Kamuoyunda fon kanunu olarak bilinen 7596 sayılı Kanun, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarının nasıl tasfiye edileceğini, yatırımcıya kimin, ne kadar ve hangi sırayla ödeme yapılacağını ve fonlardan kaçırılan değerlerin kimden geri alınacağını düzenleyen özel bir kanundur. Kanun 22 Ekim 2026’da TBMM’de kabul edildi, 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı ve hükümleri 17 Eylül 2026’dan geçerli kılındı. Bu yazıda 7596 sayılı Kanun’un dokuz maddesini tek tek inceliyor, her hükmün yatırımcı için ne anlama geldiğini ve hangilerinin Anayasa’ya aykırı olduğunu açıklıyoruz.
Kanun, yatırımcıya bir güvence getirmiş gibi görünse de en kritik hükümlerinde yatırımcının elindeki hakları daraltıyor. Satış talimatı vermiş ama parasını alamamış yatırımcıyı alacaklı olmaktan çıkarıp pay sahibine çeviriyor, nakit yetmediğinde paylaştırmanın ölçüsünü fon fiyatından endeksli anaparaya kaydırıyor ve bunu geriye dönük yapıyor. Bu nedenle 7596 sayılı Kanun’u yalnızca “ödemeler nasıl yapılacak” sorusuyla okumak yanlıştır; her maddesi aynı zamanda bir dava stratejisinin konusudur. Fonun hukuki yapısını yatırım fonunun hukuki niteliği, olağan tasfiye rejimini yatırım fonu tasfiyesi yazılarımızda ayrıca açıkladık.
7596 Sayılı Kanun (Fon Kanunu) Hakkında Kısa Cevaplar
- Yürürlük: 27 Ekim 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi; hükümleri 17 Eylül 2026’dan itibaren geçerli (m.8).
- Kapsam: Yalnızca SPK’nın 17 Eylül 2026 kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve 27 Ekim 2026 itibarıyla tasfiyesi tamamlanmamış fonlar. Tasfiyesi bu tarihten önce tamamlanan fonlar kapsam dışında kaldı (m.1, m.2/1-b).
- PBLK: 17 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS’a iletilip temerrüt veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen ve payları bloke edilen talimat sahipleri “fon pay sahibi” sayıldı (m.3/5).
- Ara ödeme: SPK’nın belirlediği fonlarda, fon başına en fazla 1.000.000 TL ara ödeme yapılabilir (m.4/2). SPK, 27 Ekim 2026 tarihli 2026/76 sayılı bülteniyle Tera, Pusula ve Atlas fonlarında Kanun kapsamında tasfiyeye başladı; ilk ödemeler para piyasası fonlarından başlıyor.
- Tam ödeme: Fonun nakdi yeterse ödeme tasfiye kararından bir önceki gün sonu fiyatıyla yapılır. Nakit yetmezse paylaştırma, enflasyonla endekslenmiş net yatırım tutarına göre yapılır (m.4/1).
- Dava: Kanun dava yolunu kapatmadı. SPK işlemlerine karşı iptal davası, PYŞ, yöneticiler ve dağıtıcı bankaya karşı tazminat davası ve Kanun hükümlerinin Anayasa Mahkemesi’ne taşınması mümkündür.
7596 Sayılı Kanun Nedir, Fon Kanunu Hangi Fonlara Uygulanır?
Kanunun tam adı “Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun”dur. Amaç maddesine göre Kanun, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlardan, Kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış olanların “adil, şeffaf ve etkin” şekilde tasfiyesini, fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin geri kazanılmasını, zararın sorumlulardan tahsilini ve geri kazanılan değerlerin yatırımcıya ödenmesini düzenler (m.1/1).
17 Eylül 2026’da SPK; Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls portföy yönetim şirketlerinin TEFAS’taki fonlarını işleme kapattı ve 131 fon için tasfiye kararı verdi. MKK kayıtlarına göre bu fonlarda 455.758 tekil yatırımcı bulunuyordu. A1, Bulls ve Pardus fonlarında ödemelerin büyük kısmı Kanun yayımlanmadan önce tamamlandı. Kanun, 27 Ekim 2026 itibarıyla tasfiyesi bitmemiş fonlara uygulanır.
Olaya özgü kanun sorunu
Kanun, kendi kapsamını bilerek dar tuttu: 7596 sayılı Kanun hükümleri, bu fonlar dışındaki yatırım fonları için “genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmaz” (m.1/2). Yani bu, belirli bir olay ve belirli bir yatırımcı topluluğu için çıkarılmış bir kanundur.
Bu tercih masum değildir. Kanunların genel, soyut ve nesnel olması hukuk devletinin gereğidir. Belirli bir olayı ve sonucu önceden bilinen kişileri hedef alan, üstelik geriye yürüyen bir kanun, yasama işlemi görünümünde bir idari tasarruftur. Bu özellik, aşağıda ele aldığımız geriye yürüme ve eşitlik sorunlarını ağırlaştırır.
7596 Sayılı Kanun’daki Temel Kavramlar (m.2)
Kanunun tanımlar maddesi, uygulamada en çok tartışılacak üç kavramı belirliyor.
- Fon: SPK’nın 17 Eylül 2026 kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve Kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış fonların her biri (m.2/1-b). Her fon ayrı hesaplanır; ara ödeme tavanı da fon bazında uygulanır.
- Fon pay sahibi: MKK ve tasfiye ile görevli kuruluş kayıtlarının mutabakatı sonucunda, ilgili fonun tasfiye bakiyesinden ödeme alma hakkı bulunduğu tespit edilen katılma payı sahibi (m.2/1-c). Pay sahipliğinin kaynağı MKK kaydıdır; yatırımcının elindeki banka ekranı değil.
