve koşulları oluştuğunda tanınmış markanın özel korunmasını düzenler. Tecavüz teşkil eden fiiller SMK m.29’da belirlenmiştir. Bu nedenle bir ürünün üzerinde, işletme tabelasında veya çevrim içi satış ilanında işaret bulunması tek başına yeterli değildir; tescil, kullanım biçimi, mal ve hizmet ilişkisi ile ilgili istisnalar birlikte incelenir. Marka hakkının kapsamı ve marka tecavüzü oluşturan fiiller bu özel hukuki denetimin temelidir.

Haksız rekabet ise 6102 sayılı TTK m.54 gereğince, piyasaya katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin korunmasını hedefler. TTK m.55/1’de dürüstlük kuralına aykırı davranışların başlıca örnekleri sayılmıştır. Bunlar arasında başka bir işletmenin malları veya faaliyetleriyle karıştırılmaya yol açan önlemler (m.55/1-a-4), işletme ya da ürün hakkında yanıltıcı açıklamalar (m.55/1-a-2) ve rakibi gereksiz yere kötüleme (m.55/1-a-1) bulunur. Liste örnekleyicidir; ancak haksız rekabet sonucuna ulaşmak için somut ticari davranışın neden dürüstlük kuralına aykırı olduğunun gösterilmesi gerekir.

Özet ölçüt: SMK yönünden soru, tescilli marka hakkına hukuken korunan alan içinde müdahale edilip edilmediğidir. TTK yönünden soru, ileri sürülen ticari davranışın dürüst rekabet düzenini ihlal edip etmediğidir. Amaçların farklı olması, aynı markasal fiil nedeniyle iki ayrı hükmün mutlaka birlikte kurulacağı anlamına gelmez.

2026 Hukuk Genel Kurulu Kararı ve Kümülatif Koruma Sınırı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/734, K. 2026/377, T. 18.06.2026 tarihli kararında, tescilli marka ve tasarım haklarına tecavüz oluşturan aynı eylem nedeniyle SMK ile TTK haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanamayacağı sonucuna oy çokluğuyla ulaşmıştır. Uyuşmazlıkta davacı, tescilli marka ve tasarımına dayanan tecavüz taleplerinin yanında aynı kullanım nedeniyle haksız rekabetin de tespitini, menini ve refini istemiştir. Hukuk Genel Kurulu, SMK’daki özel korumanın söz konusu sınai haklara yönelik müdahaleyi karşılaması ve ayrıca TTK koruması sağlayacak bağımsız bir alanın somut olayda bulunmaması nedeniyle direnme kararını bozmuştur.

Kararın gerekçesinde, 6762 sayılı mülga TTK m.57/5’te ad, unvan ve marka gibi işaretlerin açıkça anılmasına karşılık 6102 sayılı TTK m.55/1-a-4’te bu ifadelerin yer almamasına önem verilmiştir. Aynı doğrultudaki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/5189, K. 2022/1852, T. 14.03.2022 tarihli kararda da, tescilli markanın benzerinin tescilli ürünlerde kullanılmasına dayalı tecavüz kabul edilirken, sırf aynı karıştırılma olgusuna dayanılarak ek bir haksız rekabet hükmü kurulması uygun görülmemiştir.

Hukuk Genel Kurulu kararında karşı oy bulunmaktadır. Karşı oy, marka hakkı koruması ile dürüst rekabet korumasının farklı menfaatlere dayandığını savunarak aynı olayda her iki hukuki sebebe başvurulabileceğini ileri sürmüştür; çoğunluğun benimsediği sonuç ise bu görüş değildir. Kararın tam metni Hukuk Genel Kurulu karar metninden incelenebilir.