- Geri kazanım hesabı: Kanun kapsamında tahsil veya iade edilen tutarların TMSF nezdinde, TMSF’nin kendi malvarlığından ayrı ve her fon için ayrı alt hesaplarda izlendiği özel hesap (m.2/1-ç).
Tasfiyenin Yürütülmesi ve SPK’nın Yetkileri (m.3/1-4)
Tasfiye, SPK’nın gözetim ve denetiminde, SPK’nın görevlendirdiği kuruluşlar tarafından yürütülür. Tera ve Pusula fonlarında bu görev Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankası’na verildi. SPK; tasfiyenin aşamalarını, fon varlıklarının tespitini ve nakde çevrilmesini, değerleme esaslarını, fon pay sahipliğinin belirlenme şeklini, ara ve nihai ödemeyi ve dağıtım sırasını belirlemeye yetkilidir (m.3/1).
Tasfiye ile görevli kuruluş, mümkün olan en yüksek ekonomik değeri elde etmekle yükümlüdür. Borsa fiyatı gerçek değeri yansıtmıyorsa veya tasfiyeyi geciktirecekse SPK; geri alım, hâkim ortağa satma hakkı, toptan satış, özel işlem bildirimi ve geçici farklı fiyat marjı gibi yöntemlere karar verebilir; varlıkların borsa dışında satışına da onay verebilir. Bu satışlarda yatırım fonu düzenlemelerindeki kısıtlamalar uygulanmaz ve alıcıya belirli süre borsada satış yasağı getirilebilir (m.3/2).
Tasfiye sırasında tahsil edilen tutarlar, zorunlu giderler düşüldükten sonra tasfiye malvarlığına girer; tasfiye bittikten sonra tahsil edilenler ise geri kazanım hesabına aktarılır (m.3/3). MKK, Takasbank, Borsa İstanbul, bankalar ve kamu kurumları, gizlilik hükümlerine dayanarak bilgi vermekten kaçınamaz (m.3/4); bu yükümlülüğün genel cezai yaptırımını bilgi ve belge vermeme suçu yazımızda ele aldık. SPK’nın olağan dönemdeki tedbir yetkilerini SPK’nın malvarlığını koruyucu tedbirleri ve mali durumu bozulan sermaye piyasası kurumlarına uygulanabilecek tedbirler yazılarımızda inceledik.
Yetki devri sorunu
Mülkiyet hakkı ancak kanunla sınırlanabilir (Anayasa m.13, m.35). 7596 sayılı Kanun ise kimin pay sahibi sayılacağını, ödemenin hangi değerlemeyle ve hangi sırayla yapılacağını büyük ölçüde SPK’nın takdirine bırakıyor. Mülkiyete müdahalenin çerçevesini kanunun değil idarenin çizmesi, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle (Anayasa m.7) bağdaşmaz.
Anayasa Mahkemesi, TMSF’ye sınırlandırıcı bir ölçüt olmaksızın tanınan takdir yetkisinin alacaklıya aşırı külfet yüklediğini ve mülkiyet hakkını ihlal ettiğini daha önce tespit etti (AYM, B. No: 2013/865, 1.6.2016; B. No: 2020/8388, 18.4.2024). Aynı ilke burada da geçerlidir: dağıtım sırası gibi doğrudan yatırımcının alacağını belirleyen bir konu, ölçütsüz biçimde idareye bırakılamaz.
7596 Sayılı Kanun’un PBLK Hükmü (m.3/5)
Kanunun en tartışmalı hükmü budur. Fon pay sahipliği MKK kayıtlarıyla mutabakat sağlanarak fon ve hesap bazında tespit edilir. Fıkranın ikinci cümlesine göre 17 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS’a iletilmiş, ancak fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından, katılma payları bloke edilmiş olanlar fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye hükümlerine tabidir.
Bu hüküm, MKK’da PBLK kodu görünen yaklaşık 200 bin yatırımcıyı ilgilendiriyor. Kanun teklifinin Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde PBLK alacaklarının tasfiye hesabındaki ilk nakitten öncelikli ve derhal ödenmesini öngören önerge reddedildi. SPK da 22 Ekim 2026 tarihli basın duyurusunda takasın ancak nakdin hesaba geçmesi ve pay kaydının kaldırılmasıyla tamamlandığını, PBLK yatırımcılarının diğer pay sahipleriyle eşit değerlendirileceğini açıkladı.
Kanun kendi metninde borcu kabul ediyor
m.3/5’in en zayıf noktası kendi lafzıdır. Hüküm, talimatların “fonun temerrüdü” nedeniyle gerçekleşmediğini söylüyor. Temerrüt, muaccel bir borcun ifa edilmemesidir (TBK m.117). Fon temerrüde düşmüşse, ortada vadesi gelmiş bir para borcu vardır; bu borcun alacaklısı da talimat sahibi yatırımcıdır. Kanun önce borcu kabul ediyor, sonra alacaklıyı pay sahibine çeviriyor. Bu, var olan bir alacağın kanunla geri alınmasıdır.
Bu tespit, PBLK yatırımcılarını iki gruba ayırır:
| Grup | Durum | Hukuki niteliği |
|---|---|---|
| Birinci grup | Talimat TEFAS’a ulaştı, fiyat açıklanmadı | Bedel belirlenmediği için muaccel alacak doğmadı; yatırımcı pay sahibidir. Tez, eşitlik ve paylaştırma anahtarı ekseninde kurulur. |
| İkinci grup | Fiyat belirlendi, valör geldi, ödeme yapılmadı | Bedeli belli, vadesi gelmiş para alacağı vardır; fon temerrüttedir. m.3/5 bu grubun alacağını geriye dönük olarak ortadan kaldırır. |
İkinci gruptaki yatırımcı, katılma payının iadesiyle fon ilişkisinden çıkmış, karşılığında bedeli belli bir para alacağı kazanmıştır. Yargıtay, hesap kapatma talimatıyla sözleşmenin sona erdiğini ve bu tarihten sonra getiri talep edilemeyeceğini kabul eder (Yargıtay 11. HD, E. 2016/2149, K. 2017/1048, 23.2.2017). Getiriden pay alamayan kişinin zarara ortak edilmesi de hakkaniyetle bağdaşmaz.
SPKn m.53/3 bu sonucu haklı çıkarmaz
SPK’nın dayandığı ikinci argüman, 6362 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrasıdır: fon malvarlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir. Bu hüküm fonun kendi borçlarının ödenmesini yasaklamaz. Amacı, fon malvarlığını portföy yönetim şirketinin ve saklayıcının kendi alacaklılarına karşı korumaktır.
Fon toplam değeri zaten varlıklardan borçlar düşülerek hesaplanır (III-52.1 sayılı Tebliğ m.3/1-g). Tasfiye bakiyesi de borçlar ödendikten sonra kalan tutardır (Tebliğ m.28/2). Tasfiyede önce borçların ödenmesi, sonra bakiyenin paylaşılması, Yargıtay’ın ortaklık tasfiyesinde de uyguladığı genel kuraldır (Yargıtay 3. HD, E. 2016/860, K. 2017/510, 24.1.2017). Sermaye piyasası mevzuatı da aracı kurumların tasfiyesinde müşteri alacaklarını kamu alacaklarından bile önce ödetir (6362 sayılı Kanun m.86/5); bu rejimi aracı kurum tedrici tasfiye yazımızda inceledik. Ödenmemiş iade bedeli fonun borcudur; tasfiye bakiyesi paylaştırılmadan önce ödenmelidir.
Karşılaştırmalı hukuk da aynı sonuca varır. İngiliz Privy Council, Pearson v Primeo (2017) kararında iade tarihi gelmiş yatırımcının pay sahibi olmaktan çıkıp alacaklı olduğunu kabul etti. Cayman Temyiz Mahkemesi de Herald v Primeo kararında ödenmemiş iade alacaklısının tasfiyede kalan pay sahiplerinden önce geldiğine hükmetti.
Takas kesinliği ve A/6 kararı
6362 sayılı Kanun’un 79. maddesine göre sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri, tasfiye işlemlerine başlanması dahil, geri alınamaz ve iptal edilemez. Takasbank’ın TEFAS Uygulama Esasları da eşleşmiş emrin iptalini sıkı şartlara bağlar ve valör günü nakit yükümlülüğünü yerine getirmeyen üyeyi ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmüş sayar. Konuyu ayrıntılı olarak takas kesinliği yazımızda inceledik. Emrin iletilmesi ve fiyatlanması için müşteri emrinin gerçekleştirilmesi, katılma payı iadesinin işleyişi için yatırım fonu katılma payının alım, satım ve iadesi, takas altyapısı için merkezî takas kuruluşları ve merkezî karşı taraf yazılarımıza bakabilirsiniz.
SPK da 17 Eylül 2026 tarihli 2026/61 sayılı bülteninin A/6 bendinde, gerçekleşmeyen talimat tutarlarının fona borç olarak tahakkuk ettirilip öncelikli ödeneceğini öngörmüştü. 7596 sayılı Kanun bu önceliği PBLK yatırımcıları için fiilen kaldırdı. A/6, artık uygulanamasa da yatırımcının meşru beklentisinin en güçlü belgesidir.
PBLK yatırımcısının durumunu belirleyen beş aşamalı testi ve 14-16 Eylül emirlerinin ayrıntılı analizini PBLK fon tasfiyesi yazımızda bulabilirsiniz.
Fonla Birlikte Hareket Edenlere Ödeme Yasağı (m.3/6)
6362 sayılı Kanun’un 104 (piyasa bozucu eylem), 106 (bilgi suistimali) veya 107 (piyasa dolandırıcılığı) maddelerindeki fiillerin bu fonlar tarafından, fonlarla birlikte hareket edilerek veya fonların iştirakiyle işlendiği Kurulca tespit edilen kişi ve kurumlara, tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmaz.
Hükmün amacı anlaşılırdır: fonu zarara uğratan kişinin, aynı fonun tasfiyesinden pay alması engellenmek istenmiştir. Ancak araç ölçüsüzdür. Ödeme yasağı mahkeme kararına değil, SPK’nın tespitine bağlandı ve geçici bir tedbir değil, kalıcı bir hak kaybı olarak düzenlendi. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz (Anayasa m.38/4).
Danıştay, SPK’nın piyasa dolandırıcılığı tespitine dayanan işlem yasağını ileriye dönük bir tedbir sayarak masumiyet karinesiyle ilgisiz bulmuştu (Danıştay 13. D., E. 2014/5033, K. 2020/3167, 16.11.2020). m.3/6 ise tedbir değil, sonuç doğuran bir yaptırımdır: kişi, tasfiyedeki payını kesin olarak kaybeder. Bu yaptırım ancak yargı kararıyla uygulanabilir. Kurul tespitine konu olan kişi, bu tespite karşı derhal iptal davası açmalıdır. SPK tespitlerinin dayanağı olan raporları SPK denetim raporu, benzer tedbirleri SPK işlem yasağı yazımızda ele aldık.
7596 Sayılı Kanun’da Net Yatırım Tutarı (m.4/1)
Kanunun ödeme sistemi tek bir soruya bağlıdır: fonun nakdi, yatırımcıların tasfiye kararından bir önceki gün sonu fiyatıyla hesaplanan toplam alacağını karşılıyor mu?