Bu içtihadın kapsamı dikkatle okunmalıdır: Karar, tescilli marka hakkına tecavüz olarak zaten karşılanan aynı fiile ikinci bir haksız rekabet etiketi eklenmesini reddeder. Markasal kullanımdan ayrılabilen, farklı unsurları bulunan bir ticari davranışın TTK bakımından incelenmesine ilişkin sorun ise o davranışın kendi maddi vakıaları üzerinden değerlendirilmelidir. Birden çok fikrî hak ve normun genel ilişkisi ayrı olarak fikrî mülkiyette kümülatif koruma ve normların yarışması kapsamında ele alınır.

Aynı Markasal Fiil Neden Tek Başına İki Ayrı İhlal Sayılmaz?

Örneğin bir işletmenin, rakibinin tescilli sözcük markasına karıştırılacak ölçüde benzeyen işareti aynı ürün üzerinde kullanması sebebiyle SMK m.7/2-b ve m.29’a göre tecavüzün varlığı saptansın. Davacının bu tek olayı bir kez “marka tecavüzü”, bir kez de “TTK m.55/1-a-4 kapsamında karıştırma” olarak adlandırması, 18.06.2026 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararı karşısında iki ayrı tespit ve men hükmü kurulması için yeterli olmaz.

Bu, fiilin ticari dürüstlük bakımından önemsiz olduğu veya marka sahibinin korunmasız kaldığı anlamına gelmez. SMK m.149, tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, gerekli koşullarda el koyma ve imha, tazminat ve kararın ilanı gibi geniş talepler sağlar. Marka hakkına tecavüz davasındaki talepler bu nedenle öncelikle özel kanun çerçevesinde somutlaştırılmalıdır.

Önemli ayrım, bir fiilin iki normun kelimelerine benzetilmesi ile marka ihlalinden ayrı bir ticari davranışın ileri sürülmesi arasındadır. Yalnızca “müşteriler karıştı”, “satış kaybı meydana geldi” veya “rakip markanın ününden yararlandı” gibi tecavüz iddiasının zaten çekirdeğinde bulunan ifadelerin tekrar edilmesi, bağımsız TTK iddiası için kendiliğinden yeterli değildir.

Bağımsız Haksız Rekabet İddiası Hangi Hâllerde İncelenir?

Marka tecavüzünden ayrı bir haksız rekabet iddiası, yalnız hukuki nitelendirmeyi değil, ek bir dürüstlük ihlali oluşturan somut davranışı gösteriyorsa anlam kazanır. Özellikle aşağıdaki olgular bağımsız değerlendirmeyi gerektirebilir:

  • Gerçek dışı yetkilendirme beyanı: Satıcının, marka sahibinden yetki veya distribütörlük almamasına rağmen kendisini “resmî üretici”, “tek yetkili bayi” yahut markayla kurumsal bağlantısı olan işletme olarak tanıtması. Burada yalnız işaretin kullanılması değil, ayrıca ileri sürülen ticari statünün doğruluğu araştırılır (TTK m.55/1-a-2).
  • Rakibi hedef alan yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalar: Markaya benzer işaret kullanımından ayrı şekilde rakip ürünün güvenilirliği, niteliği veya faaliyeti hakkında gerçek dışı iddiaların yayılması (TTK m.55/1-a-1).
  • Bağımsız satış ve sunum aldatmacası: Tescilli işaretin unsurlarından bağımsız olarak ürünün menşei, işletme kimliği, satış koşulları veya hizmet kapsamı hakkında tüketicinin kararını etkileyen yanlış bilgiler verilmesi. Somut davranış TTK m.54 ve ilgili m.55 bentleri yönünden ayrıca incelenir.
  • Marka tescilinin korumadığı ayırt edici ticari takdim unsurları: Tescilli markanın taklidi dışında kalan ve piyasada bir işletmeye özgü hâle gelmiş sunum düzeninin veya faaliyet biçiminin dürüstlük kuralına aykırı şekilde karıştırılmaya yol açması. Bu olgunun korunabilirliği, markadan bağımsız ayırt ediciliği ve varsa başka özel koruma hükümleri ayrıca araştırılır.