- Karşılıyorsa: Ödeme, bir önceki gün sonu birim pay fiyatı ile ödemeye esas pay adedi üzerinden yapılır.
- Karşılamıyorsa: Ödemede net yatırım tutarı esas alınır. Yatırımcının fona yaptığı her nakit girişi ve fondan aldığı her nakit çıkışı, tasfiye tarihine kadar TÜFE ile Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulüyle uygulanarak güncellenir. Çıkışlar, ilk giren ilk çıkar esasıyla girişlerden düşülür. Hesabı MKK yapar.
Net yatırım tutarı bir ödeme vaadi değil, paylaştırma anahtarıdır
Uygulamada en çok yanlış anlaşılan nokta şudur: net yatırım tutarı, yatırımcıya “anaparanız enflasyon farkıyla ödenecek” güvencesi vermez. Bu yöntem zaten ancak nakit yetmediğinde devreye girer. Nakit yetmiyorsa kimse endeksli tutarın tamamını alamaz. Net yatırım tutarı, eldeki sınırlı nakdin yatırımcılar arasında hangi oranda bölüneceğini belirleyen bir anahtardır.
Anahtarın değişmesi, yatırımcılar arasında servet aktarımı yaratır. Varsayımsal bir örnekle:
| Yatırımcı A | Yatırımcı B | |
|---|---|---|
| Fona giriş | Ocak 2025, 100.000 TL | 10 Eylül 2026, 100.000 TL |
| 16 Eylül 2026 pay değeri | 160.000 TL | 101.000 TL |
| Varsayımsal endeks katsayısı | 1,35 | 1,01 |
| Endeksli net yatırım tutarı | 135.000 TL | 101.000 TL |
| Fiyat anahtarında payı | %61,3 | %38,7 |
| Net yatırım anahtarında payı | %57,2 | %42,8 |
Fon değeri yükseldikçe ve fona erken girildikçe yatırımcının kaybı büyür; zirvede giren yatırımcı ise kazançlı çıkar. Fiyatı yüzde 90’ın üzerinde düşen hisse ve serbest fonlarda tablo tersine döner: pahalıdan giren yatırımcı, az pay adediyle fiyat anahtarında çok küçük pay alırken net yatırım anahtarında daha büyük pay alır.
5667 sayılı Kanun emsali neden bu kanunu kurtarmaz?
Devlet bu yöntemi savunurken İmar Bankası emsaline dayanacaktır. İmar Bankası’nın karşılıksız devlet iç borçlanma senedi sattığı yatırımcılara ödeme yapılmasını düzenleyen 5667 sayılı Kanun da anaparayı enflasyon farkıyla ödemişti. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasında adil dengeyi koruyan bir mekanizma olarak gördü (AYM, B. No: 2013/7035, 30.3.2016; B. No: 2013/7963, 20.4.2016).
İki düzenleme arasında belirleyici farklar vardır:
- 5667 sayılı Kanun’da ödemeyi devlet üstlendi; 7596 sayılı Kanun’da yalnızca fonun kendi varlıkları dağıtılıyor. Devlet, denetim eksikliğinin bedelini yatırımcılar arasında paylaştırıyor.
- İmar Bankası’nın sattığı senetler karşılıksızdı; ortada gerçek bir getiri yoktu. Bu fonlarda gerçek varlıklar ve fiilen elde edilmiş getiriler bulunuyor.
- 5667 sayılı Kanun, yatırımcıyı karşılıksız bir işlemin mağduru olarak korudu. 7596 sayılı Kanun ise bir grup yatırımcının payını diğerine aktarıyor.
Devletin en güçlü savunması şu olacaktır: fon fiyatları manipülasyonla şişirildiyse fiyat anahtarı manipülasyonun sonucunu kalıcı hâle getirir. Bu argüman, fiyatı gerçekten şişirilmiş fonlar için ciddiye alınmalıdır; fon fiyatındaki hataların hukuki sonuçlarını yatırım fonunda fiyatlama hatası yazımızda ele aldık. Ancak her fon için geçerli değildir. Portföyü ağırlıklı olarak ters repo ve kısa vadeli araçlardan oluşan bir para piyasası fonunda fiyat şişirme iddiası kolay kurulamaz. Fon ayrımı yapılmadan tüm fonlara aynı anahtarın uygulanması ölçülülüğün gereklilik unsurunu karşılamaz.
Alacağın enflasyon karşısında eritilmesi mülkiyet hakkını ihlal eder (AYM, B. No: 2017/26283, 15.1.2020). Paylaştırma anahtarının geriye dönük değiştirilmesi de aynı sonucu bazı yatırımcılar için doğurur.
Ara Ödeme: 1 Milyon TL Sınırı (m.4/2-3)
SPK’nın belirlediği fonlarda, nihai ödemeden mahsup edilmek üzere ara ödeme yapılabilir. Ara ödemenin üst sınırı, net yatırım tutarının endeksleme uygulanmadan bulunan kısmı ve 1.000.000 TL’dir:
- Endekslemesiz net yatırım tutarı 1.000.000 TL’nin altındaysa bu tutar kadar,
- 1.000.000 TL veya üzerindeyse en fazla 1.000.000 TL ara ödeme yapılabilir.
- Para piyasası fonları dışındaki fonlarda ara ödeme, hesaplama tarihinden bir önceki gün sonu itibarıyla hesaptaki katılma paylarının değerini aşamaz. Para piyasası fonlarında bu sınır yoktur.