Bu örnekler, TTK talebinin mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez. Davacı; iddia edilen ek fiili, fiilin SMK kapsamında zaten karşılanan davranıştan ayrıldığı noktayı ve TTK’nın uygulanmasını haklı kılan olguları somutlaştırmalıdır. Özellikle taklit ürün ambalajında markasal karıştırılma ile ambalajın tescil dışı takdim özelliklerinin taklidi birbirine karıştırılmamalıdır. Tasarım hakkıyla TTK arasındaki özel ayrım, tasarım ihlali ve haksız rekabet incelemesinin konusudur.

Somut Olaylara Göre Hukuki Nitelendirme

OlayÖncelikli değerlendirmeTTK yönünden sonuç
Tescilli markaya benzer işaret, aynı ürün üzerinde kullanılıyor.SMK m.7 ve m.29; karıştırılma ve kullanım incelemesi.Yalnız aynı işaret ve aynı karıştırılma vakıası için ikinci bir haksız rekabet hükmü kurulmaz.
İşareti kullanan satıcı, ayrıca gerçekte bulunmayan resmî bayilik ilişkisi ilan ediyor.Markasal kullanım varsa SMK yönünden inceleme.Sahte yetki açıklaması, ayrı delillerle TTK m.55/1-a-2 bakımından incelenebilir.
Rakip hakkında gerçeğe aykırı kalite ve güvenlik iddiaları yayımlanıyor.Marka kullanımı bulunmayabilir.TTK m.55/1-a-1 kapsamında bağımsız haksız rekabet söz konusu olabilir.
Tescilsiz bir işletme işareti veya sunum şekli taklit ediliyor.Sırf bu nedenle tescilli markaya tecavüz sonucu çıkarılamaz.TTK m.54 ve m.55 koşulları, ayırt edici piyasa algısı ve dürüstlük ihlali üzerinden araştırılır.
Orijinal ürün dürüst biçimde yeniden satılıyor, yetkili satıcıymış gibi gösterilmiyor.SMK m.152 kapsamında hakkın tükenmesi değerlendirilebilir.Sırf yeniden satıştan haksız rekabet sonucu doğmaz; ayrı aldatıcı davranış aranır.

Örneğin internet arama reklamında başka bir markanın kullanılması değerlendirilirken, önce anahtar kelime reklamında marka ihlali koşulları incelenir. Reklam metninde gerçekte olmayan bayilik ilişkisi anlatılıyorsa bu ayrıca, markanın anahtar sözcük olarak kullanılmasından farklı bir yanıltıcı beyan olarak belgelenmelidir. Satıcı ve platformun ayrı ayrı hangi kullanımlardan sorumlu olduğu ise e-ticarette marka ihlali ve satıcı sorumluluğu kapsamında ele alınır.

Kimler Başvurabilir, Kimlere Karşı Talepte Bulunulabilir?

SMK’ya dayalı tecavüz taleplerini kural olarak tescilli marka sahibi ileri sürer; lisans alanın dava yetkisi SMK m.158’deki inhisari veya inhisari olmayan lisans rejimine göre belirlenir. Bu nedenle markayı fiilen satan, dağıtan veya kullanan her işletmenin otomatik olarak marka tecavüzü davası açma yetkisi yoktur. Lisans alanın dava hakkı bu ayrımın özel konusudur.

TTK m.56/1 ise müşterileri, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören ya da zarar tehlikesiyle karşılaşan kişiye haksız rekabet davaları açma imkânı tanır. Maddenin ikinci fıkrasındaki müşterilerin yetkileri ile üçüncü fıkrasında anılan oda, birlik ve belirli kuruluşların talep edebilecekleri koruma yolları ayrıca sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla marka hakkı sahipliği ile haksız rekabetten dava açma sıfatı aynı şey değildir. Marka üzerinde hak sahibi olmayan bir kişi, kendi ekonomik menfaatinin haksız rekabet nedeniyle etkilendiğini somut olarak gösteriyorsa uygun TTK talebine sahip olabilir; bu durum ona başkasının tescilli markasından doğan münhasır hakları vermez.