Dağıtılabilir nakit yetmezse SPK, mümkün olan en fazla yatırımcıya ulaşmak için net yatırım tutarı en düşük olandan başlayarak ödeme yapılmasına veya herkese uygulanacak asgari bir ara ödeme tutarı belirlenmesine karar verebilir (m.4/3). Hiçbir yatırımcıya net yatırım tutarını, hesaplanmış hak ve alacak tutarını veya 1.000.000 TL tavanını aşan ödeme yapılamaz. Ara ödeme karşılığında katılma payı iade edilmez; paylar nihai ödemede iade edilir.
SPK, 27 Ekim 2026 tarihli ve 76/1903 sayılı kararıyla (2026/76 sayılı bülten) usul ve esasları belirledi. Tera, Pusula ve Atlas Portföy’ün kurucusu olduğu fonlarda Kanun kapsamında tasfiyeye başlandı ve ilk ödemelerin para piyasası fonlarından yapılacağı açıklandı. Tavan fon bazında uygulanır: üç ayrı fonda payı olan yatırımcı, her fon için ayrı ara ödeme alabilir.
Küçük tutarlılardan başlama yöntemi sosyal açıdan anlaşılır olsa da hukuken sorunludur: aynı fondaki yatırımcılar, yalnızca yatırdıkları tutara göre farklı zamanda ve farklı oranda ödeme alır. Bu, aynı hukuki konumdaki kişilere nesnel bir neden olmaksızın farklı muamele yapılması anlamına gelir (Anayasa m.10).
Fondan Kârla Çıkanların İsteğe Bağlı İadesi (m.4/4)
Tasfiye tarihine kadar paylarını fona iade ederek ödeme almış kişilerin, girişlerinin endeksli tutarını aşan getirisi, SPK’nın ilan ettiği hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilir. 104, 106 ve 107. madde fiillerine konu paylardan kazanç elde edenler için de genel hisse iade hesabına isteğe bağlı iade öngörüldü. Ayrıntıları genel hisse iade hesabı yazımızda inceledik.
Bu hüküm, Kanunun iç tutarlılığını bozar. Fonda kalan veya talimatı ödenmemiş yatırımcı, getirisi zorla paylaştırma anahtarı dışına itilirken; aynı dönemde fondan kârla çıkan yatırımcının getirisi korunur ve iadesi gönüllülüğe bırakılır. Pusula Portföy’ün para piyasası fonundan, temerrüt öncesinde yaklaşık 90,1 milyar TL çıkış yapıldı. Krizi önceden okuyan ve çıkan yatırımcı korunurken, bir gün geç kalan yatırımcının bedeli ödetilmesi eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz.
Önceki Ödemelerin Mahsubu (m.4/5)
Nihai ödemede, yatırımcıya tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesabından veya “diğer hukuki yollardan” daha önce yapılan ödemeler mahsup edilir. Yatırımcının bankaya veya portföy yönetim şirketine karşı açtığı tazminat davasında tahsil ettiği tutar da nihai ödemeden düşülür.
Bu, tazminat davasını anlamsız kılmaz; tam tersine önemini artırır. Fonun nakdi sınırlıdır ve paylaştırma bu sınırlı nakit üzerinden yapılır. Tazminat ise havuzun dışından, sorumlunun kendi malvarlığından gelir ve fondaki ödemeyi beklemeden alınabilir. Ara ödemeyi alırken dekont veya yazışmaya “fazlaya ilişkin talep ve dava haklarım saklıdır” kaydını düşmek, ileride ibra itirazının önüne geçer.
7596 Sayılı Kanun’da Şahsi Sorumluluk ve Geri Kazanım (m.5)
Kanun, fondan kaçırılan değerleri geniş tanımlar. Fon malvarlığından mevzuata aykırı olarak veya şeklen mevzuata uygun olsa bile fonun menfaatine uygun gerçek bir ekonomik amaç olmaksızın; karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle kredi, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım, satım, repo, ters repo ve benzeri işlemler yoluyla ilişkili taraflar, hâkim ortaklar, yöneticiler veya üçüncü kişiler lehine çıkarılan değerler, hukuka aykırı çıkarılmış değer sayılır ve fon zarara uğratılmış kabul edilir (m.5/1).
Bu tanım, yatırımcı açısından son derece önemlidir. TP2 fonunun portföyünün yüzde 63’ünden fazlası ters repodan oluşuyordu ve KAP’a bildirilen borsa dışı ters repo işlemlerinde karşı taraf Tera grubundan bir şirketti. Ayrıntıları TP2 fonu yazımızda anlattık. Bu tür işlemler, Kanunun kendi tanımıyla hukuka aykırı değer çıkarılmasıdır. KAP bildirimlerinin hukuki önemini kamuyu aydınlatma yükümlülükleri ve özel durum açıklaması yazılarımızda açıkladık. Konuyu ilişkili taraf işlemleri, örtülü kazanç aktarımı ve fon bünyesindeki çıkar çatışmaları yazılarımızda ayrıca ele aldık.
Sorumluluk sırası şöyledir:
- Zarardan öncelikle fonun kurucusu veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumludur.
- Tutar şirketten tahsil edilemezse veya edilemeyeceği açıkça belliyse, SPK’nın belirlediği gerçek ve tüzel kişiler ile bunlarla birlikte hareket edenler şahsen sorumludur. Görevden ayrılmış olmak, görev dönemindeki işlemlerden doğan sorumluluğu kaldırmaz (m.5/2).
- SPK, zarar tutarını, sorumluları ve sorumlu oldukları tutarları belirleyerek TMSF’ye bildirir (m.5/3).
- TMSF, 6183 sayılı Kanun ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ilgili hükümlerini uygulayarak tahsil ve takip işlemlerini başlatır. Bu takiplere karşı açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkilidir (m.5/4).
Bu sistem kamu eliyle yürüyen bir tahsilattır; yatırımcının kendi tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Portföy yönetim şirketinin ve yöneticilerinin yatırımcıya karşı sorumluluğu, 6362 sayılı Kanun ve Türk Borçlar Kanunu’nun vekâlet hükümleri çerçevesinde devam eder. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, özen borcunu ihlal eden portföy yönetim şirketi ile gerçek kişi yöneticilerin yatırımcıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna hükmetti (İstanbul BAM 14. HD, E. 2025/1830, K. 2026/1246, 26.6.2026). Ayrıntılar için portföy yönetim şirketinin sorumluluğu ve portföy saklama hizmeti yazılarımıza bakabilirsiniz. Fon hesaplarını denetleyen kuruluşların sorumluluğu için bağımsız denetim kuruluşlarının hukuki sorumluluğu, hatalı değerlemeden doğan sorumluluk için bağımsız değerleme kuruluşunun sorumluluğu yazımız da bu dosyalarla doğrudan ilgilidir.
El Koyma, Müsadere ve Geri Kazanım Hesabı (m.6)
Fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda CMK m.128 uyarınca el koyma kararı verilebilir. El konulan değerler arasında fona doğrudan iadesi hukuken mümkün para ve sermaye piyasası araçları varsa, bunlar CMK m.131 uyarınca fona veya geri kazanım hesabına iade edilir. SPK’nın suç duyurusuna dayanak raporları, CMK m.128’deki suçtan elde edilen değere ilişkin rapor sayılır (m.6/1).
Fona devredilemeyen malvarlığı için TMSF kayyım olarak atanabilir; TMSF bu malvarlığını dava sonucunu beklemeden satabilir (m.6/2). Kayyım sürecinde pay sahiplerinin durumunu kayyım atanan şirkette pay sahibinin hakları yazımızda anlattık. Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen ve fondan çıktığı belirlenen değerler Hazineye gelir kaydedilmez; fona, tasfiye tamamlanmışsa geri kazanım hesabına aktarılır (m.6/3).
Geri kazanım hesabındaki tutarlar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve yatırımcıya ödeme için kullanılabilir; haczedilemez, teminat gösterilemez, üzerine tedbir konulamaz (m.6/5). Bu tutarlar tasfiye sürerken görevli kuruluşa, tasfiye bittikten sonra Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne aktarılır ve katılma payı sahipliği oranında ödenir (m.6/6). Merkezin işleyişini Yatırımcı Tazmin Merkezi yazımızda açıkladık. El koyma ve müsadere süreçlerini sermaye piyasası soruşturmasında el koyma ve kazanç müsaderesi ve mağdura iade yazılarımızda inceledik.
Bu hüküm, yatırımcının ceza soruşturmasına katılmasının neden önemli olduğunu gösterir. El konulan her değer, fona dönecek nakdi artırır. Suçtan zarar gören sıfatıyla soruşturma dosyasına dahil olan yatırımcı, el koyma ve iade süreçlerini takip edebilir. Katılma usulünü piyasa dolandırıcılığı davasına katılma, soruşturmanın SPK başvurusuna bağlı olmasını sermaye piyasası suçlarında yazılı başvuru şartı, ifade sürecini borsa soruşturmasında ifade, aklama boyutunu sermaye piyasası suçlarında aklama, suç tiplerini piyasa dolandırıcılığı suçu ve sermaye piyasasında güveni kötüye kullanma suçu yazılarımızda inceledik.
Diğer Kanunlar, Yürürlük ve Geriye Yürüme (m.7, m.8, m.9)
Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 6362, 5271 ve 5411 sayılı kanunlar ile ilgili mevzuatın bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır (m.7/3). SPK, uygulama usul ve esaslarını belirler; TMSF’nin görev alanındaki konularda TMSF’nin görüşünü alır (m.7/2). Kanunu Cumhurbaşkanı yürütür (m.9).
7596 sayılı Kanun ile takas kesinliği arasındaki çatışma
SPK, m.7/3’e dayanarak 6362 sayılı Kanun’un 79. maddesindeki takas kesinliği kuralının 7596 sayılı Kanun karşısında uygulanamayacağını savunacaktır. Gerçekten de 7596 sayılı Kanun hem daha sonra çıkmış hem de bu fonlara özgü bir kanundur. Ancak kanunlar arası çatışma kuralları anayasal sınırı aşmaya izin vermez. Sorun yorum değil, Anayasa’ya uygunluk sorunudur. Sonraki ve özel kanun, önceki kanunun koruduğu tamamlanmış hukuki durumları geriye dönük olarak ortadan kaldıramaz.
40 günlük geriye yürüme
Kanun 27 Ekim 2026’da yayımlandı ama hükümleri 17 Eylül 2026’dan geçerli kılındı (m.8). Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihadına göre hukuki güvenlik, kanunların geriye yürütülmemesini zorunlu kılar; daha önce tesis edilmiş işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufunda bulunulması hukuki güvenlik ilkesine aykırıdır (AYM, E. 2018/108, K. 2019/5, 13.2.2019).
Kanun koyucu kişilerin lehine olan düzenlemeleri geriye yürütebilir. 7596 sayılı Kanun ise PBLK yatırımcıları bakımından açıkça aleyhe bir düzenlemedir: A/6 ile tanınan önceliği ve m.79 ile korunan alacağı geriye dönük olarak kaldırır. Anayasa Mahkemesi, yargılama devam ederken yapılan kanun değişikliğiyle tasarruf sahiplerinin alacak hakkının etkisiz bırakılmasını ihlal saydı (AYM, B. No: 2020/21022, 14.12.2023). AİHM de geriye etkili bir kanunla tazminat alacaklarının ortadan kaldırılmasını mülkiyetten yoksun bırakma olarak nitelendirdi ve bu yaklaşımı Türkiye hakkındaki kararlarında da uyguladı (AİHM, Kaynar ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 21104/06, 7.5.2019).