Davalı bakımından da hangi fiilin kimin tarafından gerçekleştirildiği belirlenmelidir: üretici, ithalatçı, satıcı, reklam veren ve platformun eylemleri birbirinin yerine geçirilemez. TTK m.57 ve m.58’in çalıştıran ile basın, yayın, iletişim ve bilişim işletmelerine ilişkin özel sorumluluk rejimleri, gerektiğinde ayrıca incelenir.

İspat ve Deliller Nasıl Ayrıştırılmalı?

İki farklı hukuki dayanak söz konusu olduğunda yalnızca tek bir ürün fotoğrafını dosyaya koymak ve “her iki fiil de oluşmuştur” demek yeterli olmayabilir. İddia, unsurlarına ayrılarak belgeye bağlanmalıdır:

  • Marka tecavüzü için: TÜRKPATENT sicil kaydı, başvuru ve tescil tarihleri, mal-hizmet listesi, ihlale konu işaretin fiilî kullanım örnekleri, ürün ambalajı, satış sayfası ve ilgili tüketici çevresinde karıştırılma ihtimalini gösteren olgular.
  • Bağımsız TTK fiili için: İleri sürülen özel beyanın veya davranışın tam içeriği, yayımlanma zamanı ve mecrası, neden yanıltıcı veya dürüstlüğe aykırı olduğu, iddia edilen yetki ilişkisinin bulunmadığını gösteren sözleşme ve yazışmalar, pazar ve müşteri ilişkisine etkisi.
  • Ekonomik sonuç için: Siparişler, iadeler, müşteri başvuruları, doğrulanabilir satış kayıtları, kampanya verileri ve zarar ile fiil arasındaki nedensellik bağını ortaya koyabilecek mali belgeler.

Çevrim içi kayıtların yalnız ekran görüntüsü olarak saklanması tarih ve kaynak bakımından uyuşmazlığa yol açabilir. Değiştirilebilen içeriğin uygun usulle tespiti, URL ve zaman bilgisinin korunması, gerekiyorsa mahkeme aracılığıyla delil tespiti yapılması önemlidir. Marka ihlalinde delil tespiti ile haksız rekabetin ayrı vakıalarını kanıtlayan belge düzeni bu noktada birbirini tamamlar. HMK m.33 uyarınca hâkim hukuku resen uygular; fakat taraflar ileri sürdükleri maddi vakıaları ve taleplerini açıkça ortaya koymalıdır.

SMK ve TTK Kapsamındaki Taleplerin Sınırı

SMK m.149/1, marka hakkına tecavüzün tespiti, muhtemel ihlalin önlenmesi, devam eden fiilin durdurulması, sonuçlarının kaldırılması ve uygun koşullarda el koyma, markanın silinmesi, imha, tazminat ve hükmün ilanı gibi talepleri düzenler. TTK m.56 ise haksız rekabetin tespitini, menini, maddi durumun kaldırılmasını, yanıltıcı beyanın düzeltilmesini, koşullar varsa imhayı ve kusura bağlı tazminatı öngörür. TTK m.59, hükmün kesinleşmesinden sonra ilanına ilişkin ayrıca düzenleme içerir.

Bu taleplerin adlarının benzemesi, ayrı hükümlere otomatik olarak hak kazanıldığı anlamına gelmez. SMK kapsamında bütünüyle giderilen aynı markasal tecavüz için TTK üzerinden ikinci bir tespit, men veya ref kararı istenmesi, Hukuk Genel Kurulunun 2026 tarihli kararı uyarınca kabul görmez. Farklı ticari davranışlara dayanan TTK talebi varsa bunun hangi davranışın durdurulmasına veya hangi yanlış açıklamanın düzeltilmesine yönelik olduğu dava dilekçesinde ayrıca belirtilmelidir.