7596 Sayılı Kanun Anayasa’ya Aykırı mı?
Kanunun yedi hükmü, yatırımcı aleyhine anayasal sorun taşır. En ağırları m.3/5 ve m.8’dir.
| Hüküm | Aykırılık | Anayasa |
|---|---|---|
| m.3/5 | Muaccel alacağın geriye dönük olarak pay sahipliğine çevrilmesi | m.2, m.13, m.35; Ek 1 No’lu Protokol m.1 |
| m.4/1 | Paylaştırma anahtarının geriye dönük ve fon ayrımı yapılmadan değiştirilmesi | m.10, m.13, m.35 |
| m.4/3 | Tutara göre farklı ödeme sırası | m.10 |
| m.4/4 | Kârla çıkanların korunması, kalanların eritilmesi | m.10 |
| m.3/6 | Mahkeme kararı olmadan kalıcı hak kaybı | m.36, m.38/4 |
| m.3/1, m.7/2 | Mülkiyet sınırlamasının çerçevesinin idareye bırakılması | m.7, m.13 |
| m.8 | Aleyhe hükümlerin 40 gün geriye yürütülmesi | m.2 |
Anayasa Mahkemesi, menkul kıymetlerin alacak hakkı niteliğinde olduğunu ve mülkiyet hakkı kapsamında korunduğunu; bu haklara müdahalede kamu yararı ile birey arasındaki adil dengenin kurulamamasının ölçülülük ilkesini ihlal ettiğini, 6362 sayılı Kanun’un bir hükmünü iptal ederken açıkça belirtti (AYM, E. 2015/29, K. 2015/95, 22.10.2015).
Devletin finansal istikrar savunması meşru bir amaçtır ve Anayasa Mahkemesi bankacılık alanında bu amacı kabul etmiştir (AYM, B. No: 2017/26291, 17.7.2019). Ancak meşru amaç, ölçüsüz aracı haklı kılmaz. Aynı amaca daha hafif araçlarla ulaşmak mümkündü: tahsilatı önce portföy yönetim şirketinden ve yöneticilerden yapmak, sorunlu varlıkları yan hesaba ayırmak, fon türüne göre farklı anahtar uygulamak. Kanun bunların yerine yükü yatırımcılar arasında yeniden dağıtmayı seçti.
Bir noktanın altını çizmek gerekir: bu fonlardaki likidite sorunu ve ilişkili taraf işlemleri bir günde ortaya çıkmadı. Finansal İstikrar Komitesi, Aralık 2025’te serbest fonlar ve para piyasası fonlarındaki gelişmeleri değerlendirmişti. İlişkili taraflarla yapılan borsa dışı ters repolar KAP’a bildiriliyordu. Devlet denetim mekanizmasını zamanında işletmedi; 7596 sayılı Kanun ise bu eksikliğin bedelini yatırımcıya yüklüyor. 5667 sayılı Kanun’da devletin kendi sorumluluğunu üstlenerek ödeme yapmasıyla bu Kanun arasındaki temel fark budur. Denetim görevinin kapsamını SPK denetim yetkisi, bu görevin aksatılmasından doğan sorumluluğu SPK hizmet kusuru ve borsaların hukuki sorumluluğu yazılarımızda ele aldık.
Kanun Anayasa Mahkemesi’ne nasıl taşınır?
- İptal davası (Anayasa m.150-151): Cumhurbaşkanı, TBMM’de en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu veya TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tarafından Resmî Gazete’de yayımdan itibaren 60 gün içinde, yani 26 Aralık 2026’ya kadar açılabilir. Bireysel yatırımcı bu yolu kullanamaz.
- İtiraz yolu (Anayasa m.152): Görülmekte olan bir davada, uygulanacak kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülür. Mahkeme iddiayı ciddi bulursa dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne gönderir ve beş ay bekler. Yatırımcının elindeki asıl yol budur.
- Bireysel başvuru: Kanuna karşı doğrudan bireysel başvuru yapılamaz. Kanunun uygulanmasıyla ortaya çıkan işlem için olağan yargı yolları tüketildikten sonra başvurulur; ardından AİHM yolu açıktır.
Fon Kanunu Karşısında Yatırımcı Ne Yapmalı?
1. Süreleri kaçırmayın
SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli 57/1707 ve 57/1708 sayılı kararlarına karşı iptal davasının son günü 16 Kasım 2026‘dır. Süre, kararların bültende ilan edildiği 17 Eylül’ü izleyen günden başlar. 28 Eylül talimat iptali, 22 Ekim PBLK duyurusu ve 27 Ekim tarihli 2026/76 sayılı bülten de aynı dilekçede dava konusu edilir. Dava, SPK’nın merkezi hâlen Ankara’da olduğu için Ankara İdare Mahkemesi’nde açılır. 16 Kasım’ı kaçıranlar için 2026/76 sayılı bültene karşı süre 28 Aralık 2026 Pazartesi biter. Süreler, görevli mahkeme ve dava stratejisini fon tasfiyesi iptal davası yazımızda ayrıntılı olarak anlattık. SPK kararlarına karşı yargı yolunu SPK kararlarına karşı yargı yolu yazımızda ayrıntılı anlattık. SPK’ya şikâyet dilekçesi vermek dava süresini durdurmaz; şikâyet yolunu SPK’ya şikâyet yazımızda ayrıca açıkladık.