İhlal yargılama sürerken devam ediyorsa veya etkileri güçleşecekse, marka bakımından SMK m.159 şartlarına göre ihtiyati tedbir değerlendirilebilir. Birlikte ileri sürülen farklı taleplerin her biri açısından yaklaşık ispat, talebin ölçülülüğü ve tedbirin kapsamı ayrı gerekçelendirilmelidir.

Tazminat ve Mükerrer Tahsil Yasağı

Tek zarar, marka tecavüzü ve haksız rekabet adı altında iki kez tazmin edilemez. SMK m.150-151, marka hakkının ihlaline bağlı zararı; TTK m.56/1-d ve (e) ise haksız rekabet sebebiyle koşulları oluşan maddi ve manevi tazminatı düzenler. SMK’da yoksun kalınan kazanç bakımından hak sahibinin seçebileceği hesaplama yöntemleri vardır. TTK’da ise hâkim, koşulları oluştuğunda haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına karar verebilir. Bunlar aynı ekonomik kayıp için iki bağımsız ödeme yaratmaz.

Birden fazla bağımsız davranış iddia ediliyorsa zarar kalemlerinin hangi fiilden doğduğu açıklanmalı; örtüşen satış kaybı veya müşteri kaybı tutarları iki kez toplanmamalıdır. Türk Borçlar Kanunu m.60’taki sorumluluk sebeplerinin yarışması kuralı da kanunda aksi öngörülmedikçe zarar görene uygun giderim sağlayan hukuki sebebin seçimine ilişkindir; 2026 tarihli Hukuk Genel Kurulunun reddettiği, aynı markasal tecavüz için ikinci bir haksız rekabet hükmü kurulması sonucunu kendiliğinden doğurmaz.

Marka bakımından maddi tazminatın hesaplanması ve şartları varsa marka itibar tazminatı ayrıca incelenmelidir. Farklı fikrî haklara dayanılan daha geniş uyuşmazlıklarda mükerrer tazminat ve tahsil sorunu bağımsız bir başlıktır.

Zamanaşımı ve Başlangıç Tarihleri

Marka hakkından doğan özel hukuk taleplerinde SMK m.157, Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımı hükümlerine gönderme yapar. Haksız fiile dayalı tazminat istemlerinde TBK m.72 uyarınca kural olarak zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl söz konusudur; kanunda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı ihtimali ayrıca değerlendirilir.

TTK m.60 ise TTK m.56’da yazılı haksız rekabet davaları için hakkın doğumunun öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde hakkın doğumundan itibaren üç yıl zamanaşımı öngörür; fiilin aynı zamanda daha uzun ceza zamanaşımına bağlı suç oluşturması hâlinde kanuni istisna uygulanır. Süregelen veya tekrarlanan fiiller bakımından başlangıç tarihleri ve talebin niteliği ayrıca saptanmalıdır. İki ayrı hukuki sebebin birlikte dilekçeye yazılması, biri bakımından geçmiş zamanaşımını diğerinin süresiyle uzatmaz.

Görev, Yetki ve Birlikte Dava Açılması

Marka hakkına tecavüz davalarında SMK m.156 uyarınca görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde kanunda belirtilen yetkili asliye hukuk mahkemeleri görev yapar. Marka sahibinin üçüncü kişilere karşı açtığı davada yetki, SMK m.156/3’te davacının yerleşim yeri, fiilin gerçekleştiği yer veya etkilerinin görüldüğü yer esaslarına bağlanmıştır.

Yalnız TTK haksız rekabet hükümlerine dayanan ticari davalarda ise kural olarak asliye ticaret mahkemesinin görevi gündeme gelir (TTK m.4-5). Davada SMK’dan doğan marka talebiyle ayrı TTK talebinin birlikte bulunması hâlinde görev, talepler arasındaki bağlantı, uzmanlaşmış mahkemenin kanuni görev alanı ve usul kuralları dikkate alınarak belirlenmelidir; sadece dilekçeye “marka” kelimesinin yazılması görevli mahkemeyi değiştirmez.

HMK m.110, aynı davalıya karşı birbirinden bağımsız birden fazla asli talebin, aynı yargı çeşidine ve ortak yetkili mahkemeye ilişkin şartlar sağlanırsa tek dilekçede ileri sürülmesine imkân verir. Ancak davaların yığılması usul tekniğidir; maddi hukukta bulunmayan ikinci bir haksız rekabet hakkı yaratmaz. Marka-telif gibi farklı fikrî hakların aynı davada ileri sürülmesinin kendine özgü sorunları ise marka ve telif davalarının birlikte açılması başlığında incelenir.

Dava Şartı Arabuluculuk Ayrımı

TTK m.5/A’ya göre ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri bakımından dava açılmadan önce arabulucuya başvuru dava şartıdır. Marka hakkına tecavüz nedeniyle talep edilen parasal tazminat bakımından da ticari dava niteliği ve talebin konusu bu çerçevede değerlendirilir. Buna karşılık sırf tecavüzün veya haksız rekabetin tespiti, men’i ve ref’i yönünden, parasal olmayan taleplerin varlığı tek başına bu dava şartını doğurmaz.

Tespit ve men taleplerine tazminat eklenen bir dosyada, dava şartı her talebin niteliği ve dava açılış tarihi esas alınarak ayrıca değerlendirilmelidir. Birlikte talep edilmesi, arabuluculuğa tabi parasal talebi kendiliğinden muaf kılmaz. Konunun özel usul ayrımı için marka tecavüzünde arabuluculuk incelemesine bakılabilir.

Davalının Savunmaları ve Korumanın Sınırları

Davalı, iddiaları cevaplandırırken iki farklı soru üzerinden hareket edebilir: (i) tescilli markaya tecavüzün kanuni koşulları gerçekleşmiş midir, (ii) marka tecavüzünden bağımsız bir TTK haksız rekabet davranışı gerçekten var mıdır?

  • İşaretin kullanım niteliği: İşaret ticari kaynak göstermek için değil ürünün niteliğini veya kullanım amacını dürüstçe açıklamak için kullanılmış olabilir. SMK m.7/5 kapsamındaki dürüst kullanım istisnası kendi şartlarıyla incelenir.
  • Orijinal ürün savunması: Hak sahibi veya izniyle piyasaya sunulan ürünlerde SMK m.152 uyarınca marka hakkının tükenmesi söz konusu olabilir; ancak yanıltıcı yetkili bayi beyanı gibi ayrı fiiller bundan kendiliğinden meşruluk kazanmaz.
  • Öncelik ve tescil: Davalının kendi adına sonraki tarihli marka tescilinin bulunması, SMK m.155 uyarınca önceki hak sahibinin tecavüz davasında sınırsız savunma sağlamaz. Geçerlilik ihtilafı varsa markanın hükümsüzlüğü gündeme gelebilir.
  • Bağımsız fiilin bulunmaması: TTK talebi yalnız aynı markasal kullanımı ve aynı karıştırılma iddiasını tekrarlıyorsa 2026 Hukuk Genel Kurulu kararı gereğince ayrıca kümülatif koruma istenemeyeceği savunulabilir.
  • Yanıltıcı davranışın kanıtlanmaması: Bayilik ilişkisi, kaynak veya ürün niteliği hakkında yalan bilgi verildiği iddia ediliyorsa hangi beyanın hangi tarihte, kime ve nasıl sunulduğunun; neden yanlış olduğunun somut delillerle ortaya konulması aranır.

Bu savunmalardan birinin marka tecavüzü talebi için başarılı olması, bağımsız bir haksız rekabet fiilinin de mutlaka bulunmadığı anlamına gelmez. Tersi de geçerlidir: TTK kapsamında dürüstlük ihlali kanıtlanamamış olsa bile SMK koşulları gerçekleşmişse marka tecavüzü nedeniyle koruma sağlanabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Marka tecavüzü ve haksız rekabet için aynı anda dava açılabilir mi?