2. Her yatırımcı kendi davasını açmalı
Birden fazla kişinin ortak dilekçeyle dava açabilmesi için hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan olayın aynı olması gerekir (İYUK m.5/2). Her yatırımcının talimatı, payı ve ödeme hesabı farklı olduğundan Danıştay bu tür ortak dilekçeleri reddediyor (Danıştay 8. D., E. 2022/3262, K. 2022/6183, 2.11.2022). Dernekler de üyelerinin kişisel menfaati için kendi adlarına dava açamaz.
Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları geriye yürümez (Anayasa m.153/5). Başka bir yatırımcının davasında hüküm iptal edilse bile, kendi davası olmayan yatırımcının kesinleşmiş dağıtımı yeniden açılmaz. İptal kararından güvenle yararlanmanın yolu, karar çıktığında derdest bir davanızın bulunmasıdır.
3. Süre kaçtıysa yol kapanmadı
İlanı gereken düzenleyici işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işleme, uygulama işlemine veya her ikisine birden dava açabilir (İYUK m.7/4). Ara veya nihai ödeme hesabınız bildirildiğinde, 60 gün içinde hem bu hesaba hem dayanağı olan SPK düzenlemesine karşı dava açabilir ve Kanun hükümlerinin Anayasa’ya aykırılığını bu davada ileri sürebilirsiniz.
4. Tazminat yolunu ayrıca değerlendirin
Portföy yönetim şirketine, yöneticilerine ve size fonu satan bankaya karşı tazminat davası, fonun kasasından bağımsız bir kaynaktır. Serbest fon, nitelikli yatırımcı olmayan kişiye satılamaz. Para piyasası fonu mevduat gibi risksiz diye pazarlandıysa banka yanıltıcı yönlendirmeden sorumludur. Yargıtay, serbest fon satışında yatırımcıyı yeterince bilgilendirmeyen bankayı yüzde 70 oranında kusurlu bulan kararı onadı (Yargıtay 11. HD, E. 2016/1317, K. 2016/9787, 22.12.2016). Dava öncesinde zorunlu arabuluculuğa başvurulur; belirsiz alacak davası kaldırıldığı için dava kısmi dava olarak açılır. Konuyu aracı kurumun yatırımcıyı yönlendirme sorumluluğu, uygunluk ve yerindelik testi ve serbest yatırım fonları yazılarımızda inceledik. Aynı soruşturma nedeniyle hisse yatırımında zarar edenlerin yolları için fon soruşturmasında hisse zararı ve borsa manipülasyonu nedeniyle tazminat davası yazılarımıza bakabilirsiniz.
5. Belgelerinizi şimdiden toplayın
- e-Devlet MKK ekranı: pay adedi ve PBLK kaydı
- Satış talimatının bankaya ve TEFAS’a ulaşma saatini gösteren kayıt
- Talimata uygulanan fiyat ve valör tarihi (bankadan yazılı)
- Fonun izahnamesi ve iç tüzüğü
- Uygunluk testi, risk bildirim formu, nitelikli yatırımcı beyanı
- Satış temsilcisiyle yazışmalar, SMS ve e-postalar
- Ara ödeme bildirimi ve hesap dökümü
7596 Sayılı Kanun Hakkında Sık Sorulan Sorular
Fon kanunu ne zaman yürürlüğe girdi?
27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Hükümleri 17 Eylül 2026’dan itibaren geçerlidir.
Paramın tamamını enflasyon farkıyla alacak mıyım?
Fonun nakdi yeterse ödeme 16 Eylül 2026 gün sonu fiyatıyla yapılır. Nakit yetmezse endeksli net yatırım tutarı bir paylaştırma ölçüsü olarak kullanılır; bu durumda kimse endeksli tutarın tamamını alamaz. Fonun kasasını aşan bir ödeme ancak geri kazanım hesabından veya tazminat davalarından gelebilir.
PBLK yatırımcısı öncelikli ödeme alacak mı?
Kanun m.3/5 PBLK yatırımcısını pay sahibi saydı ve öncelik tanımadı. Fiyatı belirlenmiş ve valörü gelmiş talimat sahibi açısından bu hüküm Anayasa’ya aykırıdır; öncelik hakkı ancak hükmün Anayasa Mahkemesi’nde iptal edilmesiyle geri gelir. Bunun için kendi davanızın bulunması gerekir.
Ara ödemeyi almak dava hakkımı ortadan kaldırır mı?
Hayır. Ara ödeme nihai ödemeden mahsup edilir. Yine de ödeme belgelerine “fazlaya ilişkin talep ve dava haklarım saklıdır” kaydı düşülmesi önerilir.
Diğer yatırımcılarla birlikte tek dava açabilir miyiz?
İdari yargıda ortak dilekçe ancak menfaatlerde iştirak varsa mümkündür; Danıştay bu şartı dar yorumluyor. Her yatırımcının ayrı dilekçeyle dava açması gerekir.
Fondan kârla çıktım; parayı iade etmek zorunda mıyım?
Kanun, getirinin iadesini isteğe bağlı bıraktı. Ancak SPK’nın 104, 106 veya 107. madde fiillerine katıldığınızı tespit etmesi hâlinde m.3/6 uyarınca tasfiyeden ödeme alamazsınız; böyle bir tespite karşı iptal davası açılmalıdır.
7596 sayılı Kanun, fon yatırımcısının haklarını sona erdirmedi; bu hakların hangi yoldan, hangi sürede ve kime karşı kullanılacağını değiştirdi. Sarıoğlu & Sefer Hukuk olarak fon tasfiyesi dosyalarında yatırımcı belgelerini inceleyip her dosya için idari dava, anayasal itiraz ve tazminat yolunu birlikte planlıyoruz. Sermaye piyasası uyuşmazlıklarındaki çalışmalarımız için sermaye piyasası avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.