Bir dilekçede farklı asli talepler ileri sürülebilir; fakat bu usul imkânı her iki talebin esas yönünden haklı olduğu anlamına gelmez. Tescilli markaya tecavüzü oluşturan aynı fiil için ayrıca TTK haksız rekabet koruması, 18.06.2026 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca sağlanmaz. Farklı somut davranışlara dayanan TTK iddiası ayrıca incelenebilir.

Markalar karıştırılıyorsa haksız rekabet de otomatik oluşur mu?

Hayır. Tescilli marka ve benzer işaret arasındaki karıştırılma ihtimali SMK korumasının unsuru olabilir. Aynı karıştırılmanın sırf TTK m.55/1-a-4 olarak yeniden adlandırılması ikinci bir koruma sonucu doğurmaz.

Sahte “resmî bayi” ifadesi ayrıca haksız rekabet midir?

Gerçekte bulunmayan ticari yetkilendirme ilişkisini ilan etmek, işaretin markasal kullanımından ayrı bir yanıltıcı ticari açıklama oluşturabilir. TTK m.55/1-a-2 bakımından açıklamanın içeriği, gerçeğe aykırılığı ve ticari bağlamı somut delillerle değerlendirilir.

Tescilsiz işaret haksız rekabetle korunabilir mi?

Koşulları varsa evet. Tescilsiz işaretin veya piyasada ayırt edici özellik kazanmış ticari sunumun dürüstlük kuralına aykırı biçimde taklidi TTK m.54-55 kapsamında korunabilir. Bunun için işaretin kullanımı, piyasa algısı ve iddia edilen karıştırılma veya başka dürüstlük ihlali somutlaştırılmalıdır.

İki hukuki sebep yazılırsa iki ayrı tazminat alınır mı?

Hayır. Aynı ekonomik zararın iki kez giderilmesi mümkün değildir. Gerçekten farklı fiiller ve farklı zarar kalemleri varsa bunlar ayrı gösterilir; örtüşen kayıplar mükerrer tahsil edilemez.

Bu uyuşmazlıklarda hangi mahkeme görevlidir?

SMK’ya dayalı marka tecavüzü için fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi; yalnız TTK haksız rekabetine dayanan ticari davada kural olarak asliye ticaret mahkemesi gündeme gelir. Birden fazla talebin birlikte yöneltildiği dosyada görev ve yetki usul kurallarına göre ayrıca incelenir.

2026 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararı bütün haksız rekabet davalarını engelledi mi?

Hayır. Karar, tescilli sınai haklara tecavüz teşkil eden aynı eylemin, özel kanun korumasına ek olarak yalnız aynı gerekçeyle TTK kapsamında yeniden korunmasına ilişkindir. Marka ihlalinden ayrı biçimde ileri sürülen gerçek dışı ticari açıklama veya başka bağımsız dürüstlük ihlali kendi şartlarıyla inceleme konusu olabilir.

Sonuç

Marka ihlali ve haksız rekabet bakımından ilk adım, her hukuki talebin dayandığı davranışı birbirinden ayırmaktır. Tescilli marka hakkına yönelik aynı işaret kullanımı SMK ile korunuyorsa, bunu sırf ikinci kez TTK m.55 kapsamında nitelendirmek 18.06.2026 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararının kabul ettiği sınırla bağdaşmaz. Buna karşılık farklı bir yanıltıcı beyan veya bağımsız dürüstlük ihlali mevcutsa, bu fiilin unsurları, delilleri, davacı sıfatı, talepleri ve süreleri ayrıca ele alınmalıdır.

Somut olayda markasal kullanımın hukuki niteliği, bağımsız ticari davranışların bulunup bulunmadığı ve ileri sürülebilecek koruma talepleri, marka hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların değerlendirilmesi kapsamında incelenebilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer